Anlat Eren

Anlat Eren

Download on the App Store

Anlat Eren episodes

  • Kurul Sofram Kurul

    Zaman zaman içinde, evvel zaman içinde, üç oğluyla yaşayan bir terzi ve bir de keçisi varmış... Üç oğlan, dönüşümlü olarak her gün keçiyi otlatmaya götürürmüş. Bir gün büyük oğlan keçiyi otlatmaya çıkarmış. Günün sonunda oğlan keçiye doyup doymadığını sormuş. Keçi meleyip doyduğunu söylemiş. Bunun üzerine oğlan ve keçi eve dönmüşler. Keçiyi ağılda gören Terzi, keçiye aç olup olmadığını sormuş. Keçi ne dese beğenrsin! "Bütün gün dağ bayır gezdim, açım aç!". Bu duruma sinirlenen keçi büyük oğlunu evden kovmuş...

    16 min
  • Eskici ile Kuyumcu

    Βir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde bir eskici varmış. Zengin semtlerinde kapı önlerine bırakılan eskileri toplar, geçimini öyle sağlarmış. Çok yoksulmuş. Lakin mutlu ve neşeliymiş. Bu zengin sokakların birinde kuyumcunun evi varmış. Kuyumcu, her gün artan altın ve paralarını sayar, kalan zamanında da ya bunlar çalınırsa diye endişelenir, uykuları kaçarmış. Günlerden bir gün Eskici, Kuyumcu'nun sokağından geçiyormuş. Eskici'nin sesini duyan Kuyumcu, camdan seslenip O'nu evine çağırmış...

    8 min
  • Keloğlan ile Nasreddin Hoca

    Keloğlan pazara vardığında iki tavuğunu satmak için dolaşmaya başlamış. Bir adam Keloğlan'ın iki tavuğuna bir altın vermiş, ancak Keloğlan tavuk başına bir altın istemiş. Neyse... Fiyatta anlaşamamışlar. Aradan biraz zaman geçmiş. Bu sefer Keloğlan'ın yanına yaşlı bir adam yaklaşmış ve O'na ilginç bir takas önermiş. Cebinden bir kağıt parçası çıkarmış ve açmış. Bu bir hazine haritasıymış. Keloğlan'ın iki tavuğuna karşılık ona bu hazine haritasını teklif etmiş. Kendisinin yaşlı olduğunu, hazineyi arayacak gücü kuvveti olmadığını söylemiş. Bu teklif bizim maceracı Keloğlan'a cazip gelmiş ve teklifi kabul etmiş...

    12 min
  • Kral Bilyegöz

    Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zamanda, küçücük, şirin mi şirin, güzel bir ülke varmış. Fakat ülkenin kralı Kral Bilyegöz, ülkesinin güzelliğinden bir habermiş. Çünkü sarayından hiç çıkmazmış. O'nun tek tutkusu hazinesindeki altınlarıymış. Her akşam hazinesine gider, altınlarını sayarmış. Gel zaman git zaman, Kral Bilyegöz sarayının penceresinden bahçesinin güzelliğini farketmiş. İç sesiyle bir süre cebelleştikten sonra bahçeye adımını atmış. Çiçeklerin ve meyve ağaçlarının arasında dolanıp bir söğüt ağacının gölgesinde oturmuş. Gölgenin keyfini çıkarken arkasında bir ses duymuş. Arkasını döndüğünde yamalı kıyafetleriyle bir adamın O'na baktığını görmüş...

    8 min
  • Üç Kardeş

    Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken küçücük bir kasabada bir baba ve üç oğlu yaşarlarmış. Lakin hiç mutlu değillermiş. Çünkü oğlanlar birbirleriyle hiç anlaşamazlarmış. Babanın tüm çabalarına rağmen çocuklar adamı dinlemezler ve kavgalarına devam ederlermiş. Günlerden bir gün baba, oğullarını çağırmış. Üç dal parçasını birbirine sıkı sıkıya bağlayıp büyük oğluna uzatmış ve bu yapıyı kırmasını istemiş...

    4 min
  • Armudi Bey

    Bir varmış, bir yokmuş... Allah'ın kulu çokmuş. Bu kullardan biri de tek başına, küçük bir kulübede yaşarmış. Kulübenin yemyeşil bahçesinde küçük bir armut ağacı varmış. Bu armut ağacı her gün sadece iki armut verirmiş. Adam da bu iki armudu yiyerek hayatına devam edermiş. Bu yüzden de O'na Armudi Bey derlermiş. Bir gün, Armudi Bey dolaşmaya çıkmış. Yolu bir ormana varmış. Ormanda kuş cıvıltılarının yanı sıra bir ses duymuş...

    9 min
  • Altın Pullu Balık

    Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zamanda, denizler ülkesinde bir sahil kasabında yoksul bir balıkçı ve karısı yaşarlarmış. Yoksul balıkçı ağını denize atar, ağından ne çıkarsa onunla evine dönermiş. Fakat yoksul balıkçının bir özelliği varmış. Ağını sadece yedi kez denize atarmış. Ne altı, ne sekiz. Sadece yedi kez. Yine bir gün avlanmaya başlamış. Ağını atmış. Bir, iki, üç, beş, altı! Hiç balık tutamamış. Farkındaymış bunun son denemesi olacağının. Dualar etmiş ve ağını sulara bırakmış. Bir süre bekledikten sonra ağı yavaş yavaş çekmiş. Bir de ne görsün! Ağın içinde kocaman, pırıl pırıl parlayan bir balık! Güzelce balığa kayığına çekmiş ve küreklere asılıp evin yolunu tutmuş. Yarı yola geldiğinde bir ses duymuş: Balıkçı beni ne yapacaksın? Meğer konuşan balıkmış...

    11 min
  • Uyuyan Güzel

    Evvel zaman içinde, güzel mi güzel, küçük bir ülkenin kral ve kraliçesi varmış. Kral ve Kraliçe adaletli, iyi yürekliymiş. Halk Onlar'ı çok severmiş. Uzun bir bekleyişten sonra, nihayet Kral ve Kraliçe'nin bir kız çocukları olmuş. Öyle mutluymuş ki Kral ve Kraliçe, saatlerce bebeklerini seyrederlermiş. Bebeğin vaftiz töreni yapılacakmış. Ülkedeki bütün periler vaftiz törenine davet edilmiş. Perilere birçok hediye hazırlamış. Yemekler yendikten sonra periler Prenses'in etrafında toplanmış ve Prenses için dilekte bulunmuş. İlki güzellik, ikincisi canlılık, üçüncüsü ise yumuşak huylu olmasını dilemiş. Derken öfkeli bir peri salona girmiş. Kötü yürekli bu peri tüm perilerle kavga eder, ormanda yıkık bir kulede tek başına yaşarmış. Vaftiz törenine çağırılmadığı için çok öfkeliymiş. Sopasını kaldırmış ve Prenses'i lanetlemiş. Lanete göre Prenses 16 yaşına geldiğinde eline batan bir iğne sebebiyle ölecekmiş...

    10 min
  • Kınacı Kadın

    Bir varmış, bir yokmuş... Eski zamanlarda, şehrin birinde Fatma adında bir kız, ailesi ile yaşarmış. Bir talihsizlik sonucu Fatma'nın annesi ölmüş. O günden sonra Fatma babasıyla yaşamaya başlamış. Şehir de bir de kına yapan bir kadın yaşarmış. Fatma kınayı çok severmiş. Kına yaptırmak için Kınacı Kadın'ın yanına gitmiş, ancak Kınacı Kadın Fatma'ya kına yapmamış. Ona bir şartla kına yapacağını söylemiş. O şartı ise Fatma'nın babasının kendisi ile evlenmesiymiş...

    15 min

About Anlat Eren

From the publisher's feed

Merhaba! Ben Eren. Hayal ile gerçek arasındaki kapının bekçisi, her iki tarafta da olanların şahidi ve anlatıcısı. Birkaç dakikanı bana ayırırsan seni kısa bir süreliğine bekçisi olduğum kapıdan…