İnsanı insan yapan iki boyut var: Biri etten, kemikten, kandan, kastan vs. oluşan bedenin biyolojik yapısı; diğeri ise akıl ve duyguları da kapsayacak genişlikte insanın idrak merkezi olan “kalp”. Şu hususun altını çizmekte fayda var: Dinî literatürde “kalp” denen şey, sol göğüs kafesimizin altında bulunan et parçası değildir. Gazzâlî’nin de ifade ettiği gibi “kalp” insanda latîf ve ruhânî bir cevherdir ki idrak onunla sağlanır. Bunun açılımı şudur: Kalp, her insanı biricik kılan görünmeyen bir özdür ve insanın idrak merkezidir. Vücudumuzdaki “kalp” organıyla karıştırmamak için buna “manevî kalp” denilebilir. Bugünkü bilimde “beyin”e isnat edilen tüm özellikler, dinî literatürde manevî kalbin özellikleridir. Beni “ben” kılan şey bu manevî kalptir. Tüm duygu ve düşüncelerimin merkezi odur. Bütün organlarımı onları kumanda edip yönlendiren odur. “Nefs” ile kastedilen de çoğu zaman aynı şeydir.