Sûret, tasvir, tecelli ve ihtira’ konularında İbn Arabi’nin Fütûhât’ından yaptığımız seçmeyi tamamlayalım.
İbn Arabî diyor ki:
Kur’an, mizacın özü gereği bir sûreti gerektirmediğini açıkladı. Fakat meydana geldikten sonra sûret (nefs), bir mizaca muhtaç olur ve (fiilleri için) ona döner. Çünkü o içerdiği kuvvetlerle birlikte mizaçtır. Nefs ise, bedeni ancak o güçler sayesinde yönetebilir. Çünkü güçleriyle birlikte mizaç, sûret için (nefs) marangozluk veya söz gelimi bina yapan sanatkâr için araçlar gibidir. Aletler hazırlanıp sağlam bir şekilde yapıldığında, özleri gereği ve halleriyle, bir sanatçıyı talep eder. Bu sanatkâr onlar ile yapacağı şeyi yapar. Fakat araçlar sanatkarın Ali, Veli, Halit, Ömer veya belirli kişi olmasını belirleyemez. (FM, 3/57)