Bazı alimler vardır ki sadece yazdıkları kitaplarla yahut verdikleri derslerle değil, bizzat varlıklarıyla birer müessese, birer ilim merkezi haline gelirler. Bulundukları mekânı medreseye, muhatap oldukları insanı talebeye, oturdukları meclisi fetvahaneye dönüştüren bu bereketli insanlar, mazi ile hal arasındaki en sağlam köprülerdir aynı zamanda. İşte asırlık ömrünü ilme, talebeye ve ümmetin dertlerine adayan muhterem hocam Halil Günenç Hocaefendi, on dört asırlık fıkıh birikiminin günümüze taşınmasında çok önemli hizmetler yapmış olan, nefes aldığı her ortamı bir ilim meclisine çevirerek kelimenin tam anlamıyla “ayaklı medrese” ve “ayaklı fetvahane” sıfatını hak eden müstesna bir çınardır.