Her şeyin kendi sınırlarını aşıp taştığı, acının yüreği, anlamın kelimeleri yırtıp geçtiği “ifritten” bir zamanı yaşıyoruz nicedir.
Kimsenin köşesine çekilip dilsizleşmeye hakkı yok.
Anlamakla ve anlatmakla yükümlüyüz.
“Büyük” bir tarihi, “küçük insan öyküleri” ile okuyup yazıyoruz.
Varlıkla yokluk, ümitle tahammül, öfkeyle merhamet, bugünle yarın arasında gidip geliyoruz.
Olamazsak, aklen ve kalben, fıtraten ve vicdanen öleceğimizi biliyoruz.
Biliyoruz yaşatamazsak yaşayamayacağımızı.
Görmezsek körleşeceğimizi, işitmezsek sağırlaşacağımızı ve akl etmezsek geri dönülmez bir şekilde ahmaklaşacağımızı…
Kimse masun değil. Kimse mazur değil.