Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, gök kubbede hoş bir sadâ bırakan, sesiyle haramileri bile dize getiren büyük dayısı Hafız Sami Efendi’nin aziz hatırasına misafir oluyoruz. Filibe’den Dersaadet’e uzanan bir göç hikayesi, tekke ikliminden Edirnekapı’daki kabristanlara yansıyan bir teslimiyet ve dünya malını elinin tersiyle iten bir dervişlik...Bir zamanlar "ses", sadece kulağa değil, ruha da şifa idi. Şöhretin ve servetin peşinde koşmak değil, elindekini hiç düşünmeden sevdiklerine bağışlamak, "gönül yapmak" en büyük zenginlik sayılırdı.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Haramilerin Hürmeti: Gece vakti mezarlıkta yol kesen eşkıyanın, "Hafız Abi tanıyamadık, affet" deyip geri çekilmesi.🔸 Sarhoşun Feryadı: Vefatından sonra kapısına gelip "Ruhumuzu teselli ediyordun, bizi bırakıp nereye gittin?" diye ağlayan meçhul adam.🔸 Gönül Zenginliği: Bir paşa konağında kazandığı 200 altını, tek kuruşuna dokunmadan kız kardeşine ev alarak bağışlaması.🔸 Kuşların Zikri: Gece okuyuşlarında kafesteki kuşların da coşup ona eşlik ettiği o mistik atmosfer.🔸 Medine Yolları: Cebinde parası olmadan "Allah verir" teslimiyetiyle çıkılan ve sadece bir halı ile "Resulullah'ın selamı" getirilerek dönülen hac yolculuğu.Bu sohbet, sadece bir hafızın hayat hikayesi değil; eşkıyanın bile ilme ve sese hürmet ettiği, sarhoşun bile maneviyattan nasibini aradığı kayıp bir medeniyetin resmidir.Bazen bir mezarlık sessizliği, bazen bir sarhoşun gözyaşı, bazen de kuşların cıvıltısı…İnsan, bu güzel şahsiyetleri dinledikçe, dünyevi hırsların ne kadar boş, gönül yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, sesin, sükûtun ve feragatin izinde birlikte yürüyelim.