
Sign up to save your podcasts
Or


Eski zamanlar, uzak ülkelerin birinde, akıllı ve adaletli bir padişah yaşarmış. Bir gün halkına bir soru sormuş ve doğru cevabı verene güzel hediyeler vadetmiş. Soru şu imiş: Şu dünyadaki en katı, en güçlü, en katı şey nedir? Kendisini akıllı zanneden baş vezir hemen cevap vermiş. En tatlı şey şeker, en katı şey demir, en güçlü şey ise aslan. Ancak vezirin cevabı doğru değilmiş. Günler içerisinde haber tüm ülkeye yayılmış, ancak cevabı bilen çıkmamış. Ülkenin uzak köylerinden birinde haberi alan duvarcı ustası onlanları kızına anlatmış. Kız babasına cevabı bildiğini, ancak cevabı Padişah'a babasının vermesini söylemiş ve O'nu tembihlemiş: Sakın ola ki cevabı benden duyduğunu Padişah'a söyleme!
Asurlular'ın milattan önce 1000 yıllarında, diş ağrısına sebep olduğunu düşündükleri bir kurt için yazdıkları dizeler... Dinleyin!
Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda bir hükümdar, hazinesini dolaşırken yumurta büyüklüğünde bir buğday bulmuş. Adamları arasında araştırıp soruşturmuş, ama buğdayın nasıl yetiştirildiğini bilen çıkmamış. Hükümdar vezirine emir vermiş. 40 gün içerisinde bu buğdayın nasıl yetiştirildiğini öğren, yoksa kelleni alırım! Bunun üzerine vezir atını kuşanmış, ailesiyle vedalaşmış ve uzak diyarlara doğru bir yolculuğa çıkmış...
Günümüzde, Kayseri sınırları içerisinde bulunan Erciyes Dağı'nın efsanesini duymuş muydunuz? O halde dinleyin.
Eski zamanlardan birinde, bir padişah yaşarmış. Padişahı sık sık ziyaret eden de bir derviş varmış. Derviş, Padişah ile sohbetleştikten sonra, Padişah O'na bir kese altın verir ve uğurlarmış. Derviş vedaşırken her seferinde Padişah'a "Padişah'ım! Kim ne ederse kendine eder. Döner dolanır yine kendine eder" dermiş. Padişah'ın vezirlerinden Kara Vezir, Derviş ile Padişah arasındaki dostluğu kıskanır ve bu dostluğu bozmak için planlar yaparmış. Bir gün, Kara Vezir bir kağıda bir şeyler yazıp bunu Derviş'e vermiş. Bu notun Padişah'tan olduğunu ve okumadan fırıncıya götürmesini buyurmuş...
Günümüzde Adana sınırları içerisinde bulunan Anavarza kalesi hakkında kısa bir bilgi ve bir efsane. Efsaneye göre Anavarza kralının güzeller güzeli kızına bir değil birden çok talip çıkar. Eğer kral kızını vermezse talipliler ülkeye savaş açacaktır. Kral ne mi yapar, dinleyin...
Bir zamanlar, zengin mi zengin, üç kızı ve üç oğlu olan bir tüccar yaşarmış. Bu çocukların bir tanesi diğerlerinden farklıymış. En küçük kız, güzel mi güzel ve bir o kadar da iyi huyluymuş. Bir zaman gelmiş ve tüccar ekonomik zorluklar sonucu her şeyini kaybetmiş. Küçük kız, elinden geldiğince babasına yardımcı olmaya çalışsa da diğer kızlar hiç oralı olmuyormuş. Tüccar baba, işlerini halletmek için şehire inmek üzere yola çıkmış. Yolculuk öncesi kızlarına şehirden neler istediklerini sormuş. Diğer iki kız, güzel elbiseler isterken en küçük kız sadece bir gül istemiş. Şehirde işlerini bitiren tüccar, kalan parasıyla ancak küçük kızının istediği gülü alabilmiş. Gülü atının heybesine koyup dönüş yoluna çıkmış. Ancak bu yolculuk sırasında çok şiddetli bir fırtınaya yakalanmış ve kendini bir ormanda bulmuş...
Emektar hamal ve genç pehlivan, yükleriyle birlikte yola çıkmışlar. Bir süre sonra dinlenmek için mola vermişler. Emektar hamal yükünü sırtından indirip soluklanırken, genç pehlivan dinlenmek bir yana dursun çevreyi gezmeye koyulmuş. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yola koyulmuşlar. Yol boyunca molalar vermişler, ancak genç pehlivan hiç dinlenmemiş. Akşama doğru genç pehlivanın ayakları birbirine dolanmış ve yüküyle birlikte yere kapaklanıp derin bir uykuya dalmış...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzaklarda bir yerde çok görkemli ve büyük bir konak varmış. Konağında bahçesinde çeşit çeşit ağaçlar, en çok da nar ağaçları varmış. Konağın sahipleri her gün onlarca misafir ağırlarlarmış. Sofradaki çocukların sesleri kuş cıvıltılarına karışır, tüm konuklar çok hoş vakit geçirirlermiş. Ancak... Bu konak bildiğiniz konaklar gibi değilmiş. Salonunda binbir tane ayna varmış. Konuklar, aynalara baktıklarında kendileri hakkında bir hakikat ile yüzleşirlermiş...
Acelesi olan bir kadın, taksiye binip havaalanına gitmek üzere yola çıkmış. Taksi yolun sağında ilerlemekte iken, park halindeki siyah bir araç aniden hareket edip taksinin önüne geçmiş. Taksi şoförü çeviklikle direksiyonu sola kırmış ve frene basmış...
From the publisher's feed