Merhaba, ben kısaca dba.
Burası da Vaveyla.
Adı üstünde... Bazen içimizde sessiz sessiz çığlık attığımız,
bazen “Ben n’apıyorum ya?” diye aynaya baktığımız,
bazen de avaz avaz bağırmak istediğimiz ama susup oturduğumuz o anların mekânı.
Herkes bir şekilde iyileşmenin peşinde bu aralar.
Herkes kendini arıyor, buluyor, bilmem kaçıncı çakrasını açıyor falan…
Ama bazen öyle olmuyor işte. Bazen anlamını aradığımız anlamsızlıkların dehlizlerinde bir başımıza kayboluyoruz.
Bazen sadece biriyle konuşasımız geliyor.
Bazen ise… yok olmak istiyoruz. Yataktan bile çıkasımız gelmiyor.
İşte Vaveyla tam da bunun için var.
Kendime verdiğim bir söz Vaveyla.
Çığlık çığlığa sustuğum ne varsa,
usul usul konuşmaya niyet ettiğim yer.
Bu podcast’te içimdeki boşluklardan, yarım kalışlardan,çaresizliklerden,
ve evet, üzgünüm belki de travmalardan konuşacağım.
Ama öyle karalar bağlayan bir yerden değil.
Çünkü hayat, karalar bağlayıp ömrümüzü heba edecek kadar uzun değil maalesef.
Düşeceğiz, kalkacağız tabii.
Ama biraz da dalga geçmemiz gerek.
Gülmezsek, deliririz çünkü.
Yeni bir şey keşfetmedim.
Bir mucize vaat etmiyorum.
Sadece konuşmaya geldim.
Çünkü biliyorum hepimizin derdi var.
Ve bu dertler, bir şekilde anlatınca, paylaşınca, dinleyince hafifliyor sadece.
Özetle,
Her ne yaşıyorsan,
söz veriyorum ki, sen yalnız değilsin.
Ben de değilim.
İçimizdeki koca boşluklarla, yaralarımızla varız.
Ve son nefesimize kadar da böyle olmaya devam edeceğiz.
Vaveyla’ya hoş geldin.