Davetul İslam

Davetul İslam

By Necati KockesenReligion & SpiritualityIslam
Download on the App Store

Davetul İslam episodes

  • 1364 - Darul Harp, Darul İslam ve Türkiye'nin Durumu - Necati Koçkesen
    Not: Darul Harb'te Cuma Namazı Kılınır Mı videosu ilerleyen zamanlarda uzun video olarak yüklenecek inşaallah.
    00:02:29 - Başlangıç
    00:04:03 - Bir belde hangi şartlarda Darul islam olur!
    00:05:17 - Darul Harp Tabiri
    00:06:52 - Darul islam tarifi
    00:10:35 - Darul Harp ne zaman darul islâma dönüşür
    00:15:48 - Darul islam konusunda farklı görüşler
    00:17:20 - Türkiye'yi ele alalım
    00:23:38 - İmamların, kafirlerin cenaze namazını kılmama hakları yoktur.
    00:25:19 - Anayasada laiklik olmasın diyen imamı görevden aldılar!
    00:36:18 - Türkiye net bir şekilde darul harptir!
    00:41:03 - Bir beldenin darul islam veya darul harp olması neyi değiştirir?
    00:41:39 - Namaz Kılmak kıyam etmektir!
    00:44:56 - Müslümanların yapması gerekenler!
    00:45:18 - Ayetleri yanlış yorumlamak!
    00:46:53 - İslam en güzel nerede yaşanıyor!
    00:47:18 - Hz. Musa'dan bize sadece Aşure çorbası mı kaldı!
    00:49:05 - Darul harpte faiz caiz mi?
    01:04:48 - Eman ile darul harbe girmek
    01:10:09 - vatan sevgisi imandan mıdır?
    01:16:37 - tavsiyeler
    Darul harbte müslümanın kafirlerden faiz alabileceği noktasında hanefî uleması arasında icma var diyen kim olursa olsun yalan söylüyor. Bir defa bu kimse icmanın ne olduğunu bilmiyor. İcma genel ve özel olmak üzere ikiye ayrılır. Genel icma, bir asırdaki bütün islam müctehitlerinin bir hükümde ittifak etmeleridir. Esas icma da bu icmadır. Bu icmaya uymak farz, inkar ise küfürdür. Özel icmaya gelince, bir mezhebin veya bir gurubun kendi mezheblerinde veya guruplarında bir hüküm etrafında ittifak etmeleridir.
    İmam Ebu Hanife ile İmam Muhammed müslümanın darul harbde bir kafirden hıyanet ve gadr etmeden , onların kendi gönül rızası ile verdiklerini alır der. ama hiç bir zaman yalan, cebir ve hile ile alır dememişlerdir. Hangi kitabın hangi cildinin hangi sayfasında imam Ebu Hanife ile İmam Muhammedi'in kafirin malını yalan, hile ve cebirle alabileceği yazıyor. Bu konuda bütün hanefî kitapları şunu yazar, İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed'e gire bir müslüman darul harbte bir kafirin kendi gönül rızası ile verdiği faizi alabilir. Ama alan müslüman olacak veren değil. Yine karlı çıkacak olan müslüman olacak. İmam Ebû yusuf ise hocasına karşı çıkar ve ülke ayrılığı harama ve helale etki etmez, islam ülkesinde ne haramsa kafir ülkesinde de haramdır, islam ülkesinde ne helalse kafir ülkesinde de helaldir, der. Diğer bütün müctehit ulema da bu konuda Ebu Yusuf gibi söyler. Hani icma vardı? Mezhebin üç imamı arasında ihtilaf varken nasıl icma olur?
    Bir tane hanefî kitabında Ebû Yusuf'un görüşü zayıftır diye bir ibare var mı bana şu saydığın kitapların birisinden cilt, sayfa vererek aktarabilir misin? Ebu Yusuf direkt âyetlere ve hadislere bağlı kalarak bunu söylüyor. Çünkü âyetler ülke veya kafir, müslüman ayırımı yapmadan faizin haram olduğunu bildiriuor. Hadislerde de yine ülke ve kafir, müslüman ayırımı yapmadan faizin haram olduğunu beyan ediyor. Ebu Yusuf'un Kur'an ve sünnete dayalı delili nasıl zayıf olur. Halbuki Ebu hanife'nin müslümanın harbî kafirden faiz alabileceği görüşü kuran ayetlerine ve sahih hadislere dayanmaz.
    Me'kul'dan gelen "Darul harbte müslüman ile kafir arasında riba yoktur" rivayetine dayanır. Bu hadis bütün hadis âlimlerine göre sahih değildir. Hatta hanefî hadis alimlerine göre bile sahih değildir. Mürsel bir haberdir. Bunu da hiç bir hadis alimi kabul etmez.
    Hz. Ebû Bekir'in Mekke'de bizanslılarla iranlılar arasında savaş olacağı ve bu sefer bizanslıların galip geleceği ile ilgili kureşli kafirle bahse girmesi dr delil olmaz.
    Çünkü bu olay kumar haram kılınmadan, Mekke döneminde olmuştu. Halbuki İçkiyi ve kumarı yasaklayan sure (Maide) Medine'de indi ve en son inen surelerdendir. Dolayısı ile tıpkı içkinin daha önce içilmesinin caiz olması neshedildiği gibi kumar ve bahis de neshedilmiştir.
    Şimdi söyle bakalım, müctehitlere göre Ebû Hanife'nin mi görüşü zayıf yoksa İmam Ebu Yusuf'un mu?
    Zaten hem İmam Ebu Yusuf hem İmam Şâfi hem İmam Malik hem de imam Ahmed bin Hanbel ve diğer bütün fukaha Ebû Hanifenin görüşü zayıf olduğu için reddetmişlerdir. Ben kendim de hanefî mezhebinden olduğum halde bu konuda Ebu Hanife'nin değil diğer imamların görüşüne göre amel ediyorum. Leş satma meselesinde de öyle.
    Allah easulü ve sahabeler hiç bir zaman leş satmamışlardır.
    1 hr 20 min
  • 1363 - Namazda Okunan Dualar Şirk Mi? - Necati Koçkesen
    Bu videoyu bize gelen sorular üzerine çekilmiştir.
    Nereye salsıracağını şaşıran hadis ve sünnet düşmanları namazda Subhaneke - Tahiyyat - Salli Barik Duaları sadece Türkiye'de mi var yoksa İslâmi hükümlerde mi geçerli.
    bunları okuyanın namazı sahih Olur Mu yoksa okumamak mı efdaldir?
    daha fazlası için takip etmeyi unutmayın.
    14 min
  • 1361 - İnsanların ve Cinlerin Çoğunluğu Cehennemliktir! - Araf Suresi 172 - 184 | Necati Koçkesen
    172. (Resûlüm!) Hani Rabbin, Âdemoğulları’ndan, onların (gelmiş gelecek) zürriyetlerini, sırtlarından (sulblerinden zerreler halinde)[41] al(ıp çıkar)mış ve onları, kendilerine şahit tutarak: “Ben sizin, Rabbiniz değil miyim?” (demişti.) Onlar da: “Evet (Rabbimizsin), şahit olduk.” demişlerdi. (Bu da dünyada kâfirliğe sapıp da) kıyamet gününde: “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.
    173. Yahut: “(Ne yapalım) ancak daha evvel babalarımız (Allah’tan başkasına bağlılık göstererek O’na) ortak koşmuşlardı. Biz ise ancak onlardan sonra (gelen ve onlara uyan) bir nesil olduk. Batıl yoldan gidenlerin işledikleri (günahlar) yüzünden bizi de helak edecek misin?” dersiniz diyedir.
    174. İşte onlar (doğru yola) dönsünler diye; âyetleri böyle, geniş geniş açıklıyoruz.
    175. (Resûlüm!) Onlara (o yahudilere) şu kimsenin haberini oku ki biz ona âyetlerimizi vermiştik de o bunlardan sıyrılıp çıktı (küfre meyletti). Böylece şeytan onu peşine taktı, o da azgınlardan biri olup çıktı.
    (Bu âyetteki adam, rivayete göre Bel’am b. Baûrâ olup İsrâiloğulları’ndan bilgin ve duâsı kabul olunan bir kimse idi. Bunun bulunduğu şehir halkı kâfir olduğu için Hz. Musa’nın getirdiği şeriate karşı çıkmışlar, Hz. Musa da onlarla savaşmıştı. Halktan ileri gelenler buna gelerek Hz. Musa ve kavmi aleyhinde bulunmasını ve beddua etmesini istediler. Önce razı olmamıştı. Fakat kendisine birtakım dünyalıklar verilince, biraz da pohpohlanınca mü’minlerin aleyhinde olmaya ve beddua etmeye başladı. Bunun üzerine yüce Allah tarafından ilmi kendisinden alınarak dili (aşağıdaki âyette misal verildiği gibi) göğsüne kadar uzayıp sarkmış ve böylece cezasının bir kısmı daha dünyada iken verilmişti. İşte böyle şan, şöhret ve mevki elde etme uğruna dinini satanlara “Bel’am” sözü darb-ı mesel olmuştur.)
    176. Eğer dileseydik onu, âyetler ile (iyiler derecesine) yükseltirdik. Fakat o, yere (aşağılık dünyaya) meyletti ve hevesinin peşine düştü. Artık onun durumu köpeğin hali gibidir ki üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da yine dilini çıkarıp solur (aşağılık bir haldedir). İşte âyetlerimizi yalanlayanların durumu budur. (Onlara) bu hadiseyi anlat; olur ki iyice düşünür (öğüt alır)lar.
    177. Âyetlerimizi yalanlayıp (bu suretle) sadece kendi kendilerine yazık eden toplumun durumu ne kötüdür!
    178. Allah kime hidayet ederse, işte o, doğru yolu bulmuştur. Kim de sapıklık yaparsa, işte onlar asıl zarara uğrayanların ta kendileridir.
    179. Andolsun ki biz, cin ve insanlardan birçoğunu cehennemlik kıldık;[42] çünkü onların kalpleri vardır, onlarla (ilâhî hakikatleri) anlamazlar; gözleri vardır, onlarla (İslâm’a ait gerçekleri) görmezler; kulakları vardır, onlarla (İslâm’a dair emirleri) işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağı/daha şaşkındırlar.[43] İşte onlar, (düşünce, inanç ve yaratılış gayesinden ve Allah’a kulluktan) gafil olanların ta kendileridir. [krş. 8/22; 25/44; 32/13; 51/56; 67/2; 95/5]
    180. Esmâü’l-Hüsnâ (en güzel isimler) ancak Allah’ındır.[44] O halde O’na, onlarla dua edin. O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarıyla cezalandırılacaklardır.
    181. Yarattıklarımız içinde (öyle) bir ümmet vardır ki (batıla bulanmış ve batıl birlikteliğinde olmayarak) hak ile rehberlik ederler ve onunla adaleti sağlarlar. [krş. 2/42]
    182. Âyetlerimizi yalanlayanları ise bilemeyecekleri yerden kademe kademe helake yaklaştıracağız.
    183. Onlara (görünüşte) mühlet veririm (diledikleri gibi yaşarlar), fakat benim tuzağım (lütuf zannettikleri kahrım)[45] çok şiddetlidir.
    184. Onlar hiç düşünmediler mi ki, arkadaşları (Muhammed’)de hiçbir delilik yoktur. O, ancak (dünya ve âhiret azabı hakkında) açık bir uyarıcıdır.
    [41] Bu zerreler alabildiğine küçük olmasına rağmen son derece ilginçtir. Tıpkı bunun gibi, bütün insanların genleri bir araya gelse, bir toplu iğnenin başını geçmez (Bâr, s. 54).
    [42] “Zera’e” fiilinin tefsirlerdeki “yarattık” ve “kıldık” anlamlarından, İslâm inancına da uygun olması için “kıldık” anlamını tercih ettik.
    [43] Kalbini Allah sevgisine, ilâhî emirlere, hak ve hakikatlere kapatmış, onun yerine maddeperestliği, şehvetperestliği, dünyaperestliği doldurmuş olanların diğer uzuvları da onları elde etmeye çalışır; hatta onların zarif giyinişi, ilgi çekici kibarlık ve nezaketi de çoğu kez bunun içindir. İnsanların, hayvanlardan daha şaşkın/daha aşağı oluşu, Allah’ın kendisine kulluk etmek için lütfettiği şuur ve sorumluluk duygusunu kaybetmiş olması dolayısıyladır. [krş. 8/22]
    [44] “En güzel isimler” demek, “en güzel mânalara delâlet eden lafızlar” demektir. Sıfatları da buna dâhildir (Beydâvî).
    [45] Beydâvî.
    40 min
  • 1360 - ihlas. - Necati Koçkesen
    Arınmak, saflaşmak, kurtulmak mânalarına gelen hulûs ve halâs kökünden türeyen ihlâs kelimesi “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan yabancı maddelerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” demektir. Dînî ıstılahta, ibadet ve iyilikleri riyadan ve menfaat kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmayı ifade eder. Daha geniş bir tarifle “şirk ve riyâdan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, menfaat hesaplarından ve gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder.[1]
    KURAN'DA İHLAS KAVRAMI
    Kur’ân-ı Kerîm’in dokuz yerinde “muhlisîne lehü’d-dîn”, bir yerde de ed-dînü’l-hâlis” ifadesi geçer.[2] Bununla yalnızca Allah’a yönelip O’na kulluk etmek, O’na güvenip O’ndan dilekte bulunmak, sadece Allah’ın dinini tanıyıp din konusunda kendini Allah’a adamak, tevhid inancının saflığını bâtıl itikadlarla zedelemekten sakınmak ve saf dindarlık kastedilir.[3] Mü’minlerden böyle bir hayat istenir. Cenâb-ı Hak kullarından ihlâs isteyerek şöyle buyurur:
    “(Ey Rasûlüm!) Şüphesiz ki Kitâb’ı Sana hak olarak indirdik. O hâlde Sen de dîni Allah’a has kılarak ihlâs ile kulluk et!” (ez-Zümer 39/2)
    “De ki: Ben, dîni Allah’a has kılarak ihlâslı bir şekilde O’na kulluk etmekle emrolundum.” (ez-Zümer 39/11)
    Allah Teâlâ, ihlâssız ve kendi rızâsı gözetilmeden yapılan amelleri, ne kadar çok olursa olsun, kabul etmeyeceğini bildirir. İhlâsla yapıldığında ise, az amel bile değerlidir. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
    “Allah Teâlâ, sadece kendisi için (ihlâsla) ve rızâsı aranarak yapılan ameli kabul buyurur.”[4]
    Sahabe-i kirâmın ihlâsına, amellerini sırf Allah için yapmalarına dair bir misal nakledelim: Bir bedevî Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e gelerek ona îmân edip tâbi olduktan sonra:
    “‒Senin yanına hicret edeceğim” dedi. Nebî (s.a.v) bazı ashâbına onu kollamalarını tavsiye buyurdu. Bir müddet sonra gazveye çıktılar. Efendimiz (s.a.v) bu harbin sonunda bazı esirler elde etti. Bunları mücâhitler arasında taksim ederken bu bedevîye de hisse ayırdı. Ona ayırdığı malları ashâbına teslim etti. Bu zât o esnada ashâbın binek hayvanlarını güdüyordu. Yanlarına geldiğinde ashâb-ı kiram hissesini ona verdiler. O:
    “‒Nedir bu?” diye sordu.
    “‒Rasûlullah (s.a.v)’in senin için ayırdığı hissedir?” dediler. Bedevî onları alıp Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldi ve:
    “‒Ya Rasûlullah! Bunlar nedir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v):
    “‒Sana ayırdığım hissendir” diye cevap verdi. O:
    “‒Ya Rasûlullah! Ben sana bunun için ittibâ etmedim. Lâkin (boğazına işâret ederek) şuramdan okla vurulup şehîd olayım da cennete gireyim diye ittibâ ettim” dedi. Rasûlullah (s.a.v):
    “‒Allah’a karşı sâdık olursan Allah da senin sözünü doğru çıkarır!” buyurdular.
    Bir müddet sonra düşmanla tekrar kıtâle kalktılar. Az sonra birkaç kişi bu zâtı taşıyarak Efendimiz’e getirdi. Tam işâret ettiği yere ok isabet etmişti. Rasûlullah (s.a.v):
    “‒Bu o mu?” diye sordu.
    “‒Evet!” dediler. Allah’ın Rasûlü (s.a.v):
    “‒O, Allah’a verdiği söze sâdık kaldı, Allah da onun sözünü doğru çıkardı” buyurdular. Rasûlullah (s.a.v) onu kendi cübbesiyle kefenledikten sonra öne koyup cenaze namazını kıldırdılar. Onun için yaptığı duâlar arasında şu cümleler işitildi:
    “Allah’ım bu kulun, senin için hicret etmek üzere yola çıktı ve şehit olarak öldürüldü. Ben de buna şehâdet ediyorum.”[5]
    [1] Râgıb el-İsfahânî, Müfredât, “خلص” md.; Lisânü’l-ʿArab, “خلص” md.; Gazâlî, 4: 379-380.
    [2] el-A‘râf 7/29; Yûnus 10/22; el-Ankebût 29/65; Lokman 31/32; ez-Zümer 39/2, 3, 11; el-Mü’min 40/14, 65; el-Beyyine 98/5.
    [3] Bkz. Süleyman Ateş, “İhlâs”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ihlas (30.01.2019).
    [4] Nesâî, Cihad, 24/3138.
    [5] Nesâî, Cenâiz, 61/1951.
    12 min
  • 1358 - Peygambere İman - Ehli Sünnet Akaidi 5.Ders - Necati Koçkesen
    00:01:51 - Giriş
    00:09:20 - Kur'an Dışındaki diğer kitaplar tahrif edilmiştir.
    00:12:46 - Diğer semavi kitaplardan size bir şey geldiği zaman ne reddedin ne onaylayın!
    00:12:46 - Peygamber ne demektir? Rasul Ne demektir?
    00:31:40 - Hızır Aleyhisselam peygamber midir?
    00:32:46 - Hz. Musa ile Hızır Kıssası
    00:43:13 Kul Sıkışmazsa Hızır Yetişmez ne demektir?
    00:48:19 - Aziz Allah şefaat Ya Rasulallah Ne demektir?
    01:05:11 - Peygamber hataları ( Zelle ) ne demektir?
    01:12:56 - Torpil, Rüşvet kendi cemaatinin adamlarını yerleştirme!
    01:19:33 - La ilahe illallah bir kapıdır. Onunla islâma girilir. İçinin doldurulması gerekir.
    01:20:58 - Mucize ne demektir?
    01:22:27 - Keramet Nedir? Hak Mıdır?
    #islam #tevhid #akaid
    Ehli Sünnet akaidi Oynatma Listesi:
    https://youtube.com/playlist?list=PLw_dec0EVOjqEMFoCzH9ryXXvAlY0iZhA&feature=shared
    1 hr 30 min
  • 1356 - O Müminler Ki... - Necati Koçkesen
    Mekke döneminde nâzil olmuştur. 118 âyettir. Adını, baş tarafında mü’minlerin konu edilmesinden almıştır.
    Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
    Müminun Suresi - 1. Mü’minler muhakkak felâh bulmuş (umduklarına ermişler)dir.
    Müminun Suresi -2. Onlar, namazlarında huşû içinde (kalbi ve bedeniyle tam teslimiyet halinde)dirler. [bk. 4/43]
    Müminun Suresi -3. Onlar, boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler. [bk. 25/72]
    Müminun Suresi -4. Onlar, zekât (vazifesin)i îfâ ederler.
    Müminun Suresi -5. Onlar, edep yerlerini/iffetlerini korurlar.
    Müminun Suresi -6. Sadece eşleri veya ellerinin sahip oldukları (kendi cariyeleri) ile (münasebet) kurarlar. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar. [bk. 4/24 ve açıklaması]
    Müminun Suresi -7. Kim bu (helal ola)ndan ötesini isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
    Müminun Suresi -8. Onlar (o mü’minler) ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.
    Müminun Suresi -9. Onlar ki namazların(ı vaktinde ve gereğince kılmay)a devam ederler.
    (“Ben inandım” diyenlerin umduklarına kavuşması kendi ölçülerine göre değil ancak bu ve benzeri âyetlerde belirtilen özellikleri taşımakla gerçekleşir.)
    Müminun Suresi -10-11. İşte onlar, vâris olanların ta kendileridir. Onlar (cennetlerin en yücesi) Firdevs’e vâris olacaklardır ki bu mirasçılar, orada ebedî kalacaklardır. [bk. 70/22-35]
    #islam #tevhid
    23 min
  • 1355 - Burnu Sürtülsün, Burnu Sürtülsün, Burnu Sürtülsün! - Necati Koçkesen
    Peygamber Efendimiz (a.s.m) bir keresinde minbere çıkarken, her adımda "âmin" dedi: Bir adım çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."
    Hutbesi bittikten sonra: "Yâ Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman 'âmin' dediniz, her adımınızda bunu neden söylediniz?" diyerek sebebini sordular.
    Buyurdu ki: "Cebrail (a.s.) üç dua etti, ben de onlara amin dedim.
    - Birisi: Cebrail (a.s.): 'Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa, ona yazıklar olsun/burnu yerde sürtünsün!' dedi, ben de amin dedim.”
    (Demek ki insanın bir evlat olarak, anne babasının rızasını kazanması, onların elini öpmesi, gönlünü alması, hizmet eylemesi, böylece cenneti kazanması gerekiyor. Ve bu yoldan cenneti kazanmak çok da kolaydır. Buna rağmen bunu başaramayana, anne babasının rızasını almadığı için cennete giremeyene yazıklar olsun ve olacaktır.)
    - İkincisi: "Cebrail (as): 'Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Onun burnu yere sürünsün!' dedi. Ben de ona amin dedim."
    “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.”(Ahzab, 33/56)
    mealindeki ayet de salavat-ı şerifenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Allah’ın bu açık teşvik ve davetine rağmen, yanında ismi anıldığı halde Peygamber Efendimize (asm) salavat getirerek kısa yoldan büyük sevaplar kazanmayı düşünmeyen kimse, herhalde “yazıklar olsun”u çoktan hakketmiştir.)
    - “Üçüncüsü: "Cebrail (as): 'Ramazana eriştiği halde bir insan, buna Ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah'ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah'ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!' diye dua etti. Ben de ona amin dedim.” (bk. Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338; Taberanî-evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-zevaid, 10/164)
    2 min

About Davetul İslam

From the publisher's feed

Hakkı Anlatan; İnsanlardan, Sistemlerden Değil Allah'tan Korkan, Ehl-i Sünnete Bağlı Youtube Kanalı.