
Sign up to save your podcasts
Or


"Bağrına taş basmak." Çok duyduğumuz ama ağırlığını çoğu zaman fark etmediğimiz bir söz. İnsanın içindeki acıyı susturmak için göğsüne bir taş koyması; yani kederi sessizce, tek başına taşıması.
Bu bölümde bastırılan yası konuşuyoruz. Acımızı neden içimize gömeriz, taş basmayı neden güç sanırız ve Türkçe bu acıyı neden hep bedenden anlatır? Bağrıma taş bastım, içime attım, yüreğime oturdu. Çünkü bastırılan duygu kaybolmaz, bedene yerleşir; göğse bir ağırlık, sırta bir yük olur.
Bir de şunu hatırlıyoruz: acıyı ağırlaştıran taşınması değil, paylaşılmamasıdır. Belki bu bölüm, içindeki o taşın ağırlığını ilk kez birine gösterebilmenin davetidir.
Bizden Kavramlar, Türkçenin duygu sözlüğü. Kelimelerimizin arkasındaki hisleri Klinik Psikolog Dilara Irmak Gaygusuz ile konuşuyoruz.
Bir şeye bakarız ve daha düşünmeden içimizden bir şey o tarafa akar. Bir bebeğe, bir yemeğe, bir insana içimiz gider. Biz buna içi gitmek deriz. Bu bölümde arzunun bedende, kafadan önce nasıl konuştuğunu ele alıyoruz. İçi gitmenin iki yüzünü, yani şefkatle erimek ile ulaşamadığına kapılmak arasındaki farkı; istemenin neden ayıplandığını ve bastırdıkça kendi isteğimizi nasıl kaybettiğimizi; akmak ile kapılmak arasındaki o ince çizgiyi bir klinik psikolog gözüyle ama aile sofrasının sıcaklığıyla konuşuyoruz.
Bazı akşamlar, hiçbir sebep yokken içimize bir şey çöker. Ne tam üzüntü, ne tam yorgunluk. Biz buna efkâr deriz. Bu bölümde efkârın o tarifi zor, hem acı hem tatlı hâlini konuşuyoruz. Efkâr neden gelir, hüzünden ve depresyondan nasıl ayrılır, ne zaman bizi iyileştirir ne zaman geçmişe hapseder? Demlenmek ile boğulmak arasındaki o ince çizgiyi ve bu toprakların bize miras bıraktığı hüzün dilini bir klinik psikolog gözüyle ama aile sofrasının sıcaklığıyla ele alıyoruz.
Boyun eğmek, evimizde hem bir terbiye hem de bir yenilgi olarak anılan tuhaf bir kelime. Peki her eğiliş aynı mı? Bu bölümde onu ikiye ayırıyoruz: değiştiremediğimiz şeyin önünde kendi rızamızla eğilmekle, korkudan kendimizi silerek eğilmek arasındaki o ince çizgiyi konuşuyoruz. Hayatta kalmak için geliştirdiğimiz sessiz "hoş tutma" tepkisine, öğrenilmiş çaresizliğe, bedenimizin hafızasına ve kuşaktan kuşağa devraldığımız eğik boyunlara bakıyoruz. Ve asıl soruyu soruyoruz: bu eğiliş bizi koruyor mu, yoksa bizi yavaşça yok mu ediyor?
Bizden Kavramlar - Kalbi paramparça olmak
Kırık kalbin de iyileşme süreci olur; bunu süre yerine adım sayısıyla ölçmek lazım. Bu bölümde kalbi paramparça olmak edebi bir abartı değil, bedenin gerçek deneyimidir.
Akut yas tepkisidir. Kayıp, ihanet, terk edilme sonrası. Kırık kalp sendromu...
Düşünelim: En son ne zaman kalbin paramparça oldu?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #kalbiparamparçaolmak
Bizden Kavramlar - Kahrolmak
Kahrolmanın altına kazırsan çoğu zaman kendine fazla yüklenmiş bir "yapmalıydım" ya da "yapmamalıydım" bulursun.
Bu bölümde kahrolmayı, yapamadığın için kendine kızdığın yeri konuşuyoruz. Ve beraberinde gelen birçok duyguyu da. Öfke ile yas arasında bir his gibi aslında. Bir şey olmuş ve geri alınamaz, ama hâlâ kabul edilemez. Çaresizliğe yakın ama içinde öfke var.
Düşünelim: En son neye kahroldun ?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #kahrolmak
*Bizden Kavramlar - Yüreği yetmemek*
Yüreği yetmeyen kişi, cesaretsiz değildir. Çünkü bazen yüreği yetmemek bazen bilgeliktir. Bazı şeylere yüreğimiz yetmez çünkü onların ağırlığını biliriz.
Düşünelim: En son ne zaman ve neye yüreğin yetmedi son ve geri dönsen yine yetmez miydi?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #yüreğiyetmemek
**Bizden Kavramlar - Eli ayağına dolaşmak**
Beden donduğunda bunu utanç değil, sinyal olarak okumayı öğrenmek faydalı.
Bu bölümde eli ayağına dolaşmak, bedenin ve zihnin arasındaki o bağlantıda bedeninde olanları, zihninin bedenine nasıl yön verdiğini ya da veremediğini konuşuyoruz. Akut kaygının bedensel hali. Klinikte savaş, kaç ya da don tepkilerinden önceki hal gibi, beden ne yapacağını bilmiyor.
Düşünelim: En son ne zaman elin ayağın dolaştı?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #eliayağınadolaşmak
**Bizden Kavramlar - İçi içine sığmamak**
Bedeninin sığmadığı yer, duygunun adı henüz konmamış olabilir. Bu bölümde içi içine sığmamak beden bir cümle gibi büyümüş, dış zarftan taşıyor. Heyecan, sevinç ya da öfkenin bedeni aşan hali.
Düşünelim: En son ne zaman için içine sığamadı ve sen onu bastırıp küçülttün?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #i̇çiiçinesığmamak
Bölüm 12 - Gönlünü Almak
Birini kırdıktan sonra araya giren o jest: bir tatlı söz, bir bakış, "hadi küsme" diyen küçük bir hamle. "Gönlünü almak", özür dilemekten fazlasıdır; kırılan bağı onarma niyetidir. Bu bölümde neden bazen "özür dilerim" demenin yetmediğini, gönül almanın sözle değil eylemle kurulduğunu konuşuyoruz. İlişkilerde onarımın (repair) çoğu zaman kırgınlığın kendisinden daha belirleyici olduğuna, kimimizin bu jesti neden hiç öğrenemediğine ve alınan bir gönlün insanı nasıl yeniden yakınlaştırdığına bakıyoruz. "Gönlü kalmak"ın sessiz kırığından, onu onaran ele uzanıyoruz.
From the publisher's feed