Davetul İslam

Davetul İslam

By Necati KockesenReligion & SpiritualityIslam
Download on the App Store

Davetul İslam episodes

  • 1382 - Büyük Bir Günah - Yalan Söylemek - Necati Koçkesen
    Size Büyük Günahların En Büyüğünü Söyleyeyim Mi?
    Abdurrahman b. Ebû Bekre'nin naklettiğine göre, babası (Ebû Bekre) (ra) şöyle anlatmaktadır:
    “Resûlullah (sav) üç kere, 'Size büyük günahların en büyüğünü söyleyeyim mi?' buyurdu.
    'Evet söyle yâ Resûlallah!' dedik.
    Bunun üzerine Resûlullah, 'Allah'a ortak koşmak ve anne-babaya saygısızlık/kötülük etmektir.' buyurdu.
    Sonra arkasına yaslanmış hâldeyken doğruldu ve şöyle dedi: 'Dikkat edin (bir de) yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmaktır. Dikkat edin (bir de) yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmaktır.' Bu cümleyi o kadar çok tekrarladı ki 'Susmayacak.' dedim.” (Buhârî, Edeb, 6)
    Mümin Yalancı Olur Mu?
    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?"
    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:
    "Evet!" buyurdular. Biz yine:
    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! Buyurdular. (Muvatta, Kelam, 19, (2, 990))
    Allah (c.c) Katında İsminiz Ne Diye Kaydedilecek?
    İmam Malik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud (r.a.) şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir.
    (Muvatta, Kelam, 18, (2, 990))
    Yazıklar Olsun O Kimseye!
    Hakim babası ve dedesi tariki ile anlatıyor: " Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:
    "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!" (Ebu Davud, Edeb, 40/ 88, (V, 265))
    Yalancı Değildir!
    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim, diyordu ki: "İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir." (Müslim, Birr, 45/101, (III, 2011))
    Biri Cennete Diğeri Cehenneme Götürür
    İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı, edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir." (Buharî, Edeb,78/ 69, (VII, 95); Müslim, Birr,45/ 102, 103, (III, 2012); Muvatta, Kelam: 16, (2, 989); Ebu Dâvud, Edeb,40/ 88, (V,264))
    Rasulullah'dan (s.a.v.) Ne Ezberledin?
    Ebi'l-Cevzâi r.a. anlatıyor: "Hasan İbnu Ali r.a.'ye: "Rasulullah'dan (s.a.v.) ne ezberledin?" diye sordum.
    "Rasulullah'dan (s.a.v.) "Sana şüphe veren şeyi terk et, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir, diye cevap verdi." (Tirmizî, Kıyâmet, 35/ 61, (IV,668))
    Kişiyi Münafık Yapan Dört Haslet
    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar." (Buharî, İman, 2/ 24, (I,14))
    Münafığın Belirtisi
    Ebu Hüreyre r.a. den rivayete göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder.” (Buhari, İman, 2/24, (I,14))
    Çocuğa Şaka Yalan Olur Mu?
    Abdullah b. Âmir (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde, annem, “yavrum gel, sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı.
    Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu.
    Annem: Hurma vermek istedim, dedi. Bunun üzerine
    Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.
    (Ebu Davud, Edeb, 45/80, (V,265))
    Yalanı Terk Etmeyene Uyarı!
    “Yalanı ve yalana göre hareket etmeyi terk etmeyenin yemeyi içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur!” (Buhârî, Savm,8.)
    Peygamberimiz (s.a.v) Ben Kefilim Diyor!
    Ebu Ümâme (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    “Ben, haklı olduğu hâlde bile çekişmeyi bırakan kimse için cennetin avlusunda bir köşk, şaka da olsa, yalan söylemekten kaçınan kimse için cennetin ortasında bir köşk ve ahlâkı güzel olan kimse için de cennetin en yüksek yerinde bir köşk verileceğine kefilim.” (Ebû Davûd, Edeb, 7, V, 150)
    44 min
  • 1381 - Ahde Vefa - Cuma Hutbesi - Necati Koçkesen
    Enes b. Mâlik şöyle demiştir:
    “Allah’ın Peygamberi (s.a.v.) bize hutbe verdiği zaman mutlaka şöyle buyururdu: ‘Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur.’” (İbn Hanbel, III, 134)
    Ebû Bekre’nin naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Kim bir zimmiyi (antlaşmalı bir gayri müslim vatandaşı) antlaşmalıyken öldürürse Allah ona cenneti haram kılar.” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 153)
    İbn Abbâs’tan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Kardeşinle (düşmanlığa varan) tartışmaya girme, onunla (kırıcı şekilde) şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme.” (Tirmizî, Birr, 58)
    Zeyd b. Erkam’dan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Kişi yerine getirme niyetiyle kardeşine bir söz verir, ancak onu yerine getiremez ve zamanında sözünü tutamazsa günahkâr olmaz.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 82)
    Ubâde b. Sâmit’ten nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size (bir şey) emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin.” (İbn Hanbel, V, 323)
    9 min
  • 1379 - Hz. Aişe Annemize Atılan İftira! - İfk Meselesi - Necati Koçkesen
    Genel anlamda sahabeye sebbetme konusu ele alındıktan sonra husûsen Hz. Aişe (radıyallahu anha))’ye sebbetme konusunun ele alınması daha çok “İfk Hadisesi” ile ilgilidir. Zira bu konuda Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde Hz. Aişe (radıyallahu anha) validemizin beraetine dair ayet olmasına rağmen onun –hâşâ- bu cürümden beri olmadığını savunan kimseler olmuştur.
    Ulema bu noktada Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye bu çirkin iftirayı atanların açıkça ayete muhalefet etmelerinden ötürü küfre gireceklerini söylemişlerdir. Nitekim İmam Mâlik, “Kim Aişe (radıyallahu anha)’ ye sebbederse öldürülür. Çünkü Kur’an’ın onu tebrie etmesine muhâlefet etmiştir” demiştir. (es-Sübkî, Taküyyuddin, es-Seyfu’l-Meslûl alâ men Sebbe’r-Resûl, Daru’l-Feth, Ammân- Ürdün, 2000, Baskı I, s. 417)
    Bu noktada Hanefiler de böyle bir kişinin kafir olacaklarını söylemişlerdir. Zira bu iddianın şüphe arz edebilecek hiçbir yanı yoktur. (İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, V/11) Şafiilere göre de değişen bir durum yoktur: Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye zina nispet eden kişi kâfir olur. (Zekeriyya en-Nevevî, Ravzatu’t-Tâlibîn ve Umdetu’l-Müftîn, el-Mektebu’l-İslâmî, Beyrut, X/64) Hanbelîler de kişinin bu durumda kâfir olacağını söylemektedirler. (es-Sübkî, es-Seyfu’l-Meslûl, s. 418)
    Fakat Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ye zina iftirası değil de başka bir sebeple sebbeden kişinin hükmü küfür değildir. Bu konu yukarıda bahsi geçen “sahâbîye sebbeden kişinin hükmü” başlığı altında değerlendirilir.
    41 min
  • 1378 - Öğle Namazı Dört Rekatken Cuma Namazı Neden İki Rekat? - Sorun Söyleyelim - Necati Koçkesen
    Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
    فَرْضُ صَلَاةِ السَّفَرِ وَالْحَضَرِ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ، فَلَمَّا أَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْمَدِينَةِ : زِيدَ فِي صَلَاةِ الْحَضَرِ رَكْعَتَانِ رَكْعَتَانِ ، وَتُرِكَتْ صَلَاةُ الْفَجْرِ لِطُولِ الْقِرَاءَةِ، وَصَلَاةُ الْمَغْرِبِ لِأَنَّهَا وِتْرُ النَّهَارِ
    [ رواه ابن خزيمة وابن حبان وحسنه الشيخ شعيب الأرناؤوط في تعليقه على صحيح ابن حبان]​
    "Sefer ve hazar (mûkimlik) namazı, (Mirâc’da) ikişer rekat olarak farz kılındı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine’de ikâmet etmeye başlayınca, hazar namazına ikişer rekat daha ilave edildi. Sabah namazı ise, kıraatının uzunluğu sebebiyle iki rekat olarak bırakıldı. Akşam namazı da gündüzün vitri sayıldığı için olduğu gibi ( 3 rekat olarak) bırakıldı."
    (İbn-i Huzeyme, Hadis no: 305; İbn-i Hıbban, Hadis no: 2738.
    Şuayb el-Arnaût, İbn-i Hıbban'ın sahihinin tâlikinde hadisin hasen olduğunu belirtmiştir)
    كَانَ أَوَّلَ مَا افْتُرِضَ عَلَى رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الصَّلَاةُ : رَكْعَتَانِ رَكْعَتَانِ إِلَّا الْمَغْرِبَ، فَإِنَّهَا كَانَتْ ثَلَاثًا، ثُمَّ أَتَمَّ اللهُ الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ وَالْعِشَاءَ الْآخِرَةَ أَرْبَعًا فِي الْحَضَرِ، وَأَقَرَّ الصَّلَاةَ عَلَى فَرْضِهَا الْأَوَّلِ فِي السَّفَرِ
    . [وحسنه محققو المسند]​
    "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e farz kılınan şeylerin ilki namazdı ve ikişer rekattı. Akşam namazı bunun dışındadır. Zirâ akşam namazı üç rekat idi. Sonra Allah Teâlâ, hazarda (mukimlik halinde) öğle, ikindi ve yatsı namazlarını dört rekata tamamladı. Seferde ise, namazı ilk farz kıldığı haldeki gibi (ikişer rekat olarak) bıraktı."
    (İmam Ahmed Musnedi, Hadis no: 26338.
    5 min
  • 1376 - Nefis Terbiyesi - Cuma Hutbesi - Necati Koçkesen
    Fedâle b. Ubeyd’in (r.a.) naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) Veda Haccı’nda şöyle buyurmuştur:
    “...Mücahid, Yüce Allah’a itaat yolunda nefsinin isteklerine karşı mücadele eden kimsedir.” (İbn Hanbel, VI, 22; Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 2)
    ***
    Şeddâd b. Evs’ten (r.a.) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Zavallı (ahmak) kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan (ve buna rağmen hâlâ) Allah’tan (iyilik) temenni edendir.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25; İbn Mâce, Zühd, 31)
    ***
    Hz. Âişe’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Sakın biriniz, ‘Nefsim habis oldu (kirlendi).’ demesin. Ancak ‘Nefsim lâkis oldu (içim daraldı).’ desin!” (Buhârî, Edeb, 100)
    ***
    Huzeyfe’den (r.a.) rivayet ediliyor:
    Resûlullah, “Mümin kişiye nefsini küçük düşürmesi yaraşmaz.” buyurdu. Bunun üzerine, “Kişinin nefsini küçük düşürmesi nasıl olur?” diye sordular. Resûlullah şöyle buyurdu: “Gücünün yetmediği işlere kalkıştığı için birçok belaya duçar olur.” (İbn Mâce, Fiten, 21)
    ***
    Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:
    “Size Allah Resûlü’nün dediğinden farklı bir şey demeyeceğim! O derdi ki, ‘Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, bunaklıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime, senden sakınma şuurunu (takvasını) ver ve nefsimi arındır. Onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun koruyucusu da onun efendisi de sensin. Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım.’” (Müslim, Zikir, 73)
    9 min

About Davetul İslam

From the publisher's feed

Hakkı Anlatan; İnsanlardan, Sistemlerden Değil Allah'tan Korkan, Ehl-i Sünnete Bağlı Youtube Kanalı.