
Sign up to save your podcasts
Or


**Bizden Kavramlar - Bağrına basmak**
Bağrına basılmamış çocuk, yetişkinlikte uzun zaman "bağrına basılma" deneyimini bedensel olarak arar.
Bu bölümde:
Bağrına basmak sözle değil bedenle yapılan kabuldür, kelime kalmadığında geriye kalan şey.
Kabul etmek ama duygusal olarak. Akademik "acceptance"tan farkı: bağrına basmak bedensel, fiziksel kucaklamak. Sevgiyle kabul.
Düşünelim: Sen kimi bağrına bastın son? Ya kim seni?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #bağrınabasmak
**Bizden Kavramlar - Sineye Çekmek**
Sineye çekilen şey unutulmaz, sineden çıkma fırsatı bekler.
Bu bölümde:
Sineye çekmek, "kabul ettim" demek değildir, "şimdilik konuşmuyorum" demektir.
Kabul mü, susmak mı, teslim olmak mı arasında dolaşır. Farkı var: birinde özgür kabul var, diğerinde zorunlu uyum. Sineye çekmek genelde ikincisi ama bazen birinci de olabilir.
Düşünelim: En son neyi sineye çektin?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #sineyeçekmek
**Bizden Kavramlar - Boğazı Düğümlenmek**
Düğümlenen söze ad vermek bazen onu açar, bütün taşıdığın "şey" değil "isim" olur.
Bu bölümde:
Bazı cümleler söylenmek için değil, taşınmak için doğar.
Yutkunmaktan farkı: yutkunabildiğin cümle vardır, düğümlenen söylenememiş; ne yutulabilir ne çıkarılabilir. Travma deneyiminin tipik bedensel hatırlamasıdır.
Düşünelim: Boğazında düğümlenen cümleyi tanıyor musun? Adı var mı?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #boğazıdüğümlenmek
**Bizden Kavramlar — Yutkunmak**
Yutkunmanın panzehri yazmaktır, kelime bedeni terk etmesin diye yazılır.
Bu bölümde:
Yutkunan bir cümle gidiyor zannedersin; gitmiyor, başka yerde duruyor.
Söylenmek istenip söylenmemiş cümlenin bedensel arşivi. Boğazda biten cümle bir yere gitmez, birikir. Klinikte yutkunmanın somatik dilinden konuşulur.
Düşünelim: Bugün yuttuğun cümle neydi ve yutmak yerine nereye yazsaydın olurdu?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #yutkunmak
Bizden Kavramlar — Yüreği yanmak
Yüreği yanan kişi, bağ kurabilen kişidir. Ama kendine sınır koymadan yanmak yorgunluk getirir.
Bu bölümde:
Yüreğin yanması, başkasının acısının seni de yakmasıdır; bu bir hastalık değil, bağ kurmanın bedelidir.
Empatinin acılı tarafı, başkasının acısının senin bedeninde yer açması.
Düşünelim: En son kimin için yüreğin yandı? O kişi bilse ne hissederdi?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #yüreğiyanmak
**Bizden Kavramlar — Gönlü kalmak**
Gönlü kalmış olmak utanılacak bir şey değil, sahici bir bağ kuran herkes orada bir şey bırakır.
Bu bölümde:
Gönlün kaldı diyoruz ya gerçekten bir kısmın orada kaldı demek.
Bir kişiden, bir mekândan, bir dönemden ayrılırken bir şeyin orada kalması; söylenmemiş, alınmamış, bitirilmemiş bir şey. Klinikte 'unfinished business'a yakın. Gestalt terapinin merkez kavramlarından.
Düşünelim: Hangi kişiye, hangi yere gönlün kaldı? Geri dönsen ne söyleyeceksin?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #gönlükalmak
**Bizden Kavramlar — Kafada Kurmak**
Kafanda kurduğun sahne çoğu zaman gerçekleşmeyecek ama sahnenin teması bir şeyi söylüyor.
Bu bölümde:
Kafada kurmak bir oyundur ama oynayan da seyirci de sensin.
Senaryolaştırma. Sosyal kaygıdan paranoya eşiğine kadar geniş bir alan. 'Bu işten çıkacağım' senaryosunu zihinde defalarca oynamak. Bilişsel davranışçı çerçevede 'catastrophizing'e yakın ama daha yaratıcı, daha senaryolu.
Düşünelim: En son hangi sahneyi kurdun kafanda ve o sahnenin sonunda kim 'haklı' çıkıyordu?
#bizdenkavramlar #klinikpsikolog #podcast #DilaraIrmakGaygusuz #kafadakurmak
Bir şarkı çaldı, gözün doldu. Eski bir fotoğraf, küçük bir hatıra, kimsenin görmediği bir kayıp… İçin sızladı, ağlayacak kadar değil ama bir yerinden incindi. Buna "içlenmek" deriz. Bu bölümde içlenmenin ne olduğunu konuşuyoruz, kelime kökeninden bugün içlenecek kadar bile kendimize vakit bırakmadığımıza bakıyoruz.
Bir cümle söylendi, sen bir şey demedin. Üstüne alındın ama belli etmedin. İçeride bir yere yerleşti ve dönüp durdu. "İçerledim" deriz, sessizce ama dönüşerek. Bu bölümde "içerlemek" kavramını konuşuyoruz: söylenmemiş cümlenin içerde nasıl büyüdüğünü, kırgınlığın neden hep dile gelemediğini, klinik adıyla pasif-agresif kalıbın ve birikmiş gerçeğin ne zaman patladığını. Sessizlik bazen bir savunma; ama bazen de bir biriktirme yeri.
Bazı cümleler bir türlü kafadan çıkmıyor. Bir bakış, kapanmamış bir konuşma, söylenmemiş bir özür… Boş anlarımıza yerleşip dönüp dönüp aynı yerden geçen düşünceler. "Kafana takma" deniyor ama o kadar kolay değil. Bu bölümde "kafaya takmak" kavramını konuşuyoruz: zihnimizin neden tek bir noktaya yapışıp kaldığını, klinik adıyla ruminasyonu, fark etmenin nereden başladığını ve "boş ver" denilen şeyin neden aslında bir cevap olmadığını.
From the publisher's feed