Askıda Kitap

Askıda Kitap

By askidakitap.netArtsBooks
Download on the App Store

Askıda Kitap episodes

  • İsteklerine kavuşmak istersen...

    Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, herşeyi sebeble yaratır. Birşeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebeb olan şeyi yapmak lâzımdır. Herşeyin yaratılmasında müşterek olan ma’nevî sebeb, sadaka vermek, yetmiş kerre (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) düâsını okumakdır. Bu iki ma’nevî sebeb, maddî sebebleri bulmağa da yardım eder.   Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  652

    1 min
  • Beş Şeye kavuşmak!

    Allahü teâlâ, beş şeyi, beş şey içine koymuşdur. Bu beş şeyi alan, içindekine kavuşur: İzzeti, şerefi, ibâdete; zilleti, sefâleti, günâha; ilmi, hikmeti, çok yimemeğe; heybeti, i’tibârı, gece nemâz kılmağa; zenginliği, kimseye muhtâc olmamağı da, kanâ’ate tâbi’ kılmışdır.  (Buhârî)deki bir hadîs-i şerîfde buyuruluyor ki, (İnsanın yidiklerinin en hayrlısı, iyisi, bileği ile kazanıp yidiğidir. Allahü teâlânın Peygamberi Dâvüd “aleyhisselâm” elinin emeği ile kazanıp yirdi).   Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  787

    1 min
  • Üstad aramak!

    Üstâd aramakdan maksad, islâmiyyeti öğrenmekdir. Onlardan görerek, i’tikâdda ve islâmiyyete uymakda kolaylık elde etmekdir. Yoksa, istediğini yapıp, istediğini yiyip de, mürşidin eteğine yapışarak azâbdan kurtulmak yokdur. Böyle sanmak, tam bir hayâle kapılmakdır. Kıyâmetde izn verilmeden kimse, kimseye şefâ’at edemiyecekdir. İzin alan da, râzı olduğuna şefâ’at edecekdir. Râzı etmek için islâmiyyete uymak lâzımdır. Bundan sonra, insanlık îcâbı kusûru bulunursa, ancak böyle kusûrlar, şefâ’atle afv olacakdır.  Süâl: Kusûrlu olan, günâhı olan kimseden râzı olurlar mı?  Cevâb: Allahü teâlâ, onu afv etmek isterse ve afv için sebeb araya korsa, o kimse, görünüşde günâhı bulunsa bile, elbette râzı olunmuşlardan demekdir. Allahü teâlâ hepimizi râzı olduğu kullardan eyliye! Âmîn.  Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  785

    2 min
  • Kalp muhabbet yeridir!

    Kalb, muhabbet yeri, sevgi yeridir. Aşk, muhabbet bulunmıyan kalb ölmüş demekdir. Kalbde, yâ dünyâ sevgisi, yâhud Allah sevgisi bulunur. Burada dünyâ demek, harâm olan şeyler demekdir. Zikr, ibâdet yaparak, kalbden dünyâ sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi, kendiliğinden dolar. Günâh işleyince, kalb kararır, hasta olur. Dünyâ muhabbeti yerleşerek, Allah sevgisi gider. Kalbin bu hâli, bir şişeye benzer. Su doldurunca, havası çıkar. Suyu boşaltınca, hava kendiliğinden dolar. Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  720

    1 min
  • Müslüman nasıl olur?

    Dünyâyı hâtırlamağı da kalbinden çıkarana (Sâlih) müslimân denir. Halâl olsun, mubâh olsun, mâ-sivâyı, ya’nî Allahü teâlâdan başka herşeyi hâtırlamağı kalbinden çıkarmağa (Fenâ-fillah) denir. Buna kavuşan müslimâna (Velî) denir, (Evliyâ) denir. İnsanları müslimân ve sâlih yapmak için uğraşan velîye (Mürşid) denir. Evliyâ, herşeyi öğrenir, bilir. Ahkâm-ı islâmiyyeye uymakda, dünyâ işlerinde aklını kullanır. Hesâbını yapmakda, san’atında, ticâretinde hiç hatâ yapmaz. Fekat, aklındaki düşünceler, kalbine sirâyet etmez, bulaşmaz. Dünyâyı seven, hâtırlayan kalb, hastadır. Kalbin temiz olması, dünyâ dediğimiz şeyleri sevmekden, hâtırlamakdan kurtulması demekdir. Kalb hastalığının ilâcı, ahkâm-ı islâmiyyeye uymak ve Allahü teâlâyı çok zikr etmek, ya’nî ismini ve sıfatlarını hâtırlamak, kalbe yerleşdirmekdir.  Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  78

    2 min
  • Kalp temizliği için!

    Her mü’min, nefsini tezkiye için, ya’nî nefsin yaratılışında mevcûd olan küfrü ve günâhları temizlemek için, her zemân çok (Lâ ilâhe illallah) okumalı ve kalbini tasfiye için, ya’nî nefsden ve şeytândan ve kötü arkadaşlardan ve zararlı kitâblardan gelen küfrden ve günâhlardan kurtarmak için, (Estagfirullah) demelidir.  Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  401

    1 min
  • Dua etmenin şartları!

    Düâ etmenin de şartları vardır. Önce, günâhlarına pişmân olup, tevbe etmeli, istigfâr okumalı, sadaka vermeli, îmânını Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, düânın kabûl olacağına inanmalı, güvenmeli, iki dizi üzerine kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevât okumalı. Düâyı üçden fazla söylemeli. Harâm şeyleri ve hâsıl olmuş şeyleri istememeli. Kabûl olmadı diyerek, ümmîdi kesmemeli, kabûl oluncaya kadar, uzun zemân tekrâr etmelidir. Harâm yimemeli, harâm içmemeli, harâm şeyleri söylememelidir. Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  /  395

    1 min
  • Kur’an-ı kerim

    Emâlî kasîdesi onbirinci beytinde, (Kur’ân-ı kerîm, Allahü teâlânın kelâmıdır. Mahlûk, sonradan yaratılmış değildir. Zât-ı ilâhînin sıfatıdır) diyor. Ahmed Âsım efendi, bunu şöyle açıklıyor: Kur’ân-ı kerîm, bu kelimelerden, seslerden çıkan ma’nâlardır. Kelimeler, sesler, kelâm-ı ilâhî değildir. İnsanın kelâmı da kalbdedir. Sözlerimiz bunu meydâna çıkaran tercümândır. Her dirinin kemâli, üstünlüğü, kelâm sıfatı iledir. Kelâm sıfatı olmazsa, kusûrlu olur. Allahü teâlâ da, diri olduğu için, kelâm sâhibi olması lâzımdır. Bütün Peygamberler, bütün kitâblar, Allahü teâlânın kelâm sıfatı vardır dedi. Mûsâ aleyhisselâmın ağaçdan işitdiği kelime ve ses, kelâm-ı ilâhî idi. Hâfızın sesi ise değildir. Bu sesin ma’nâları, kelâm-ı ilâhîdir. Allahü teâlâ, mahlûkların sözünü harfsiz, sessiz işitir. Harfsiz, sessiz olan kendi kelâmını, arabî dil ile indirdi. Kelâm-ı ilâhîde bir değişiklik olmadı. İnsan çeşidli elbise ile, çeşidli sûretde görünür, fekat insanda bir değişiklik olmaz. Allahü teâlânın kelâmı, mahlûkların kelâmı gibi, kelime ve sese muhtâç değildir. Fekat bu kelime ve sesler değişdirilirse, terceme edilirse, kelâm-ı ilâhî değişdirilmiş, bozulmuş olur. Kur’ân-ı kerîm, bu kelimelere, bu sese mahsûsdur. Allahü teâlâ, kelâmını bu kelimelere, seslere kendi yerleşdirmişdir.  Eshâb-ı Kirâm  /  104

    3 min
  • Eshâb-ı kirama karşı vazifemiz?

    Eshâb-ı kirâm için, iyilikden başka bir şey söylememek, Onlara hürmet etmek, hepsini büyük bilmek, herbirinin ismi geçdikçe (radıyallahü anh) demek lâzımdır. Hele Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret eden Muhâcirîn ve bunları Medînede karşılayıp barındıran Ensâra ve ağaç altında Peygamber efendimize “sallallahü aleyhi ve sellem” söz verip, her şeylerini Ona fedâ eden bindörtyüz Sahâbîye ve Bedr muhârebesinde bulunanlara ve Uhudda şehîd olanlara ve diğer gazâlarda bulunanlara, dahâ çok ehemmiyyet vermelidir. Ümmet-i Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”, bunların çok yüksek olduğuna icmâ’ etmiş, söz birliği olmuşdur. Biz müslimânların vazîfesi, bunların dîn-i islâma olan hizmetlerini, fedâkârlıklarını düşünerek (radıyallahü anhüm) diyerek hepsine iyi düâ etmekdir. Çünki bunlar, dîn-i islâmda ileri gidip yol gösterenlerdir. Peygamber efendimize “sallallahü aleyhi ve sellem” uymakda ve Onun dînini dünyâya yayıp herkese bildirmekde önder olanlar, Allahü teâlânın emrlerini Onun Peygamberinden bize getirenler, dîn-i islâmın temelini kuvvetlendirenler, onlardır. İslâmiyyeti her memlekete ulaşdıran onlardır. Allahü teâlânın topraklarına, Onun kullarına, Onun dînini yayan onlardır. Şu bizlere gelen (Dîn-i İslâm) ni’metinden dahâ büyük bir ni’met var mıdır? Hepimiz, her zemân onların bu iyiliklerine şükr etmeliyiz! Eshâb-ı Kirâm  /  26

    2 min
  • Dua müminin silahıdır.

    Kâdî zâde, (Ferâid) kitâbında, (Esmâ’ül-hüsnâ)yı anlatırken diyor ki, düâ ibâdet demekdir. Bunun için nemâza düâ denilir. İslâmiyyetde düâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemekdir. Allahü teâlâ, düâ eden müslimânı çok sever. Düâ etmeyene gadab eder. Düâ mü’minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Yerleri, gökleri aydınlatan nûrdur. Düâ, gelmiş olan derdleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni’ olur. (Bana hâlis kalb ile düâ ediniz! Böyle düâları kabûl ederim) meâlindeki âyet-i kerîmeden anlaşılıyor ki, düâ etmek, nemâz, oruc gibi ibâdetdir. (Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım) meâlindeki âyet-i kerîme meşhûrdur. Allahü teâlâ, herşeyi sebeb ile yaratmakda, ni’metlerini sebeblerin arkasından göndermekdedir. Zararları, derdleri def’ için ve fâideli şeyleri vermek için de, düâ etmeği sebeb yapmışdır. Peygamberler “aleyhimüssalevât”, hep düâ etdiler. Ümmetlerine düâ etmelerini emr etdiler. Düâ etmenin de şartları vardır. Önce, günâhlarına pişmân olup, tevbe etmeli, istigfâr okumalı, sadaka vermeli, îmânını Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, düânın kabûl olacağına inanmalı, güvenmeli, iki dizi üzerine kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevât okumalı. Düâyı üçden fazla söylemeli. Harâm şeyleri ve hâsıl olmuş şeyleri istememeli. Kabûl olmadı diyerek, ümmîdi kesmemeli, kabûl oluncaya kadar, uzun zemân tekrâr etmelidir. Harâm yimemeli, harâm içmemeli, harâm şeyleri söylememelidir. (Makâmât-ı mazheriyye)de, 98. ci sahîfede diyor ki, (Düânın kabûl olması için, ekl-i halâl ve sıdk-ı makâl ve ihlâs ile yapmak şartdır).  dir.)  Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye  / 395

    3 min

About Askıda Kitap

From the publisher's feed

Kanalımızda bulunan ses kayıtlarının hepsi büyük ehli sünnet alimlerinin orijinal kitaplarından veya tercümelerinden kesitleri içermektedir. Bu kitapların tamamına askidakitap.net sitesinden…

More shows like Askıda Kitap

Kuran Dinle by Kuran Dinle

Kuran Dinle

7 Listeners