
Sign up to save your podcasts
Or


Bir varmış, bir yokmuş... Ağaçlarla kaplı bir tepede, yaşlı bir kadın ve güzeller güzeli kızı yaşarmış. O civarda yaşlı kadın ve kızından başka kimsecikler oturmazmış. O yüzden de güzel kızın tek arkadaşı hayvanlarmış. Kız bir gün ormanda doşalırken, bir anda karşısına beyaz atlı bir delikanlı çıkıvermiş...
19. yüzyıla ait bir efsaneye göre bir gün Yalan ile Gerçek karşılaşmış...
Evvel zaman içinde bir köyde yaşlı bir karı koca yaşarmış. Bunların bir tarlaları, bir inekleri bir de keçileri varmış. Öylece geçinip giderlermiş. Yıllardan bir yıl kuraklık olmuş. Tarladaki ürünler susuzluktan kuruyup gitmişler. Yaşlı karı kocanın yiyecek bir şey kalmamış. Keçi az yem yer çok süt verirmiş. İnek ise çok yer, az süt verirmiş. Öyle mi, öyle... Ve ineği satmaya karar vermişler. Yaşlı adam, ineği alıp kasabada satmak için yola çıkmış. İneğiyle birlikte yavaş yavaş kasabaya ilerleyen adamın bilmediği şey O'nu uzaktan izleyen üç kurnaz gencin olduğuymuş. Kurnaz gençler, yaşlı adama bir oyun oynamaya karar vermişler. Aralarından birini seçip yaşlı adamın yanına yollamışlar...
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, bir ana ile oğul varmış. Annenin ismi Geldi, oğlanın ismi ise Kaldı imiş. Kaldı tembel mi tembelmiş. Annesi bir gün Kaldı'yı arkadaşlarıyla birlikte, odun toplamaya dağa göndermiş. Ormana varmışlar. Arkadaşları odun toplamak için ormana girmişler. Kaldı ise eşeğin iplerini kesip bir kütüğün arkasına gizlemiş. Arkadaşları geri döndüklerinde Kaldı'nın yaptığı hainliği anlayıp O'nu bir güzel dövmüşler, ama O'nu dağda bırakmamışlar. Biraz da odun vermişler. Kaldı, çok acıkmış. Eşeği bir yere bağlayıp eve yürümüş. Yemekten sonra ise eşeği almaya gitmiş. Oraya vardığında bir de ne görsün...
Açlık durumunda salgılanan Ghrelin hormonunun vücutta oynadığı roller...
Bir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde yaşlı bir kadın iki kızıyla birlikte yaşarmış. Kızlardan birisi güzel ve çalışkan, diğeri ise çirkin ve tembelmiş. Güzel ve çalışkan kız her işi yapar, yine de beğendiremezmiş. İşlerini bitirdikten sonra kumaş dokurmuş. Yine bir gün kumaş dokurken ince iplik elini kesmiş. Elinden akan kan mekiğe bulaşmış. Elini ve mekiği yıkamak için kuyuya gitmiş ki, mekik kuyuya düşmüş...
Bir varmış, bir yokmuş... Bir zamanlar, Padişah'ın güzeller güzeli bir kızı ve oğlu varmış. Padişah çocuklarını çok sever, ne isterlerse hemen yaptırırmış. Bir gün Padişah, Şehzade'sini tahta hazırlamak istediğini veziriyle paylaşmış. Bunun üzerine, ülkenin dört bir yanına haber salınıp en bilgili kişiler saraya çağırılmış. Derslerin yakında başlayacağı haberi Şehzade'ye verilmiş, ancak Şehzade bu haberden hiç mutlu olmamış. Çünkü Şehzade'nin tam derdi at binip oyun oynamakmış. Kendisini bekleyen zorlu hazırlık evresinden kaçmak için planlar düşünen Şehzade, bahçede dolaşırken bir ağacın altında yatan kel birini görmüş. Gidip onu uyandırmış...
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, uzak bir köyde yaşlı kadın ve iki kızı yaşarmış. Kızlardan birisi güzel ve çalışkan, diğeri ise tembel ve çirkinmiş. Güzel ve çalışkan kız ne iş yaparsa yapsın kimseye beğendiremezmiş. Yine birgün kumaş dokurken ince iplik elini kesmiş. Elini ve mekiği yıkamak için kuyuya gitmiş kız. Elini yıkarken bir de ne olsun, mekiği kuyuya düşürmüş. Eve gidip olanları annesine annatmış. Annesi çok sinirlenmiş ve mekiği bulmadan eve gelmemesini söylemiş kıza. Evden çıkan güzel kız mekiği düşürdüğü kuyunun civarına gelmiş ve mekiği kuyudan çıkarmak için bir plan düşünmeye başlamış...
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlarda büyük bir orman varmış. Çam, meşe, kayın, gürgen, köknar gibi birçok ağaç ve beraberinde birçok da hayvan yaşarmış. Bu hayvanlar arasında bir de kiraz kuşu varmış. Kiraz Kuşu göç yolundayken düşüp kanadından yaralanmış ve kışı geçirecek bir yuva aramaya başlamış...
Bir varmış, bir yokmuş... Eski zamanlarda bir ülkede Kral ve onun güzeller güzeli kızı yaşarmış. Her gün Prenses ile evlenmek için yüzlerce genç saraya gelirmiş. Günlerden bir gün, saraya bir gelen bir sihirbaz Prenses'e evlilik teklif etmiş. Prenses Sihirbaz'ın teklifini kibarca reddetmiş. Saraydan ayrılan Sihirbaz bunu gururuna yedirememiş. Aylar sonra Sihirbaz saraya tekrar gelmiş ve evlilik teklifini yenilemiş, fakat Prenses Sihirbaz'ın teklifini yine geri çevirmiş. Duruma sinirlenen Sihirbaz bu sefer öyle sessizce çekip gitmemiş. Prenses'e bir büyü yapmış ve onu bir kelebeğe dönüştürmüş. Kelebek Prenses'i de yanına alan sihirbaz şatosuna gitmek üzere saraydan ayrılmış...
From the publisher's feed