Anlat Eren

Anlat Eren

Download on the App Store

Anlat Eren episodes

  • Rüzgaroğlu

    Bir zamanlar, çok uzaklarda, Rüzgaroğlu adında zengin mı zengin bir adam yaşarmış güzel karısı ve Nuryüz ile Gülyüz adında güzel iki kızıyla birlikte. Rüzgaroğlu, bir gün doru atına birmiş, tüfeğini sırtına vurmuş, iki av köpeğiyle birlikte ormana ava gitmiş. Aramış taramış, fakat bir av bulamamış. Atını sulamak için dere kenarına gitmiş. Tam o sırada ormandan hışır hışır sesler duymuş. Sesin geldiği yere gidince güzel mi güzel bir geyikle göz göze gelmiş. Geyik o kadar güzelmiş ki derisi altın gibi parlıyormuş. Geyik kaçmış, Rüzgaroğlu tüfeğini ardı ardına ateşlemiş, ancak geyiği vuramamış. Geyik kaçmış nihayetinde. Geyiğin peşinden giden Rüzgaroğlu bir de bakmış ki, bir dağın tepesinde. Bu sırada dağda bir ses yankılanmış: Ey Rüzgaroğlu! Gençlikte zenginlik ihtiyarlıkta fakirlik mi istersin, yoksa ihtiyarlıkta zenginlik gençlikte fakirlik mi? Rüzgaroğlu çevresine bakınmış, bakınmış, ama sesin nereden geldiğini bir türlü anlayamamış...

    12 min
  • Sesini Kaybeden Orman

    Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, buradan uzaklarda heybetli dağların çevrelediği şirin mi şirin bir memleket varmış. Bu memlekette birbirini çok seven bir karı-koca yaşarmış. Tek üzüntüleri bir evlatları olmayışıymış. Dönelim heybetli dağlara... Bu dağlarda görkemli ormanlar varmış. Güneş evine dönerken bütün orman şarkı söylermiş. Bu şarkılar o kadar güzelmiş ki, güzel memleketteki bebekler bu şarkılarla uyurmuş. Dönelim sevgi dolu karı-kocaya... Bizim adam bir gece çok susamış ve su içmeye kalkmış. Toprak testiden su dolduracakken bir gürültüyle dumanların arasından uzun ve ak sakallı yaşlı bir adam ortaya çıkıvermiş. "Korkma" demiş yaşlı adam. "Üzüntünü biliyorum. Şafakla birlikte şarkı söyleyen ormana git. Ulu çınarı ve onun yanındaki elma ağacını bul. Ağaçtaki mor elmayı al ve gel..."

    11 min
  • Kaz Göndersem Yolar mısın?

    Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bileği güçlü, aklı keskin bir padişah yaşarmış. Günlerden bir gün Padişah veziri ile birlikte, tebdili kıyafet dolaşmaya çıkmış. Yol üzerinde rastladıkları bir evin kapısını çalmışlar. Kapıyı 15 yaşında bir kız açmış. Padişah ile vezirini misafir etmiş. Padişah kıza sormuş. "Kızım, baban nerede?" Kız cevap vermiş. "Biri iki etmeye gitti." Padişah şaşırmış...

    6 min
  • Kırk Arap

    Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda bir padişahın üç kızı varmış. Bir gün Padişah vezirini de alıp yürüyüşe çıkmış. Az gitmişler, uz gitmişler ve bir kaleye rastlamışlar. Ortada kimsecikler yokmuş. Açık olan kapıdan içeri girip kaleyi gezmeye başlamışlar. Gül bahçelerinden geçip sarayın odalarını gezmişler. Burası apacık birinin sarayıymış, ancak ortada kimseler yokmuş. Padişah vezir saraya dönerken Padişah vezirine şöyle buyurmuş. "Benim kızlarım gezip görmeyi sever. Kızlarımdan her birisi buraya gelip kalede bir gece kalsın. Belki onlar bu kalenin kime ait olduğunu bulurlar..."

    13 min
  • Sabuncunun Oğlu

    Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda, İran'da, çok yoksul Sabuncu Abdullah ile oğlu yaşarmış. Yaptığı sabunlar siyah ve büyükmüş. Bu yüzden de pek sabun satamazmış. Bir gün, Sabuncu'nun oğlu Ahmet çarşıya çıkmış. Hava o kadar sıcakmış ki, nehrin yakınındaki çınar ağaçlarının altına oturmuş. Kalabalıkmış. Çevresine bakınırken birden bir aslan görmüş. Zincirleri bir adamın elindeymiş. Adam, herkese yüzlerini duvara dönmelerini, kimsenin krala bakmamasını söylemiş. Atın üzerinde İran kralı ihtişamıyla oturuyormuş. Kral'ın tahterevanında bir kız inmiş. Tam bu sırada aslan, kendisini tutan adamın elinden kurtulup çevreye saldırmaya başlamış...

    11 min

About Anlat Eren

From the publisher's feed

Merhaba! Ben Eren. Hayal ile gerçek arasındaki kapının bekçisi, her iki tarafta da olanların şahidi ve anlatıcısı. Birkaç dakikanı bana ayırırsan seni kısa bir süreliğine bekçisi olduğum kapıdan…