
Sign up to save your podcasts
Or


Bir zamanlar, yoksul ve yaşlı adam, sırtında kamburuyla bacakları aksak Şanslı adında oğluyla birlikte yaşarmış. Şanslı 18 yaşına bastığında şansını aramak için babasıyla vedalaşıp koltuk değnekleriyle evden ayrılmış. Ben deyim bir ay, siz deyin üç ay yürümüş. Ovaları, tepeleri aşmış. Çam ağaçlarıyla kaplı bir ormana varmış. Hava soğuk ve alacakaranlıkmış. Gece kalacak bir yer bulmalıymış. Ağaçların ardında, ilerde gizli bir ışık görmüş. Işığa doğru yürümüş. Küçücük bir kulübeye varmış. Kulübenin kapısına vurmuş. Kapıyı beyaz saçları ve sırtında kamburuyla yaşlı bir kadın açıp Şanslı'yı içeri davet etmiş...
"Sırra kadem basmak" deyiminin anlamı nereden geliyor, hiç merak ettiniz mi? O halde dinleyin!
Bir varmış bir yokmuş... Zamanın birinde yoksul, çiftçi bir karı koca yaşarmış. O yıl tarlalarına mısır ekmişler. Mısırlar büyüyüp olgunlaşınca tarlaya kargalar dadanmış. Mısırları yiyorlarmış. Çiftçi mısırlarını yemesinler diye kargaları kovalıyormuş. Kargaların bir de karga ağası varmış. Bir gün Karga Ağası, çiftçinin yanına gelmiş. "Hey arkadaş! Kargaları tarlandan kovma. Bırak ne kadar istiyorlarsa yesinler. Hasat zamanı bedeli neyse öderim, merak etme." diyip gitmiş. Haftalar haftaları kovalamış, hasat zamanı gelmiş. Lakin çiftçi bir tek mısır bile hasat edememiş. Tarlada bir tek mısır bile yokmuş. Derken karga ağasının söylediklerini hatırlayıp ona gitmiş ve durumu anlatmış. Karga ağası "Al şu eşeği, hiç durmadan yürüt. Sakın ola ki durma! Eve varınca onu bağla, eşekten altınlar dökülecek. Haydi güle güle..."
"Sarı çizmeli Mehmet Ağa" deyiminin anlamı nereden geliyor, hiç merak ettiniz mi? O halde dinleyin!
Evvel zamanda, ülkenin birinde bir padişah varmış. Bir gün padişah alimleri toplamış. Eline iki yumurta almış ve sormuş: Söyleyin bakalım bu yumurtalardan hangisi ak tavuğun, hangisi kara tavuğun. Padişah, bilemeyen tüm alimlerin kellesini vurdurtmuş. Köyde bir alim bilemeyeceğini anlayınca dağ tepe aşmış, diyar diyar dolaşmış ve bir vadiye ulaşmış. Karşıda ormanın kenarında bir çoban oturmuş yanık yanık kaval çalıyormuş. Varmış çobanın yanına. Çoban onu görünce: Görünüşe göre bir alimsin. Ne ararsın burada? Sen kırda neye yararsın al kitabına git oku! Alim çobana olanları anlatmış. Çoban alime bir teklifle gelmiş. Kıyafetlerimizi değişelim. Birkaç günlüğüne sen çoban ol, ben alim olayım ve padişahın huzura çıkayım...
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Bir gün, Padişah vezirini çağırtıp ona 1 lira vermiş ve gidip bir koç almasını istemiş. Sonra da şöyle buyurmuş Padişah: Yalnız vezir! Koçun etinden et, derisinden kürk isterim. Ama lirayı geri, koçu diri isterim. Sana kırk gün müddet. Eğer başaramazsan kırkıncı gün seni cellada teslim ederim. Vezir düşünmüş, taşınmış, fakat bir çözüm bulamamış. Belki bir akıl bulurum diyip sabahın erken saatlerinde uzak diyarlara doğru yola çıkmış...
"Saman Altından Su Yürütmek" deyiminin anlamı nereden geliyor, hiç merak ettiniz mi? O halde dinleyin!
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde yaşlı bir adam varmış. Adam o kadar hastalanmış ki, bir deri bir kemik kalmış. Adamın büyük ve ortanca oğlu adamı ziyarete gelmişler. Çocuklar babalarına ne olduğunu sorsa da adam konuşmamış. Ardından adamın küçük oğlu gelmiş babasını görmeye. Israr, ısrar, ısrar. Sonunda yaşlı adam konuşmuş. Bunun bir büyü olduğunu ve büyüyü bozmak için büyücüyü bulmaları gerektiğini söylemiş. Bunu üzerine küçük çocuk, abilerini alarak yola koyulmuş...
"Sabır Çanağı Taştı" deyiminin anlamı nereden geliyor, hiç merak ettiniz mi? O halde dinleyin!
Evvel zamanda, kabur samanda bir padişah varmış. Ülkesi için elinden gelenin en iyisini yapar, halkını mutluluk içinde yaşatırmış. Yalnız bir evladı yokmuş. Yaşı ilerledikçe evlat özlemiş daha da artmış. Günlerden bir gün alim biri padişahın huzuruna gelmiş. Padişahı dertli gören alim, O'na derdini sormuş. Padişah evlat isteğinden bahsetmiş ve sormuş derdinin bir çaresi var mı diye. Alim kişi padişaha bir bahçe yaptırmasını, canı sıkıldıkça o bahçeye girip kuş seslerini dinlemesini, çiçeklerin güzelliğini izlemesini öğütlemiş. Padişah, alimin dediğini yapmış. Öyle bir bahçe yaptırmış ki padişah, masallardaki bir bahçe yaptırmış...
From the publisher's feed