Canca Sesli Kitap

Canca Sesli Kitap

By Canca ŞeylerArtsBooks
Download on the App Store

Canca Sesli Kitap episodes

  • Öykü | Mustafa Enes Ardıç - Duvarları Boyadım
    Mustafa Enes Ardıç - Duvarları Boyadım
    Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "Pazar akşamı aldığım yayın paketlerini terk edip ana akım medyanın keşmekeşine daldım. Memleket meselelerini konuşanlardan, labirent yarışına girmiş fareler gibi yarışanlardan, çarpık aile düzenimize en çirkin tarafından tutunan senaristlerin kaleme aldığı..."
    14 min
  • Öykü | Havva Ekin Akay - Cam
    Havva Ekin Akay - Cam (İshak Edebiyat, 2021)
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Yaz başıydı. Bunaltıcı sıcaklar başlayacaktı yine. Dükkâna girdiğimde Hayri gazeteyle kapladığı güdük masanın başında sıcağı tüten ekmeği kokluyordu. Gerçi yazı seviyordu Hayri. Cam patlatana kadar top koşturan çocukları sokakta. Akşam ezanını tınmayan, analarını avazı çıktığı kadar bağırtan çocukları."
    16 min
  • Öykü | Haruki Murakami - Yengeçler
    Haruki Murakami - Yengeçler (İshak Edebiyat, 2021)
    Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
    "O küçük restorana tesadüfen denk geldiler. Singapur’daki ilk akşamlarıydı ve deniz kenarında yürürken bir anda daldıkları arka sokakta önlerine çıkmıştı. Restoran tek katlı, bel hizasında tuğla duvarlarla çevrili..."
    12 min
  • Şiir | Ahmet Telli - Anısı Biz Olalım Bu Sokakların
    Ahmet Telli - Anısı Biz Olalım Bu Sokakların
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Anısı biz olalım bu sokakların
    öpüşmediğimiz tek saçak altı
    hiç bir otobüs durağı kalmasın
    Biz yürüyelim kent güzelleşsin
    gürültüsüz sözcükler bulalım
    yeni sevinçlere benzeyen
    Biz gelince bir yağmur başlar
    yüzün çizilir buğulanan camlara
    bir uzun karartma biter
    akasyalar köpürür birdenbire
    ve her avluda adınla anılan
    çiçekler sulanır akşamüstleri
    Bir arkadaş evine uğrarız yolüstü
    bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
    başını sessizce omzuma koyarsın
    gülüreyhan olur soluğun
    Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
    her balkonda bir menekşe sesi
    Belki yeniden güzelleştiririz
    adları değiştirilen parkları
    perdeleri hiç açılmayan evlerde
    ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
    tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
    kendi sesini kemiren alanlar
    Anısı biz olalım bu sokakların
    ve hiç durmadan yağmur yağsın
    Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
    sarmaşıklar fısıldaşsın yine
    Gidersek birlikte gideriz
    yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen"
    2 min
  • Öykü | Korkut Kabapalamut - Çukur
    Korkut Kabapalamut - Çukur (İshak Edebiyat, 2021)
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Zira arkeolojik kazılarda gösterilmesi gereken titizlik, özen baştan bu yana hiç mi hiç gösterilmediği gibi, bildiğim, atalarımdan dedelerimden duyduğum, azıcık da olsa okuyabildiğim kadarıyla dünya kuruldu kurulalı buradaki ilk uygarlık- tabii bunun adına uygarlık denebilirse- biziz ve hükümdarın bu sözde kadim kentleri ortaya çıkarmak adına kendi ülkesinin neredeyse tamamını bir çukura çevirmekte, tebaasını da bu uğurda yorgunluktan, sıcaktan, kırbaç darbeleriyle telef etmekte herhangi bir çıkarı olamaz. Tabii eğer ortada kimilerince iddia edildiği üzere gerçekten de bir hükümdar varsa ve yaşanan her şey kocaman bir yanlış anlamadan, devasa boyutlarda bir işgüzarlıktan ibaret değilse. Kim olduğunu bilemediğimiz o uğursuz Baş Muhafız bize korkunç, ülke ve dünya tarihine geçecek çapta korkunç, ölümcül türden bir şaka yapmıyorsa. "
    14 min
  • Öykü | Öznur Unat - Tamamlanamayan Fotoğraf
    Öykü: Öznur Unat - Kediye Günlük
    Çizen: Yiğit Abdullah
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Salih’imin avukatlığı kazandığı gün uyumuştum ya hani onun omzunda, o gün o uykudan uyanmamış olmayı hayal ettim yıllarca. İnsan hiç ölüm uykusu hayal eder mi? Eğer her şeyin, hem de kıymet verilen her şeyin manasının kalmadığı bir yere uyanırsa bir gün, o zaman hayal eder işte.
    Uzun lafın kısası; fotoğrafı tamamlayamadım. İnsan tamamlayamadığı yerde kendini kaybediyor. Onunla birlikte kayboldum."
    21 min
  • Şiir | Can Yücel - Her Şey Sende Gizli
    Can Yücel - Her Şey Sende Gizli
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    Müzik: Zeynel Demirtaş - Tutam Yar Elinden (@zeyneldemirtas )
    "Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kâr sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin..."
    3 min
  • Şiir | Can Yücel - Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
    Can Yücel - Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    Müzik: Yansımalar - Hasbihal (Ney: Aziz Şenol Filiz, Tanbur/Gitar: Birol Yayla, Gitar: Murat Usanmaz, Cello: Pınar Bayraktar, Kontrbas: Erdal Akyol, Perküsyon: Ediz Hafızoğlu)
    "O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
    bırakılmasaydı eğer.
    Dayanılması o kadar da zor değildir,
    büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.
    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
    Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.
    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
    belki de,
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
    sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
    yaralamasaydı eğer.
    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
    ayrılık gizlendiğine
    belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
    dereceden failidir"
    denmeseydi eğer.
    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
    tutmak isterse...
    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
    uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
    etmiş olmasalardı eğer!!"
    6 min
  • Öykü | Tarık Çelik - Örümcek
    Tarık Çelik - Örümcek (İshak Edebiyat, 2021)
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
    "Sahilin kızgın kumları çıplak tenini pişirirken yanı başından geçmekte olan siyah bir örümcek fark etti. Küçük ama seri adımlarla..."
    7 min
  • Şiir | Şükrü Erbaş - Odaya Kapatılan Gökyüzü
    Şükrü Erbaş - Odaya Kapatılan Gökyüzü (İnsanın Acısını İnsan Alır, s.14)
    Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya(@cancaseyler)
    Müzik: Açık Seçik Aşk Bandosu - Yüzündeki Ürkek Güzellik
    "Geceler bitti. Yolculuklar bitti. Yeni yerler, yeni sabahlar bitti. Her yerde bin yıllık bir aşınma, solgun zaman kokusu. Senden önceki haline döndü kalabalık. Gamzeli sular yürürdü dünyaya, kirpiğin kaşına her değdiğinde. Ben deniz derdim hazla, gökyüzü niyetine bakardı başkaları. Kimsenin sesinde bulut yok, kanat yok, rüzgâr yok; bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes. Kalbinle donattın önce gövdemi, sonra aşkın nasıl bir yoksulluğa dönüştüğünü gösterdin. Sevinçler bitti, kapı zilleri bitti. Ne bir yere giden var ne gelenlerin yüzünde bir iyilik. Senden başka anısı yok döndüğün yerlerin. Tükeniş kendini yokluğunla tanımlıyor. Açık yarada bir ayaz şimdi anılar. İncelikler bitti; o güzel telaşlar. Ne bir yağmur sesi çatılarda ne camlarda yüzünden bir balkıma; ki düş kurabilsin odalar. Sen oyunlarından çekildin, birbirine küstü çocuklar. Yaşlılar aynaya bakmayı unuttu. Ben durdum tüm bunların ortasında, boynumda ağır, dilsiz bir çan, ölüme dek seni susmaya yargılı. Özgürlük bitti. Övünme bitti.
    Her şey sürekli olsun, dediğin yerlerdesin şimdi. Yürek çarpıntısını gövdesine yük sayan, yüz yıl sonrası bugünden bilinenlerin paydasını seçtin. Vakti belirsiz sevinçler taşıdım eşiklerine, alışkanlıklarından kurtarmak için seni. Ayrılığı bile bir ayrıcalık diye sundum da, sen kapıların hep aynı saatlerde açılıp kapanmasını bekledin. Bir lambadan alıyor ışığını artık gövden. Gökyüzü bir odada kanat vurur mu? Nerden alır rüzgârını bulutlar? Bir akarsudan doğurmak istemiştim seni.
    Az az yaşayarak uzatmak ömrünü. Sen evcilliği kalıcı sandın. Bir adres istedin aşka. Komşular, bildik sokaklar, aynı saatlerde aynı konuşmalar, hiçbir şeyi gizlemeyen perdeler, başkalarıyla yağmalanmış düşler. Güvenlik duygusunu dünyaya yeğleyen… Senin yalnızlık dediğin yerde atıyor ayrıcalığın ve güzelliğin kalbi. Gözbebeklerindeki ağrıya inan ne olur. Ölümün eşiğindeki pişmanlığı söylüyorum sana.
    Dün akşam aldım seni yanıma; gücenikliğini aldım, vazgeçişini, ilk karşılaştığımız günkü sesini; benim dönüp dönüp gidişlerimi, senin gittikçe bir kuyuya benzeyen suskunluğunu… Yolların kentten koptuğu bir uzaklığa varıp durdum. Sonra bir ağacın yalnızlığına oturdum. Üşüyen yerlerini aldım kirpiklerimin arasına, sana dünyayı gösterdim uzaktan. Güneşin büyüsünü, taşların sesini; nasıl yer değiştirdiğini dağların. Onca çokluğuna karşı, yıldızların yalnızlığından söz ettim. Hiçbir şeyin bize uzak olmadığından. İnsan sustuğu yerde yenilmez her zaman dedim. Gözleri içine göllenen hapislerin ufkunu anlattım. Sanayi çıraklarını, hastaların yaşama gücünü. Gözyaşını küçümseyenin acısı da olmaz sevinci de dedim. Oğlundan kalan tek parmağı törenle gömen Dersimli annenin büyük suskunluğunu andım saygıyla. Azalan bir bütün olmaktansa parçalanarak çoğalmanın ne anlama geldiğinden söz ettim.
    Kâküllerine düşen çiy tanelerini topladım sabaha karşı. Doğan günden kırmızılar sürdüm yanağına. Saçının telinden tırnağının ucuna dek öptüm incelikle. Sonra alıp yalnızlığımı yanıma, biraz daha tutkun, biraz daha iyimser, döndüm yeniden bıraktığın boşluklara."
    6 min

About Canca Sesli Kitap

From the publisher's feed

Bu kanalda yerli ve yabancı yazarlara ait şiir, öykü ve romanları dinleyebilir, bazen de ilgimi çeken konular üzerine gerçekleştirdiğim sohbetlere konuk olabilirsiniz.

More shows like Canca Sesli Kitap

Ortamlarda Satılacak Bilgi by Podcast BPT

Ortamlarda Satılacak Bilgi

56 Listeners