
Sign up to save your podcasts
Or


8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Hayata güveniyor musun? Yoksa hep incecik bir ipin üzerinde yürüyormuş gibi mi hissediyorsun?
Peki ya güç. Yaşadığın olaylar karşısında güçlü durabiliyor musun? Yoksa kendini hep aciz, çaresiz, hayatının kontrolünü kaybetmiş gibi mi hissediyorsun?
Hakkını araman gerektiğinde nasılsın? Kendini sonuna kadar savunabilir sana ait olanı alabilir misin yoksa insanlar senin sınırlarının içine rahatlıkla girer ve senden istediklerini kolaylıkla alabilirler mi?
Özgüven konusunda ne düşünüyorsun? Kendin için “Ben özgüvenliyim” diyebilir misin?
Kariyer ve parayla ilişkin ne durumda?
Bunları neden mi soruyorum?
Olaylar karşısındaki güçlü duruşumuzu, özgüvenimizi, hayata güven duygumuzu ve işimiz, kariyerimiz, parayla olan ilişkimizi babalarımız belirler.
Çocukluğunuzda “Benim babam senin babanı döver” diyebilen bir çocuksanız ki; hiçbir baba başka bir babayı dövmesin ama bir çocuk böyle söyleyebiliyorsa kendini güvende hissediyordur.Bana bir şey olmaz arkamda kapı gibi bir babam var diyebilen birisiyseniz güçlüsünüzdür.
Boşanma, hastalık, babanın erken vefatı ya da başka nedenlerle hayatımızda babanın alanı boşalmışsa daha pasif, çekimser, irade koyamayan, özgüveni ve özsaygısı düşük bireyler olarak hayata karışırız.
Hadi gel… Bu gün babamızla olan ilişkimize bir göz atalım. Çocukluğumuzdan bu güne ruhsal ve duygusal gelişimimizde babamızın rolünü farkedelim. Yaptıkları ya da yapmadıkları, bazen de yapamadıklarıyla bize öğrettiği her şey için teşekkür edelim…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=HLyenaNupP8
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Doğduğumuz andan itibaren temas ettiğimiz ve ilişki geliştirmeye başladığımız ilk kişi. Yani, annelerimiz ya da bize bakım verenler.
Çocuklar, ilgiyi, şefkati, sevgiyi annelerinden alırlar. Aynı zamanda onlardan bakım alırken, hayatta kalmayı sağlayacak yaşamla başetme becerilerini de.
Annemizle kurduğumuz ilişki, aslında hayatla olan ilişkimizin bir yansımasıdır. Sosyal hayatımız, okul hayatımız, iş hayatımız, özellikle partnerlerımızla olan ilişki modellerimizin temellerini oluşturur.
İhtiyaç duyduğu her an hiç gecikmeden ilgi ve destek alan çocuklar güvenle bağlanan benlik modeli geliştirirler. Tam tersi durumda ise; özgüven eksikliği ve değersizlik duygusunun gelişmesi ile, ya kaygılı bağlanma ya da kaçıngan bağlanma modeli gelişir.
Annemizle ilişkimiz bu güne kadar nasıl şekillendi bir düşünelim;
Çatışmalı ?
Bağımlı ?
Kaygılı ?
Aşırı korumacı ?
Mesafeli ?
Doyumlu ?
Ve şimdi de iletişimde olduğumuz insanlarla olan ilişkilerimizi düşünelim; tıpatıp aynısını mı kopyalamışız yoksa tam tersini mi ? Kişiliklerimizi oluşturan parçalardan hangilerini annemizden almışız? Bu parçalarla barışık mıyız yoksa kavga halinde miyiz?
Hadi gel… Bu gün annemizle aramızdaki bağları yeniden gözden geçirelim. Olumsuz bağları onaralım, olumlu bağları güçlendirelim. Annemiz ister hayatta olsun ister olmasın, ona sımsıkı sarılıp koşulsuz sevgisiyle kalplerimizi dolduralım…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=1QFVBvOLcQ4
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Çocukluk deneyimlerimiz duygusal gelişimimiz için oldukça önemlidir. Tanık olduğumuz, yaşadığımız olaylar üzerinden dünyayı ve hayatımızı anlamlandırır bunun sonucunda da içsel haritalarımızı oluştururuz.
Bireysel çalışmaların neredeyse tamamı bize gösteriyor ki; yetişkinlik yaşantılarındaki problemlerimizin kökeni işte bu haritalar.
Bize bakım verenlerle kurduğumuz ilişki tipleri, gelecek yaşantılarımızdaki bağ kurma şeklimizi, güven duygumuzu şekillendiriyor. Eğer bunlarda problem varsa, haritalarımızda bizi ana yoldan uzaklaştıran karanlık ve sapa yollar, çıkmaz sokaklar, dik yokuşlar, keskin virajlar oluşuyor.
Eğer bu gün yaşadıklarımızı anlamak istiyorsak mutlaka çocukluğumuza dönmeli, oradaki yaşantılarımıza bakmalı, içimizdeki çocukla temas kurmalıyız.
Çocukluğumuzu ne kadar hatırlıyoruz?
O yılları nasıl yaşadık?
Mutlu bir çocuk muyduk?
Hayallerimiz nelerdi?
Hayatı nasıl algılıyorduk?
İçinde yaşadığımız dünya bizim için nasıl bir yerdi?
İşte bütün bu soruların cevabı bizim çocukluk anılarımızda saklı ve bugünümüzü de bu soruların cevapları şekillendiriyor.
“Çocukluğumuzda daima bir an vardır ki, kapı açılır ve geleceği içeri alır” diyen Graham Greene’e selam olsun.
Hadi gel. Bugün seninle geçmiş ve geleceği buluşturan o kapıdan geçelim. Çocukluğumuza birlikte yürüyelim. Bugünkü aklımız ve algımızla onunla buluşalım…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=1QFVBvOLcQ4
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/422763276
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Yaşam ağacı, en ilkel toplumlardan en ileri medeniyetlere, tek tanrılı dinlerden çok tanrılı dinlere felsefe, mitoloji, sosyoloji, psikoloji alanlarına konu olmuştur. Üzerine çok derin anlamlar yüklenmiş, sayısız mitler, efsaneler türetilmiştir.
Hayat ağacı, Kutsal ağaç, Dünya ağacı, Evren ağacı ya da Kozmik ağaç olarak da anılır.
Doğurganlığın, ölümsüzlüğün sembolüdür. Aynı zamanda şansın, bereketin ve şifanın da.
Dünyanın merkezinde olduğuna inanılır ve göğün yedi kat üzerine kadar uzanır. Yer ile gök arasında ruhsal bağlantıyı sağlayan kutsal bir ağaçtır. Anne rahmindeki bir bebek için göbek kordonu nasıl yaşamsal bir öneme sahipse yeryüzü için de yaşam ağacı aynı derecede önemlidir.
Kökleri toprağın derinliklerine doğru ilerlerken bize ilk insandan bu güne kadar yaşanmış tüm deneyimleri, bilgileri aktarır. Toprağın içindeki canlılık ve bereketi hayatlarımıza taşır. Gövdesiyle yeryüzündedir ve bize tüm varoluşla bir olduğumuzu hatırlatır. Dalları gökyüzüne sonsuzluğa uzanırken, ilahi olanla bağlantı kurmamıza vesile olur. Aynı zamanda bize hayatın devam ettiğini, karmaşıklık içinde de bir düzen olduğunu gösterir.
Yani Yeraltı, Yeryüzü ve Yerüstünü birbirine bağlayan, ilahi dengeyi ve birliği anlatan, öğreten çok önemli bir semboldür.
Hadi gel… Bugün yaşam ağacına doğru bir yolculuğa çıkalım, onun bolluk bereketinden, şifasından, bilgeliğinden nasibimizi alalım…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=2OI9tolMfEA
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/403496003
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Adına her ne dersen de. Allah, Tanrı, Evren, Enerji. Hepimiz ilahi bir kaynağa bağlıyız ve oradan besleniyoruz. O kaynakla iletişimimizi kopardığımızda da tıpkı annesinin memesinden ayrı düşmüş bebekler gibi kendimizi duygusal olarak aç hissediyoruz. Terkedilmişlik duygusuna kapılıyoruz, sevgisizlik içinde dolaşıyoruz. Elimizi attığımız işlerde bolluk ve bereketten uzaklaşıyoruz. Frekansımız gittikçe düştüğü için negatif enerjiyi kendimize çekiyoruz. Hayatlarımız freni boşalmış bir kamyon gibi yokuş aşağı son sürat inerken elimiz kolumuz bağlı izliyoruz.
Başımızın tam tepe noktasındaki beyaz boru işte bizi bu ilahi kaynağa bağlıyor. Taç çakramız, bizim sonsuz ve sınırsız kaynaktan beslendiğimiz 7.enerji merkezimiz.
Her birimiz hayatlarımızda pek çok farklı alanda zorluk yaşıyoruz. Kimimiz sağlıkla, kimimiz parayla, işle, aileyle, ilişkiyle. Ve bu sıkıntılar zaman zaman bizi öyle zorluyor ve şüpheye düşürüyor ki! Sanki ilahi sistem diğerlerine harika fırsatlar sunarken bizi es geçiyor. İhtiyaçlarımızı, isteklerimizi görmüyor, duymuyor. İçerdeki negatif inanç kalıbı günden güne büyürken kısmetimiz kapalı, her işimiz ters gidiyor diye hayıflanıyoruz. Böyle anlar yavaş yavaç inancımızı kaybetmemize sebep oluyor. İsyan bayrağını çekiyoruz ve maneviyatımızı bir kenara bırakıyoruz.
İşte bu bizi kendi özümüzden uzaklaştırıyor. Bir süre sonra ruhsuz, duygusuz, anlamsız bir sürü deneyimin içinden geçerken buluyoruz kendimizi. Pek çok insan bu noktada şunu söylüyor. İçimde bir boşluk var ve ne yapsam dolduramıyorum.
Hadi gel… Her nerede, ne zaman ve hangi duygularla bağımızı koparmışsak, bugün yeniden özümüzle, kaynağımızla buluşalım…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=RYwPZ0XgliY
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/401168606
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
İçimden bir ses bana bugün seninle harika bir çalışma yapacağımızı söylüyor. Senin de içindeki ses sana zaman zaman böyle şeyler söyler mi?
Eminim ki söylüyordur. Sabah kalktığında bugün şu arkadaşını aramalısın diyordur mesela. Ya da bugün şuraya gitmelisin. Şu eğitimi alsan iyi olur diyordur belki de.
Aslında içimizdeki ses bizimle sürekli iletişim halindedir.
Peki nedir bu içimizdeki ses?
O bizim içsel rehberliğimizle iletişime geçtiğimiz enerji merkezimizdir. İki kaşımızın arasında, alnımızın ortasında olan, bazılarının üçüncü göz dediği ve rengi mor olan 6.çakramız.
İçsel rehberliğimiz, ruhumuzun bilgeliği bize dört kanaldan ulaşmaya çalışır. Birincisi duru görü kanalımızıdır. Rüyalarımız, bu kanalın bize ulaşma yollarından biridir. Duru işit ikinci kanalımızdır ve şarkılardan tuttuğumuz fallar, bir arkadaşımızın nedensiz de olsa söylediği bir söz, televizyonda duyduğumuz bir konuşma hep bu kanalın mesajlarıdır. Üçüncü kanal duru sezidir. Hani birini görürsün ya da bir yere girersin de içine bir his düşer ya. İşte o senin sezgi kanalındır. Bunun bir ileri adımı da duru biliş dediğimiz dördüncü kanaldır. Sezginin de ötesindeki biliş halidir. İçinde hissettiğin şeyle ilgili hiç kuşku yoktur sadece çok kuvvetli bir şekilde biliyorum dersin.
Herkes de bu dört kanal açıktır ve İlahi sistem bize bu kanallardan mesajlar yollar, bilgilendirir, dikkat etmemizi ister. Tıpkı seyahate çıktığımızda yoldaki tabelaların bizi yönlendirmesi gibi hayat yolculuğumuzun uyarı levhalarıdır bu mesajlar.
Ama biz ya farkında değilizdir ya da kapatmışızdır.
Hadi gel. Bugün, içsel rehberliğimizin kanallarını açalım. Bize bugüne kadar verdiği mesajlara teşekkür edelim bundan sonra vereceği mesajları da sevgiyle kabul edelim…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=y8ctInPDx5o
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/391410478
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Rengi turkuaz olan boğaz çakramız beşinci enerji merkezimiz. Kendimizi ifade etme gücümüz, yaşadığımız olaylara farklı açılardan bakabilme becerimiz, esneyebilme kabiliyetimiz ayrıca kendimize verdiğimiz değer, sevgi ve onay ihtiyacımızla ilgili.
Duygularımızı, isteklerimizi, düşüncelerimizi yeterince ifade edebiliyor muyuz yoksa duruma uyum sağlamak için herkes ne isterse o olsun mu diyoruz?
- Ben herkese uyarım,
- Benim için çok da önemli değil,
- Benim için farketmez,
- Şimdi bir tatsızlık çıkmasın, onların dediği gibi olsun,
Bu cümleler tanıdık geliyormu. Ne sıklıkta kullanıyoruz bir düşünelim.
Hiçbir şeyde irade koymamak bizim varoluşumuza zarar verir. Çünkü her insan tek ve biriciktir. Bizi biz yapan farklı duygularımız, farklı düşüncelerimiz ve farklı tercihlerimizdir.
Peki, neden insanlara uyum sağlamak isteriz?
İnsanın bu çabası sevilme ihtiyacından gelir. Eğer ben kendim gibi olursam beni sevmezler, ben onların istediği gibi olayım da beni aralarına alsınlar, kabul etsinler, sevsinler . Yani hücrelerimiz, ben olduğum halimle değerli değilim, sevilmeye layık değilim yazılımıyla doludur.
Hadi gel… Bugün kendi aynamızda kendimizi görelim. Herkesten ve herşeyden önce biz kendimizi olduğumuz gibi, her halimizle kabul etmeyi, değer vermeyi öğrenelim. Kalbimizdeki koşulsuz sevgiyle önce kendimizi sevelim.
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=ML189-iO9qE
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/384948904
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Çakralarımızdaki yolculuğumuza 4. Çakramız yani kalp çakramızla devam ediyoruz. Göğüs kafesimizin ortasında bulunan ve rengi yeşil olan bu enerji merkezimiz, tüm deneyimlerimizi ve ilişkide bulunduğumuz tüm insanları koşulsuz sevginin gücüyle kabul ettiğimizde yani -rağmen sevmeyi öğrendiğimizde dengeye gelir.
Hayatımız boyunca pek çok insanla iletişim içinde oluruz. Aile üyelerimiz, arkadaşlarımız, partnerlerimizle duygusal alış veriş deneyimleri yaşar, yaşatırız. Aslında, her birimiz kendi rolümüz gereği yapmamız gerekeni yaparız. Bir arkadaşımızın senaryosunda iyi kalpli yardımsever rolünü canlandırırken başka bir arkadaşımızın senaryosunda kötü kalpli can acıtan rolünü üstlenmiş olabiliriz. Aynı şekilde ilişkide bulunduğumuz bazı insanlar bizim canımızı yakar, kalbimizi kırıp hayal kırıklığına uğratırken bazıları da bizi sevgileriyle sarıp sarmalar.
Ruhumuz olumlu duyguları çok fazla kaydetmeye meyilli değildir daha çok olumsuz duyguların izini sürer. Canımızı yakan insanları bir türlü affedemeyiz. Bizi terkeden, aldatan, hakkımızı gasp edenleri her an her saniye aklımızın içinde taşır zihnimizde sürekli onlarla hesaplaşmanın provalarını yaparız. Bütün bunlar da zaman içinde enerjimizi emerken, bizi halsiz yorgun ve mutsuz bir insan haline dönüştürür. Hatta pek çok hastalığa da davetiye çıkarırız.
Hadi gel.. Bizi üzen, kıran, inciten, hayal kırıklığına uğratan kim ya da kimler varsa her birine koşulsuz sevgimizi gönderelim, bize öğretmeye çalıştıklarını farkedelim. Tüm deneyimlerimizi sevgiyle kabul ederek yüreğimizin yükünü hafifletelim, özgürleşelim…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=xzXEbE5j8oI
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/384948904
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
3.Çakra, hayat enerjimizin kaynağını oluşturan, bize yaşam motivasyonu veren, her anın içindeki mutluluğu huzuru farketmemizi sağlayan aynı zamanda da yaşam irademizi güçlendiren hayatımızın sorumluluğunu almamızı sağlayan çakramız. Göbek deliğinin iki parmak üstünde ve rengi sarı.
Her birimiz milyarlarca yıllık bir gezegen üzerinde ortalama 80 yıl seyahat eden gezginleriz. Enerjinin dönüşümü kanunu gereği yaşadığımız evrenle birlikte bir formdan başka bir forma dönüşüp duruyoruz. Hiçbir şey kaybolmuyor sadece dönüşüyor. Yaşam deneyimlerimiz de öyle. Bizler de İyi veya kötü diye adlandırdığımız kişi ve olaylarla çevriliyiz. Kah üzülüp kah gülerek bir halden başka bir hale geçiyoruz.
Tıpkı kalplerimizin ritmik atışı gibi hayatlarımızda sürekli bir devinim halinde. Ve daima iki seçeneğimiz var. Ya ağlayıp sızlayarak bir ömrü heba edeceğiz ya da nefes aldığımız her AN’ın yeniden başlama potansiyeline sahip olduğunu farkedip ilerleyeceğiz.
Her insan kendi yaşam hikayesinin yazarı. Bir başkasını suçlamadan hayatlarımızın sorumluluğunu almak ve kendimize, yaşadıklarımıza olduğu gibi kabul verebilmek bize daimi huzuru getirecek.
Hadi gel... Bugün savaştığımız ya da kabul veremediğimiz ne varsa sevgiyle kabul edelim. Olmakta olana izin verelim. Bırakalım aksın, izin verelim olsun…
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=cGngy-TISqY
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/378420594
8D Tekniği ile hazırlanmıştır. Lütfen kulaklıkla dinleyiniz.
Sevgili Ruhdaşım Hoşgeldin :)
Çakralarımızdaki yolculuğumuza ikinci çakra ile devam ediyoruz. Bu dünyaya doğarken seçtiğimiz cinsel kimliğimiz, bu kimliğin bedeni ile olan ilişkimiz, ikili ilişkilerimiz de yaşadıklarımız, içimizdeki yaratıcı tarafın aktive olması bu çakramızla ilgili.
Her birimiz bu dünyada kadın ya da erkek kimliklerimizle deneyimler yaşıyoruz. Cinsel kimliğimizin karşılaştığı bu durum ve tutumlar bizim kendimize karşı olan özgüvenimizi, değerimizi, öz saygımızı belirliyor. Eğer deneyimlerimiz sonucunda karşı cins tarafından sevilmeye layık görülmediğimize inanmaya başlamışsak, çekim yasası kanunu gereği, hayatımıza bize değer vermeyen, inciten, kıran, yoran insanları çekmeye başlıyoruz.
Diğer yandan, eril ve diş enerjilerimiz dengede değilse, bu da ikili lişkilerimize uyumsuzluk getiriyor. Dişil ya da eril enerjimizin normalden yüksek olması düşünüldüğü gibi bizi daha cazip biri yapmıyor. Bizi daha çok anaç ya da babaç yapıyor. İlişkilerimizde farkında olmadan partnerimize karşı anne ya da baba rolü üstlenmeye başlıyoruz.
Eril ve dişil enerjimizin düşük olması da tam dersi yönde dengeyi bozuyor. Bu sefer de ilşkilerimizin içinde küçük bir çocuk kimliğiyle hareket eden taraf oluyoruz. Bütün bunların sonucunda da, dengesi bozulmuş, bir türlü rayına oturamayan ilişkilerin içinde, aradığını bulamayan kadın ve erkekler olarak yaşıyoruz.
Hadi gel… Bu gün, kadın ve erkek olarak yaşadığımız deneyimlerdeki yaralarımızı bulalım, onları iyileştirelim, içimizdeki eril dişil enerjiyi dengeye getirelim. Ve böylece kendimize daha sağlıklı ilişkiler yaratabilelim...
Bu meditasyonlara tüm PODCAST kanallarından ulaşabilirsin; Apple Podcasts Google Podcasts Radio Public Breaker Pocket Casts Castbox Spotify
Youtube Linki;
https://www.youtube.com/watch?v=DNe1ZgdWfYk
Castbox Linki;
https://castbox.fm/vb/376356524
From the publisher's feed

7 Listeners