
Sign up to save your podcasts
Or


Sinir Bilim Uzmanı Prof. Dr. Sinan Canan Hocam'la insanın fabrika ayarlarından, kadın-erkek arasındaki farklılıklardan, cesaretten ve vazgeçilmezim olan konfor alanından bahsettik. Ve pek tabii daha nicelerinden.
Sizlerden gelen yorumlar üzerine bugünkü muhabbetimiz, konuların babası ‘teslimiyet’ üzerine. Canımızın acımasına ve sıkılmasına izin vermediğimiz sürece, teslimiyetin yanından bile geçtiğimize inanmıyorum. Olayları olduğu gibi kabul ettiğimizde, sonuçla kavga etmeyi ve itiraz etmeyi bıraktığımızda, alınan dersleri düşünmeye ve dolayısıyla derinleşme başlıyoruz. Ve sonra gelsin mucizeler…
Senin de hayatında bir türlü kendini anlatamadığına ve iletişim kuramadığına inandığın birileri varsa, bu bölüm pek senlik. İnsanlarla, her iki tarafın da ihtiyaçlarının gözetildiği, şefkatli ve kalpten iletişim kurmak aslında mümkün.
Geçirdiği mini bir kaza sonrası dünyası dönüşen Emre Karayel'le enine, derinine sohbet ettik. Emre; 'Daha önce akıllıydım dünyayı değiştirmeye çalışıyordum. Şimdi bilgeyim kendimi değiştirmeye çalışıyorum.' diyor da, bundan ötesini o kadar da önemsemiyor.
Karışıklık yaşatabilen bu iki zıt kavramdan 'tek başınalık', aslında her türlü ilişkide sahip olunası bi meziyet. Yalnızlık; birinin yokluğu, tek başınalık; tam olma haliyse eğer üzerine çalışmaya değer. Diyor naçizane deneyimlerimi ve tıkandığım durumları paylaşıyorum.
'Can Bonomo'yu hiç böyle dinlemediniz!'' tarzı iddialı ve klişe bi pazarlama cümlesiyle açmayacağım mevzuyu elbet.
Cano'nun özgüvensiz hissettiği alanlar, yaşamaktan keyif aldıran hazları, tek başınalık serüvenleri gibi gibi konulara girdik çıktık. Kendisi bir gün Hakk'a kavuştuğunda daha değerlenecek muhabbetimize, şimdiden kulak veriniz. :]
En az benim kadar konforuna düşkün ve yetersiz (şakacıktan) dostlarım; Alara Kap, Eran Çakan, Eren Onurlu ve Yasemin Dormen'le şööyle bi sezon özeti geçtik.
Not: Arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. (Lütfen okurken 'Olacak O Kadar' melodisiyle seslendiriniz.)
Gökyüzü gibi olmak lazım ki geri kalan her şey hava durumu olsun' diyor yumuşacık gönüllü Yusuf Akgün. İşi oyunculuk, özü samimiyet Yusuf'u ben deştim, o saçıldı. Kendisinde dönüştürmek istediği taraflarını, yargıları, hayalleri ve tutkuları konuştuk.
Fark bile etmeden amma yargılayabiliyorum hayat görüşü benden farklı olanı. Resmen kendimi üstün görüyorum birtakım insanlardan. Biraz da içimizdeki yargıçı konuşalım. İhityacımızı duymaya çalışalım.
Gün gelecek başkasını yargılamayacağız ki biz de yargılanmayacağız. Çünkü başkalarını nasıl yargılarsak, biz de aynı yoldan yargılanıyoruz.
İlk konuğum; En büyük ilham perim, dostum, terapistim ve eğitmenim Rida Kıraşı. Meditasyon eğitmeni, ses şifası terapisti ve somatik deneyimle uygulayıcısı kendisi. Ayağı yere basan spritüellik, meditasyona oturmak, hayaller kurmak, bedeni duymak gibi konulara girdik çıktık.
Keşke bir gün herkes Rida'yla tanışsa da hayat bayram olsa.
From the publisher's feed