
Sign up to save your podcasts
Or


🇩🇪 Der Junge ____ ____ bei seiner Mutter.
🇹🇷 Çocuk annesine şikâyet ediyor.
Ama dikkat!
👇Almanca’da „der Junge“ sadece çocuk anlamına gelmez.Genellikle erkek çocuk veya genç erkek anlamındadır.
Bu yüzden bazen “çocuk” yerine “delikanlı” anlamı verir.
💬 Kelime 1: sich beschweren → şikâyet etmek
Ich beschwere mich über das Essen. 🍝Yemekten şikâyet ediyorum.
Er beschwert sich immer über das Wetter. 🌧️ O, havadan hep şikâyet eder.
💬 Kelime 2: der Junge → erkek çocuk
Der Junge spielt draußen. ⚽️Erkek çocuk dışarıda oynuyor.
Der Junge ist zehn Jahre alt. 👦Erkek çocuk on yaşında.
📚 Mini Not:
„der Junge“ kelimesi bazen “oğlan” anlamında da kullanılır.
Kız içinse 👉 „das Mädchen“ denir. 💡
Almanca Önemli Fiil: geben - vermek; Neden genel? 🇩🇪
🇩🇪 geben = 🇹🇷 vermek (genel) Neden genel?
Bu soru cümlesindeki geben, her zaman ‘vermek’ değildir. Burada ‘var/bulunmak’ anlamındadır.
📝 Mini not: 🇩🇪 geben = 🇹🇷 vermek (genel)
‘Es gibt …’ = ‘… var’ / ‘… bulunur’
Örnek: Es gibt Suppe. → Çorba var.”
❄️ dick – dicker – am dicksten
🇹🇷 kalın – daha kalın – en kalın
Sebastian üşümüyor ama biz donuyoruz 😂
Bugün Almanca’da sıfatların derecelendirmesini (Komparativ & Superlativ) öğreniyoruz 👇
📘 Örnekler:
🌡️ kalt – kälter – am kältesten → soğuk – daha soğuk – en soğuk
🏠 groß – größer – am größten → büyük – daha büyük – en büyük
🐢 langsam – langsamer – am langsamsten → yavaş – daha yavaş – en yavaş
💡 Kural:
Çoğu sıfat → -er (daha ...)
Süper hali → am ...-sten (en ...)
Almanca: sich bewerben
🇩🇪 Ich habe mich gestern _____.
🇹🇷 Dün iş başvurusu yaptım.O da ne?!
😳Bizim çocuk sonunda işe girmiş... 😎
Evet… yine anne! Terliği bırakmış, bu sefer güneş gözlüğüyle havalı 😅😂
Ach bu anneler…Her sahnede varlar, değil mi?
💬 🇩🇪 genügen = 🇹🇷 yeterli olmak
📘 Anlamı: Bir şeyin amaca, duruma ya da koşula yeterli olması.Yani bazen az bile yeterlidir.
✨ Örnekler:
🇩🇪 Ein Satz ____. → 🇹🇷 Bir cümle yeterli.
🇩🇪 Das reicht, das genügt. → 🇹🇷 Bu yeterli.
🇩🇪 Dein Wort genügt mir. → 🇹🇷 Senin sözün bana yeter.
💭 Bazen çok şeye gerek yok — bir kelime, bir bakış, bir cümle… genügt.
😹 Bu sefer kedi değilmiş... benmişim!Ama en azından pencere hâlâ offen! 🪟☕️
🇩🇪 offen = açık
👉 Almanca’da “kapalı olmayan” şeyler için kullanılır:
Das Fenster ist offen. → Pencere açık.
Die Tür ist offen. → Kapı açık.
Das Geschäft ist offen. → Dükkan açık.
Almanca’daki „ohne“, Türkçede fiillerle birlikte “-meden / -madan” olarak kullanılır.
📘 Örnekler:
🇩🇪 ohne zu trinken → 🇹🇷 içmeden
🇩🇪 ohne zu schauen → 🇹🇷 bakmadan
🇩🇪 ohne zu schlafen → 🇹🇷 uyumadan
🇩🇪 ohne zu essen → 🇹🇷 yemeden
🇩🇪 ohne zu sprechen → 🇹🇷 konuşmadan
🇩🇪 ohne zu denken → 🇹🇷 düşünmeden
✨ Bir yudum su içmeden giderim.
👉 Ich würde gehen, ____ einen Schluck Wasser zu trinken.
💬 🇩🇪 Ich ____ jetzt lernen, wenn ich nicht so müde _____.
🇹🇷 Çok yorgun olmasaydım, şimdi ders çalışırdım.
Konjunktiv II hayalî, dilek veya gerçek olmayan durumları anlatır.Yani Türkçedeki “olsaydı / olsaydım” gibidir.
İşte 5 örnek ⬇️
1️⃣ 🇩🇪 Ich würde besser sprechen, wenn ich jeden Tag üben würde.
🇹🇷 Her gün pratik yapsaydım, daha iyi konuşurdum.
2️⃣ 🇩🇪 Ich hätte mehr Motivation, wenn der Kurs am Nachmittag wäre.
🇹🇷 Kurs öğleden sonra olsaydı, daha motive olurdum.
3️⃣ 🇩🇪 Ich würde schneller lernen, wenn ich in Deutschland leben würde.
🇹🇷 Almanya’da yaşasaydım, daha hızlı öğrenirdim.
4️⃣ 🇩🇪 Ich hätte weniger Fehler, wenn ich mehr zuhören würde.🇹🇷 Daha çok dinleseydim, daha az hata yapardım.
5️⃣ 🇩🇪 Ich würde nie aufgeben, wenn ich wüsste, wie nah ich am Ziel bin.
🇹🇷 Hedefe ne kadar yakın olduğumu bilseydim, asla pes etmezdim.
💭 Her „würde / hätte“ bir hayali anlatır,ama sen çalışırsan bu hayal gerçek olur. 🌟
🇩🇪 Ich _____ heute zu Hause bleiben, wenn ich frei _____.🇹🇷 Bugün izinli olsaydım, evde kalırdım.
💬 Bu cümlede iki önemli yapı var:
👉 würde + Infinitiv → hayalî, gerçek olmayan durumları anlatır.👉 hätte / wäre → “olsaydı / olsaydım” gibi geçmiş veya varsayımsal koşulları ifade eder.
🎯 Konjunktiv II, dilek, pişmanlık veya hayal anlatırken kullanılır:Ich würde reisen, wenn ich Geld hätte.Ich wäre glücklich, wenn du burada olsaydın.
🧠 Bu yapı Almanca’da “keşke” ya da “hayal kuruyorum” anlamını taşır.
1️⃣ 🇩🇪 Ich würde fließend sprechen, wenn ich jeden Tag üben würde.
🇹🇷 Her gün pratik yapsaydım, akıcı konuşurdum.
2️⃣ 🇩🇪 Ich hätte bessere Noten, wenn ich früher mit dem Lernen angefangen hätte.
🇹🇷 Daha erken çalışmaya başlasaydım, notlarım daha iyi olurdu.
3️⃣ 🇩🇪 Ich würde weniger Fehler machen, wenn ich mehr deutsche Filme schauen würde.
🇹🇷 Daha fazla Almanca film izleseydim, daha az hata yapardım.
4️⃣ 🇩🇪 Ich hätte keine Angst zu sprechen, wenn ich mehr Selbstvertrauen hätte.
🇹🇷 Daha fazla özgüvenim olsaydı, konuşmaktan korkmazdım.
5️⃣ 🇩🇪 Ich würde schneller lernen, wenn ich in Deutschland leben würde.
🇹🇷 Almanya’da yaşasaydım, daha hızlı öğrenirdim.
From the publisher's feed

65 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners

0 Listeners