Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde, Peygamber Efendimiz’e duyulan sevginin edebiyattaki en saf ve en derin tezahürlerini, naat geleneğinin doğuşunu, mevlidin hakikatini ve aşk-ı Muhammedînin asırlara yayılan izlerini anlatıyor.Bu sohbet; mevlidin neden dinlendiğini, şiirin Peygamber sevgisindeki yerini ve Allah Resûlü’nün yalnızca iman edilen değil, aynı zamanda âşık olunan bir zat oluşunu gönle dokunan bir dille hatırlatıyor.🌹 Bu bölümde,şiirin bir edebî süs değil, bir sevme biçimi,naatin bir metin değil, bir hâl,mevlidin ise bir gelenek değil, bir bağlılık ifadesi olduğu anlatılıyor.🌟 Programda Öne Çıkanlar 🌟✨ Mevlidin hakikati: Mevlidin sevap hesabıyla değil, Peygamber anlatıldığı için dinlenmesi.📜 Naat nedir?: Allah Resûlü’nü konu alan her şiirin bir naat oluşu ve bunun edebî bir mucize sayılması.🌹 Gül ve ter: Peygamber Efendimiz’in terinin gül kokması ve bunun edebiyata yansıması.🖋️ Şiir ve sünnet: Resûlullah’ın şiiri dinlemesi, şairi ödüllendirmesi ve şiirin meşruiyeti.🔥 Aşk-ı Muhammedî: Fuzûlî ile başlayan kavurucu hasret ve Su Kasidesi’nin eşsiz dili.💧 Su ve gül metaforu: Hasretin, aşkın ve vuslat arzusunun şiirdeki sembolleri.✨ Bu bölüm,Peygamber sevgisinin yalnızca bilgiyle değil, hasretle,yalnızca dille değil, gözyaşıyla,yalnızca akılla değil, yanmakla yaşandığını hatırlatıyor.Bu sohbet, bir anlatım değil;bir muhabbet daveti,bir edep çağrısı...🌹“Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su…Kim bu denlü tutuşan odlara kılmaz çare su.”Gelin, Beraber Yürüyelim...