Yaşar Hocamız, Kur’ân-ı Kerim okumayı ve
ilmihal bilgilerini babasından öğrenir. Yedi yaşında
iken babası, Rahmet-i Rahman’a kavuşur.
İlkokulu Beşiktaş’ta, Esma Sultan’da okuyan
Hocamız, sonra Kabataş Lisesine geçer. Celâleddin
Öktem, Nihat Sami Banarlı, Faruk Naiz
Çamlıbel gibi meşhurlar hocaları olur.
Lisede 10. sınıfta iken meşhur âlim Hüsrev
Hocadan Arapça okumaya başlar. Bu tahsil 12
sene kadar devam eder. 1946’ta yedek subay
olarak askere alınır. İzmir’de askerlik yaparken
yolu tarihi Kestanepazarı Camiine uğrar. Orada
hafızlık yapan talebeleri görür. Hacı Salih Tanrıbuyruğu
ve caminin imamı İbrahim Kılıç hocalarla
tanışır. Onlar talebelere Kur’ân ve tecvit
dersleri okutmaktadırlar. Yaşar Hocamız burada
bir müddet bu derslere katılır. Sonra, Hacı
Salih Tanrıbuyruğu’ndan Arapça, Hadis, Fıkıh,
Tefsir dersleri okutmasını istirham eder. Böylece
Şaban Düz, Raif Cilasun gibi isimler de katılır,
dersler başlar. Yaşar Hocamızın teşvikleriyle
evlerde her akşam benzer dersler de okutulur.
Askerliğini bitirince, Yaşar Hocamız İstanbul’a
döner. Tekrar Hüsrev Hocadan ders almaya
başlar. Bu dersler, Hüsrev Hoca ders okutamayacak
hale gelinceye kadar devam eder.
Zaten bir müddet sonra, 1953’te ruhunun ufkuna
yürür.