Yerel seçimlerde artık son düzlüğe girildi. 48 saat sonra YSK’nın anket yasakları başlayacak. Kamuoyu araştırma şirketleri son anketlerini art arda yayınlıyor. Araştırmaların ortak noktası büyük ölçüde, muhalefetin yerel seçimlerde, belediye meclislerinde ciddi bir çıkış yakalayacağı ve önemli büyükşehirlerin yönetimlerinin “el değiştireceği” yönünde.
Zülfikar Doğan ile bugünkü Türkiye’nin Kararı’nda anketlerdeki son durumu, yansımalarını ve bunu nasıl değerlendirmek gerektiğini konuştuk.
İktidarın istihbarat birimlerinin yaptığı aday fişlemelerinin, iktidar medyası tarafından servis edilmesinin, hukukçulara göre Kişisel Verilerin Korunması Yasası, Özel Hayatın Gizliliği ve Seçim Yasası’na göre suç olduğuna vurgu yapan Zülfikar Doğan’ın değerlendirmesi “iktidar ittifakının ve yönlendirdiği medyanın bu suçu işleyecek kadar gözünü karartması, gerçekte kaybetme kaygısının büyüdüğünün” göstergesi. CHP’nin ilk kez medyanın bu yayınlarına karşı hem kurumsal hem de ismi afişe edilerek suçlanan 350 aday adına yargı yoluna gitmesinin önemli bir gelişme olduğunu kaydeden Doğan, İçişleri Bakanı Soylu’nun bu adayları seçilmeleri halinde “açığa alacaklarını” ilan etmesini, iç siyasetteki gerginliklerin seçim sonrasına da taşınacağının işareti olarak yorumluyor.
İktidarın meydan ve medyadaki güçlü ve tek yanlı kampanyasına karşın, muhalefetin Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi büyükşehirlerin çoğunda meydan mitingleri yapmamasının doğru bir strateji olduğu görüşünü dile getiren Doğan’ın yorumu şöyle;
“Bu taktik, iktidar ittifakını bir anlamda şaşırttı, açığa düşürdü. Muhalefetin gücünü ölçme konusunda tereddüde yol açtı. Meydanlarda muhalefeti fazla göremediler. Erdoğan tüm muhalefet adaylarının karşısına tek başına kendisini koydu. Bu da AKP-MHP adaylarını buharlaştırdı, silikleştirdi, önemsizleştirdi. Ayrıca baştan itibaren ‘Beka-Kürtler ve HDP-PKK özdeşliği üzerinden muhalefeti vurmaya’ kurgulanan Cumhur İttifakı kampanya stratejisi, önemli ölçüde ters tepmiş, muhalif seçmeni ve özellikle de Kürt seçmeni kemikleştirmiş görünüyor. Erdoğan, Soylu ve Bahçeli’nin son birkaç gündeki söylem değişikliği, Kürtlere yönelik daha ılımlı ifadeleri, Bahçeli’nin ‘Kürtler bizim kardeşimiz, en çok biz severiz’ çıkışı, bu yanlıştan dönme, etkisini azaltma arayışlarının tezahürü”