Derinlik nedir bilir misin Ünal?
Bu öyle ufka bakmaya benzemez.
Yaklaşman gerek.
Haydi gel yaklaş biraz...
Derinlere, derinlerimize dalalım; Aceleden uzak;
Denize ve sahibine güvenerek…
Adım adım...
Tadını alarak; Keyfini çıkararak...
Kocaman bir nefesi çekerken ciğerlerine,
Arandaki mesafe arttıkça yüzeyle,
Artan basıncın sorumlulukları hatırlatmasıyla;
Daha içeri, daha derine...
Derinliğin ihtişamı mı?
Yoksa etrafımdaki suyun kucaklayışı mı?
Keşfin heyecanı mı?
Bilmediğimin çağırısı mı?
Dışarıda aydınlık vardı.
Burada ise karanlık...
Birden içeriden bir ses;
"Hani aydınlık karanlıktan doğar." diyordun ya... Şimdi kaynağa, kaynağımıza gel…
Yaklaş, yaklaş biraz daha.
Seni sarmalayan aynı su değil mi?
Bildiğinin içinde bilmediğine teslime hazır ol;
Şaşırmaya, hayret ve hayranlıklara izin ver ki, Muhteşemliklerin kapısını aralayalım.
Karanlığın içindeki en karanlıktan;
Nasıl doğduğunu hatırlatalım.
İzin ver doğuşuna, doğumuna...
Haaayyyy.