
Sign up to save your podcasts
Or


Sezai Karakoç - Monna Rosa
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya ( https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg?sub_confirmation=1)
Monna Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Monna Rosa. Siyah güller, ak güller.
Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Monna Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.
Açma pencereni perdeleri çek,
Monna Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Monna Rosa ben öteliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.
Zaman ne de çabuk geçiyor Monna.
Saat on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Monna.
Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.
Ki ben Monna Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Monna Rosa bulurum seni.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.
Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.
Monna Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Monna Rosa. Siyah güller, ak güller.
Sesli Öykü
Öykü: Aslıhan Kocabal - Alınyazısı (İshak Edebiyat, 2021)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
Youtube: https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg?sub_confirmation=1
"Fevzi abi bir sabah onca yıllık karısını ortada bırakıp kaçınca bütün suçu gariban Filiz’in üzerine yıktılar. Herifin beyni zaten içmekten sulanmışmış, kim nereye çekse oraya gidecek haldeymiş, e dişi köpek kuyruk sallayınca da… Hâlbuki Fevzi abi hiçbir konuda şakkadanak karar vermez, etek pilili mi, kloş mu olsun diye bile müşteriyi çıldırtacak kadar uzun süre düşünürdü.
Vah Neyyire…
Kırkından sonra dup dul, ortada…
Başında üç çocukla, yapayalnız, ersiz…"
Attilâ İlhan - Ben Sana Mecburum
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya ( https://www.instagram.com/cancaseyler/ )
"Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..."
Öykü: Sabahattin Ali - Kamyon
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Bu sırada, sırtında eski bir heybe ile, çok genç bir köylü otomobile yaklaştı; tereddüt eder gibi bir müddet şoföre baktıktan sonra "İzmir'e mi?" diye sordu.
"Oraya!.."
"Beni de alır mısınız?"
"Yer yok!"
Delikanlı hemen arkasını döndü, uzaklaşmaya başladı. Fakat şoförün penceresine dayanarak ona birtakım şeyler havale eden esmer, uzun boylu, sırım gibi incelmiş boyun bağlı birisi arkasından bağırdı:
"Gel buraya! Hey... Delikanlı!"
Öykü: Birgül Yangın Aslanoğlu - Dublaj Aşkına Foley (İshak Edebiyat, 2021)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
“Sıradan insanların basit mutlulukları vardır, bir küçük pencereleri, saksıları...”
Gece Kuşu Uzun Öter, Sevinç Çokum
“Karakterlerin duygusunu sesiyle yansıtmak, sesinin gücünü sanata dönüştürmek isteyenler…” diye yazıyordu. Tam dört dakika kırk iki saniyedir karşısındaki ilana bakıyordu. Sesini, sanata dönüştürmeyi çocukluğundan beri hayal eden, konuşmaktan nefret eden, mecbur kalmadıkça insanlarla iletişime geçmeyen bu adam, dört dakika kırk iki saniyedir duvara bakıyordu. “Seslendirme ve dublaj eğitimi kurs başvurularımız...” Sesi olsa belki bu konuda yeteneği de olurdu. Hem sesi hem yeteneği olmayan bir adam neden dört dakika kırk iki saniyedir bu ilana bakardı ki? Nasıl dört dakika kırk iki saniye olur? Elindeki telefonu yere düşürüp aldıktan sonra hâlâ ilana bakmaya devam etti adam. Sonra duvardaki ilanın fotoğrafını çekti. Ardından elleri ceplerinde düşünceli adımlarla evinin yolunu tuttu."
"Herkese merhaba, dışardan, soğuktan, gürültüden, karanlıktan, yürümekten, anlatamamaktan ve sayabileceğim ama ne sayacağımı bilemediğim tüm şeylerden kopamadan bu kaydı yapıyorum. Karşımda deniz, hava biraz değil baya soğuk, rüzgar kendisini hissettiren tarzıyla yanımda.
Neden bu kaydı yapıyorum diye soruyorum şu an bu konuşmayı yaparken kendime. Bazı günler ya da anlar olur ya, sizi neyin etkilediğini bilmeden daha doğrusu hangisinin sizi kötü etkilediğini seçemeden “hoşaf” gibi kaldığınız gün. İşte öyle bir günün gecesi şimdi..."
İletişim:
Instagram: @cancaseyler
Youtube: Canca Şeyler
İntikam nedir? Nasıl alınır? Alınmalı mıdır yoksa alınmadan da mı alınır?
İletişim:
Youtube: Canca Şeyler
Fatih Selvi - Vızınık (İshak Edebiyat, 2022)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Hayal meyal hatırladığım o mesut larva zamanlarımda küçük, sevimli, oynak ve şişman vücudumla altıgen odamın içinde dolanır durur, işçi arıların getirdiği nefis polenlerle, birazcık da arı sütüyle doyar, yan gelir yatardım. Kimsenin itip kakmadığı, iş buyurmadığı ne hoş günlerdi.
Zamanla vücudumda değişiklikler olmaya başladı. Rengim koyulaştı..."
Neden seyahat etmek istiyoruz? Neden seyahat etmekten, gerçekten büyük bir keyif alıyoruz? Trafikten mi sıkıldık, insanlardan mı? Yoksa her şeyle, herkesle aramız iyi ama bir keşif yapmayı mı arzuluyoruz ya da yeni insanlarla tanışmaya mı ihtiyacımız var?
Sahi nedir bize seyahati sevdiren? Merak edip araştırdım, benim gibi tüm merak edenlere keyifli dinlemeler…
Tuba Çiftçi - Görünmeyen (İshak Edebiyat, 2021)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"Valla yakmamışık Hakim Bey. Tamam, denemişik amma yakma makma yok. Buraya niye mi geldim? Şimdi Hakimim bakın. Ben Hasan. Köylüce "Hasan" derler bana. Buralı da değilik biz, kuş uçmaz kervan göçmez bi köyden kalkmışık gelmişik bu Allah’ın şehrine. Askerler, “Köyü boşaltın!” deyince yarımız sınır dışına, yarımız da a böyle büyük şehirlere göçmüşüz. Babam desen, “Ben baba yadigârı evi, ata toprakları bırakmam,” deyip kaldı."
From the publisher's feed

56 Listeners