Bu bölümde, sabahın köründe kargalar bile henüz kahvaltısını yapmadan mikrofon başına geçen iki yorgun beynin, sinapsları birbirine değdirme çabasına tanık oluyoruz. Fatih'in kendini 75 yaşında hissettiği, duşta alınan kararların asla hayata geçmediği ve "karakter" ile "yaşam felsefesi" arasındaki kavganın "çıkar göster" seviyesine indiği bu kaotik kayıtta mantık aramayın, bulamazsınız.
Bir yanda "Disiplin mi motivasyon mu?" sorusuna tulumba metaforuyla yaklaşan bir zihin, diğer yanda dünyayı yok edecek düğmeye basıp yirmi yıl boyunca o düğmenin üzerinde oturmayı planlayan bir strateji dehası var. Konu bir anda pişmanlık ve bir milyon dolar ikilemine gelirken, Fatih'in beyninin sağ ve sol lobunun "merge" olamama sorunuyla yüzleşiyoruz. 5G vizyonuna sahip olup 3G hızında bir hayata sıkışmanın verdiği o ince sızıyı hissederken, Keanu Reeves'in ölüm ve özlem üzerine söylediği derin sözlerin, Saddam Hüseyin'in bile sahip olamadığı bir lav silahını askerde anı olarak eve getirme hayaliyle nasıl harmanlandığını şaşkınlıkla dinleyeceksiniz.
Fatih'in askere gitmeden önceki son çırpınışları, darılana gazoz ısmarlama vaatleri ve bölüm sonunda kulaklarınızın pasını (veya yaşama sevincini) silecek o muazzam gitar performansı... Dinleyicilerin "Biz ne dinledik şimdi?" diyeceği, Birleşmiş Milletler'in bile çözemeyeceği krizlerle dolu bu "special" bölüm, sabahın beşinde alınan kararların neden uygulanmaması gerektiğinin canlı kanıtı niteliğinde.