Açık Bilim Podcast

Açık Bilim Podcast

By Poddict: Tevfik Uyar - Açık BilimSociety & CultureSciencePhilosophyNatural Sciences
Download on the App Store

Açık Bilim Podcast episodes

  • MUHABBET TEORİSİ #102 : BİLİM KURGU SERİSİ (2)
    Bilim kurgu serimizin ikinci bölümünde bir yazarın gerçekçi bir kurgu ortaya koyması için mutlaka dikkate alması gereken teknoloji-fizyoloji-sosyoloji ve çevre arasındaki ilişkiyi konuştuk ve örneklendirmeye çalıştık.

    Çarpıcı sorular şöyle:

    Ursula K. Le Guin'in ardından...
    Tombalada neden 6 ve 9'u ayırt etmek için alttan çizgi kullanırız? Ve bunun konumuzla ilgisi nedir?
    Bugünkü oturma gruplarının binlerce yıl önce alet yapan atalarımızın oturduğu taşla ilgisi nedir?
    Teknoloji evrilir mi? Evrim nedir? Devrim nedir?
    Memetik evrim! Kültürde de yararsız olmasına rağmen süren 'organlar' var mı?

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 9 min
  • MUHABBET TEORİSİ #101: BİLİM KURGU SERİSİ (1)
    Bu hafta Muhabbet Teorisinde Bilim Kurgu üzerine konuştuk. Yaklaşık 4 hafta sürecek serinin ilk yayınında: 'Bilim Kurgu nedir?, 'Bilim Kurgunun sınırları nelerdir ve ne zaman fantazyaya girer?' şeklindeki sorulara yanıt vermeye çalıştık.

    Keyifli Dinlemeler!

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 9 min
  • MUHABBET TEORİSİ #100: NİCE 100. PROGRAMLARA!
    Muhabbet Teorisi 100 yaşında! Her ne kadar sayıların özel bir anlamı olduğunu düşünmesek de maksat hep birlikte muhabbet olsun dedik, bu yayınımızı eş,dost ve dinleyicilerimizle birlikte gerçekleştirdik.

    Bildiğiniz üzere Açık Bilim Podcast kanalı, 2011 yılı Kasım ayında yayın hayatına başlayan Açık Bilim Dergisi'nin ve Açık Bilim Radyo Programı'nın mirası üzerine kurulmuştur. 2015 yılında Açık Bilim Dergisi yayın hayatına son vermiş ancak Türkiye'nin bilim konulu en eski podcast yayını Muhabbet Teorisi (eski Açık Bilim Radyo Programı) sevenleriyle bu kanal üzerinden podcast olarak buluşmaya devam etmiştir.

    Nice 100. programlara!

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 52 min
  • BİLİM ARASI #14: “ALO” VE GRAHAM BELL’İN OLMAYAN SEVGİLİSİ
    “ALO kelimesi nereden geliyor?” diye merak edip interneti araştıracak olursanız bazı Türkçe kaynaklarda, Alexander Graham Bell’in sevgilisi “Alessandra Lolita Oswaldo” adının baş harflerinden kaynaklandığı yönünde yanlış bir iddiaya rastlarsınız. Sunay Akın da dahil olmak üzere, bir takım yazarlar bu hikayeye itibar edip gerçekmiş gibi anlatınca, Alessandra Lolita Oswaldo isimli hayali kadın, sadece Türkçe konuşanların inançlarında yaşattığı bir tarihi kişilik haline geldi. Zaten bu ismi Google'da aratırsanız Türkçe sayfalar dışında bir yerde bulamazsınız. Esasında oldukça mutlu bir evliliğe sahip olan Bell ve eşi, uydurulan bu hikayeyi görse muhtemelen çok üzülürdü.



    Graham Bell’in gerçek aşk hayatı ise şöyle: 1876’da telefonun patentini aldığında bekârdı ve 1877 yılında Bell Telephone Company adlı şirketini kurar kurmaz yıllardır ilişkilerinin sürdüğü ancak Bell’in şirket için paraya ihtiyacı olması sebebiyle bir süredir evlenmeyi ertelediği Mabel Hubbard ile dünya evine girdi. Alexander’ın Mabel’e düğün hediyesi, çiçeği burnunda şirketinin 1497 hissesinden 1487’ydi ki bunun hisselerin %99’una tekabül ettiği düşünülürse kaba tabirle "şirketi hanımın üzerine yapmıştı". Avrupa’da bir yıl kadar süren bir balayı geçiren çiftin toplamda 4 çocuğu ve mutlu bir aile yaşamları oldu. Alessandra Lolita Oswaldo ise hiçbir zaman var olmadı. İşin kötüsü “ALO” efsanesinin yer aldığı mecralarda kullanılan fotoğraf Bell’in hayat arkadaşı Mabel’e aittir.

    Peki nereden geliyor bu ALO?

    Muhtemelen Fransızca’dan. Osmanlı Devleti’nde 1840’ta kurulan Posta Nezareti’nin telefonun da kullanıma girmesiyle Posta, Telgraf ve Telefon Nezareti’ne dönüştürüldüğü 1909 yılında, Osmanlı coğrafyasında elitler arasında Fransızca konuşmak pek popülerdi. Zira 19. Yüzyıldan itibaren Avrupalı simsarlar aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne hem teknoloji, hem de kültür transferi başlamıştı. Fransızca, özellikle de imparatorluğun son yıllarında, siyasi anlamı da olan bir dil haline gelmişti. Batılılaşma yanlısı aydınlarla azınlıkların oluşturduğu basın bile kimi yayınlarında Fransızca dilini kullanmıştı. Bunun da etkisiyle o dönemde bu topraklara transfer olmuş teknolojilere dair pek çok kelime de Fransızca’dan geçmiştir. Nitekim bugün bu kelimeleri hâlâ Fransızca'da okunduğu şekliyle kullanıyoruz. Örneğin, Lokomotif (locomotive), şimendifer (chemin de fer), kondüktör (conducteur), ray (rail), anten (antenne), radyo (radio) gibi…

    Doğal olarak o dönemde ülkemizde kullanılmaya başlayan telefon sadece teknolojisiyle değil, kültürüyle beraber ithal edilmişti. Yani “Alo” kelimesi Türkçeye diğer terimler gibi Fransızca’dan geçmişti. Fransızlar resmi telefonlarda kibar bir selamlama ifadesi olarak “allo” kullanırlar. Fransızların telefonda “allo” kullanmasının muhtemel sebebi de, telefonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde telefonun anavatanı olan ABD’de de telefon selamlama cümlesi olarak “Hello” kullanılmasıdır.

    19. Yüzyıl başlarında diğer Avrupa dillerinden İngilizce’ye “Hullo” olarak geçen, gemicilere ait “bağırma, dikkat toplama” ifadesinin “Hello”ya dönüşmesinde Thomas Edison’un payı vardır. Halloo, hallo, halloa, halloo, hello, hillo, hilloa, holla, holler, hollo, holloa, hollow, hullo şeklinde çeşitlenen kelimenin kökleri 13. Yüzyıl Fransızcası’na kadar gider.

    İlk icat ettiği ses kayıt cihazına da test amacıyla “Halloo!” diye seslenen Thomas Edison, 1833’te ilk olarak Londra’da bir gazetede kullanılan “Hello”yu, Pittsburgh’taki telgraf müdürlüğüne telefonda kullanılması için önermişti (O sırada Bell’in önerisiyle telefonlar “Ahoy! Ahoy!” diye açılıyordu). Bu öneri hemen kabul edilmiş olsa gerek ki, yarım asır sonra 1889’a gelindiğinde telefon merkez santralinde her telefon "hello" diye açılır, çalışan telesekreter kızlarsa “Hello kızları” (hello-girls) olarak anılır olmuştu.

    Şu an bu podcast'i dinlediğiniz teknoloji zincirindeki en önemli adımlardan biri...

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    7 min
  • MUHABBET TEORİSİ #99: YAZ SAATİ KIŞ SAATİ [SES ARIZALI MAALESEF]

    100. programımıza bir kala Dome'da gerçekleştirdiğimiz canlı etkinlikte maalesef teknik bazı problemlerden ötürü sesler epey problemli oldu. Temizleyebildiğimiz kadar temizledik, budadığımız kadar budadık... En azından dinlenebilir bir hale getirmeye çalıştık (Fatih Turgel'e teşekkürler).


    Tüm dinleyenlerimizden çok özür dileriz.


    Konumuz: Yaz Saati uygulaması gerçekten de gerekli mi?

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    45 min
  • MUHABBET TEORİSİ #98: SON GERÇEKLİK ÇAĞI
    Kayıtlarını 2017'nin son haftasında yaptığımız 98. bölümümüzü, 2018'in ilk bölümü olarak Podcast dizinimize bu hafta ekliyoruz. Konuğumuz Halil Babilli'ydi ve kendisiyle "son gerçeklik çağını" konuştuk. Dolu dolu bir program oldu.

    Günümüzde gerçeklik algısı... Niçin veriler değil de, "kişisel kanı" öne geçiyor? "Ne düşünürsek o" mu?
    Gerçeğin "manipülatörü" kimler?
    Görsel olarak bile yanıltılabileceğimiz günler geliyor...
    Bilgi silsilesi ve itibar silsilesi
    "Gerçeklik Teyit Hizmeti" olabilir mi? Filtreler sağlıklı çalışır mı? Bu hizmet kabiliyetlerimizi azaltır mı?
    Eşitlik höristiği.

    Herkese sağlıklı, mutlu ve huzurlu yıllar dileriz.

     

     

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 15 min
  • BİLİM ARASI #13: “KÖTÜ ENERJİ(!)” YAYMAK
    Her geçen gün yeni bir sözdebilimin ortaya çıktığı, şarlatanların kanal kanal gezdiği, ne idüğü belirsiz iddiaların popülerlik kazandığı günlerden geçiyoruz. Bu eğilimin ardında belki de ülkemizdeki bir takım siyasi ve ekonomik belirsizliklerin etkisi vardır. Maalesef insanlar iyi şeyler duymaya ya da dertlerini "kısayoldan" halletmeye ihtiyaçları olduklarında, bu tür palavralara daha çok prim veriyorlar.



    Birileri her şeyi nefesle, titreşimlerle, ne idüğü belirsiz enerjilerle açıklayadursun; gelin biz bilim ne söylüyor ona bakalım.

    Mesela... Gerçekten de olumsuz duygular "evrene kötü enerji yaymamıza mı" neden oluyor?

    Elbette mesele "kötü enerji" değil. Ancak olumsuz duygular, beynimizin çalışma şeklini ve dolayısıyla da dünyayı algılama biçimimizi ciddi derecede değiştirir.

    Bu olumsuz duygulardan başlıcası strestir. Stres, herhangi bir tehdit varlığı altında tetiklenen bir dizi sinirsel yanıttır aslında. Kendinizi bir aslan saldırısı tehdidi altındaki bir ceylan olarak düşünün. Artık ne önünüzdeki otun, ne çiftleşmenin, ne vücudunuzdaki bakterilerden kurtulmanın bir değeri vardır. Önemli olan tek şey kaçmak ve hayatınızı kurtarmaktır. Bu nedenle sindiriminiz yavaşlar, üreme sistemi devreden çıkar, bağışıklık sistemi bile bir süre askıya alınır. Tüm kaynaklar artık dikkate ve harekete yöneltilecektir. Elinde bıçakla üzerimize gelen bir katil olduğunda da tıpkı ceylanın yaşadıklarını yaşarız.

    Ne var ki artık ormanda yaşamıyor olmamız ya da evimize sık sık katillerin uğramaması hiç strese girmediğimiz anlamına gelmiyor. Trafikte sıkışıp kalmak, bir projeyi gece yarısına yetiştirmeye çalışmak, çok kritik bir sınav arifesinde olmak... Bıçak tehdidi karşısındaki kadar olmasa da bunlar da stres yaratır. Ve bu stres çeşitli sistemlerimizin aksamasına neden olur. Bu nedenle kronik stres sindirim problemlerine, gebe kalma zorluklarına, sık hastalanmaya, adet düzensizliğine ya da iktidarsızlığa yol açabilir.

    Dahası da var... Pek çok araştırma olumsuz duygular içerisindeyken "negatif bilgiyi" "pozitif bilgiden" daha çok dikkate aldığımızı ortaya koyuyor. Hatta negatif bilginin olası etkilerini abarttığımızı. Örneğin bir deneyde, iki gruptan birisi özellikle strese sokulmuş (onlara deneyden sonra kalabalığın önünde bir sunum yapacakları söylenerek). Daha sonra bu gruplara kapkaça uğramak, merdivenden düşmek gibi gündelik hayatta karşılaşabilecekleri tehlikelerle ilgili bazı istatistikler vermişler. Stres altındakiler bu risklerin yüksekliğine hemen ikna olmuşlar. Stressiz olanlarsa pek kolay fikir değiştirmemişler.

    Bu mekanizmanın bize günümüzde zarar verse de evrim sürecimizde "hayatta kalmaya yarayan" bir işlev olarak geliştiğini vurgulamak gerek. Neticede çok tehlikeli bir ortamdaysanız, diyelim bu aslanlarla dolu bir Afrika ormanı olsun, çevredeki en ufak olumsuz sinyali ciddiye almak gerek! Çalılardan gelen bir sese "kedidir kedi" deyip geçmek, hayatımıza mâl olabilir. Ancak olumsuz duyguları ve bununla beraber değişen algımızı kontrol altına almayı başaramazsak, trafik sıkışıklığı bile "aslan tehdidiyle" aynı etkiyi yapabilir.

    Bu arada tersi de mümkün. Eğer olumlu duygular içerisindeysek, bu defa da pozitif bilgilere haddinden fazla değer veriyoruz. Bunun en gülünç örneklerinden birini New York City'de yapılan bir araştırma ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarına göre kış ortasında aniden güneş açarsa loto oynayanların sayısında kaydadeğer miktarda artış gerçekleşiyordu. Yani olumlu duygular içerisindeyseniz, loto kazanmak gibi çok düşük bir olasılığı, gerçekte olduğundan daha yüksek görebilirsiniz.

    Tüm bu süreçlerden büyük ölçüde amigdalamız sorumludur. Şarlatanların ne söylediklerini bir kenara bırakın: "Kötü enerji yaymak" ya da "evrene iyi enerji göndermek" diye bir şey yok. Amigdalayı ehlileştirmek ya da ehlileştirememek var. Yani kaygılarımızı bastırabilmek ya da kötü durumlar...

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    7 min
  • MUHABBET TEORİSİ #97 : YENİ YIL
    2017'nin son Muhabbet Teorisi'nden sizlere merhaba!

    Bugün yıl içerisindeki önemli haberleri ele aldık. Bir de konuğumuz vardı: Işıl Arıcan! Onunla birlikte her birimizin seçtiği haberler üzerinden geçtik, konular hakkında bir takım bilgiler de aktarmaya çalıştık. Kübra Karacan da Twitter'dan destek verdi.



    Sıradaki bölüm Halil Babilli'nin konuk olduğu "Son Gerçeklik Çağı" olacak! (Çekimleri çoktan yapıldı biliyorsunuz).

    Yayın boyunca paylaştığımız bağlantılar şu tweet zincirinde:

    https://twitter.com/AcikBilim/status/946078362807791616

    Hepinize harika, mutlu, güzel bir yıl diliyoruz.

     

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 31 min
  • NÖROBLOG #11: KİŞİLİK
    NöroBlog Podcast'in 11. bölümünde "kişilik" konusunu tartıştık.

    Kişilik nedir? Kişiliğimiz hangi kriterlere göre tanımlanabilir?
    Kişilik testlerine güvenebilir miyiz?
    Siyasilerin açıklamaları üzerinden kişiliklerine dair hangi bilgileri elde edebiliriz?
    Kişilik bozuklukları tedavi edilebilir mi?

    Herkese keyifli dinlemeler...

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    56 min
  • MUHABBET TEORİSİ #96: BU HAFTA İYİ SAFSATA YAPTI!
    Safsatalarla geçen bir haftanın sonunda "hiçbir konu bulma sıkıntısı" yaşamadık... Öyle ki, konuşacağımız her şeyi programa sığdıramadık bile.



    Nefes terapisi nedir?
    Allah allah... Kontesi gece yarısı kim sevdi?
    Canan Karatay'ın iddiaları... Alüminyum ve Alzheimer ilişkili mi?
    Veriler kraldır!

    Tevfik Uyar'ın bir ses problemi vardı; bir süre sonra halloluyor (mikrofon değişikliği). Dinleyicilerimizden özür dileriz.

    Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices

    1 hr 2 min

About Açık Bilim Podcast

From the publisher's feed

Açık Bilim Podcast, bağımsız bir bilim medyasıdır. Sesli podcast yayınlarıyla hemen her hafta güncellenir.