
Sign up to save your podcasts
Or


Tıp öğrencisi ve yaban hayatı fotoğrafçısı Doğukan Türköz'ün hazırlayıp sunduğu bu ilk bölüm, kuşların dünyasına pratik ve düşünsel bir giriş sunuyor. Kuş gözlemciliğinin sadece bir hobi değil; bireyi dünya ile bütünleştiren, zihinsel sınırları genişleten ve insan psikolojisi üzerinde iyileştirici etkileri olan derin bir pratik olduğu vurgulanıyor. Doğukan, Güney Afrika'da karşılaştığı mor tepeli turako ile başlayan kendi gözlem serüvenini paylaşırken, doğaya sadece bakan bir izleyici olarak değil, bütüncül bir yaklaşımla anlamanın hakikatine dikkat çekiyor. Kuş gözlemciliğine ilk adım, fiziksel ve davranışsal ipuçları, göçün evrimsel arka planı ve zihinsel iyileşme aracı olarak gözlem gibi konulardan kısaca bahsediyor.
Bu bölümde sizleri programa adını veren “yoldaş bitkiler”in ne anlama geldiği üzerine düşünmeye davet ediyorum. Bir bitkiye nasıl “yoldaş” deriz? Bir bitki ile nasıl yoldaşlık edilebilir?
Bitkiler besleyebilir, iyileştirebilir, barındırabilir, zehirleyebilir veya geçimimizi sağlayabilirler. Fakat onların yoldaşlığı yalnızca bize sundukları faydadan kaynaklanmaz. Bitkiler de herkesle iyi geçinmeyebilir. Bir bitki bazen yalnızca bir inekle veya bir arıyla elbirliği ilişkisi kurar ama başka türlerle rekabet geliştirebilir. İnsanı zehirleyen bir bitki bir kuşu zehirlemeyebilir. Bitkiler ilişkilerini seçer ve kurar. Bedenlerini çok daha farklı biçimlerde kullanarak büyümenin, direnmenin ve çoğalmanın farklı biçimlerini icra ederler. Onlar beslemenin ve yaşanacak yer vermenin ötesinde bize başka türlü yaşamın ve başka türlü dünyaların patikalarını açabilir.
Yoldaşlık, ekmeği bölüşmekte yatıyor ama bunun da ötesinde esas olan ekmeği var eden türler arası kalabalığı fark edebilmek. Yabani yulafları, buğdayın tohumunu, yetiştiği toprağı, istediği suyu, ekim zamanını bilenleri, hasadını yapanlarıyla beraber. Acaba yoldaşlık, bitkilerle birlikte yaşamak, bitkilerin hayatını/becerilerini fark etmek ve onlarla birlikte öğrenmek, düşünmek ve dahası birlikte türler arası müşterek yaşamı kurmayı denemek olabilir mi?
Ihlamurlar ne zaman kokar? Karabiber ağacı ne zaman meyve verir? Hünnap ağacı ne zaman dökülür, ne zaman olgunlaşır? Yaseminler ne zaman açar? Ebegümeçleri nerelerde çıkabilir? İncir ağacı ne kadar dirençlidir? Çay ne zaman ve nasıl çoğalır? Eğrelti otları kimlerle ilişki kurar? Bitkilere dair tüm bu bilgiler, uzun ve sabırlı bir teması, ihtimamı, yavaşlığı, elbirliğini ve bizatihi yoldaşlığı gerektiriyor. Bitkilerin yaşamına şahitlik etmeyi, geriye dönüp bakmayı ve birlikte yaşamın sorumluluğunu almayı…
Ama her şeyden önce gerçek bir karşılaşma gerekli. Kentin sokaklarındaki yaban otlarıyla, meyve ağaçlarıyla veya bir bostanın, bahçenin içinde, kenarlarında…
13.yy’da yaşamış eski bir Çinli şair ve bilgin Fengchen Fang’ın işaret ettiği gibi, bir palmiyenin veya bir çınar ağacının gölgesinde, görünürde tek başıma dinlenirken bile aslında hiç de yalnız değilim. Çınar bana yoldaşlık ettiği gibi ben de ona yoldaşlık ediyorum. Bitkilerle yoldaşlıklar kenarlarda başlıyor, çoğalıyor…
Program jeneriğinde, yaşadığım semt olan Küçükyalı’nın sokaklarında yaşayan yabani bir semizotu bitkisinin, sevgili arkadaşım Rozelin Akgün’den ödünç aldığım bir alet sayesinde sese dönüştürülmüş titreşimlerini dinliyorsunuz. Her program açılışında kentin yaban bitkilerinden oluşan bu sesler sizi karşılıyor olacak.
Programın görselinde ise 2022 yılında Hopa’da bir köy yoluna çıkarken çektiğim, ormann habercisi eğrelti otu yer alıyor. Bu vesileyle Hopa’nın insanlarına, bitkilerine ve yoldaşlıklarına selam olsun.
https://www.instagram.com/yoldas.bitkiler/ hesabında program bilgilerini, duyurularını ve yoldaş bitkilere dair hikayeleri takip edebilirsiniz.
Bu bölümde Cansu Özge Özmen “İnsan Dışı Hayvanlarda Hukukî Kişilik” kavramını tanımlayarak dünyadan çeşitli dava örnekleriyle hayvanlara verilen hakların kriterlerini ve dava sonuçlarını inceliyor.
Görsel Kaynak: Gigi Glendinning/Reuters
Sesli Fragmanlar'ın 16. bölümünde 4 Ekim'in unutulmuş başlangıcına kulak veriyoruz. 1924'te Berlin'de hayvan koruyucularının bir toplantısında söz alan gazeteci ve kinolog Heinrich Zimmermann, hayvanlar için her yıl tekrarlanacak bir gün önerdi. Bir derginin okurlarıyla başlayan bu fikir yedi yıl içinde dünyanın takvimine girdi. Zimmermann ise 1942'de Naziler tarafından bir toplama kampında öldürüldü. Nerede, hangi gün öldüğü kayıtlı değil. Bu bölümde 4 Ekim'i, onu kuran adamın hikâyesiyle ve "koruma" sözcüğünün gölgesiyle birlikte dinliyoruz.
Sanat Havadisleri Programının yirmi dördüncü bölümünde, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde, Bige Örer, sizleri progresif rock müziğin önemli isimlerinden, Yes grubunun üyelerinden biri olarak da tanıdığımız, besteci ve klavyeci Rick Wakeman’ın geçen hafta ayılar için gerçekleştirdiği büyüleyici konserine davet ediyor.
https://open.spotify.com/track/5y8d8RHvxb0KiTa9Nq0xWp?si=c020977064c3426f
https://open.spotify.com/album/1ay9Z4R5ZYI2TY7WiDhNYQ?si=CMh1hoR2Qy-BBlbwyQuhQg
Kaynakça:
https://www.theguardian.com/world/2026/sep/24/rick-wakeman-vietnam-bears-moon-sanctuary
https://dmme.net/interviews/interview-with-rick-wakeman/
https://www.thetapesarchive.com/rick-wakeman/
https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2017/jan/08/the-day-i-played-mellotron-for-david-bowie-space-oddity
https://inews.co.uk/inews-lifestyle/national-cat-awards-2019-cats-protection-owners-pay-tribute-lifesaving-pets-324357
https://www.cats.org.uk/mediacentre/celebrity-support
https://www.lifegate.com/david-bowie-animal-rights-hero
Bilge Cihan Hayâtî Tınılar programının kırk üçüncü bölümünü, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü için hazırladı. Hayvanseverlerin her gün, her an duydukları hayvanların sesini, hayvanlarla yakın ilişkisi olmayanların da senede bir gün bile olsa duymasına vesile olması dileğiyle…
https://open.spotify.com/track/2DfRfh0TrZrel2FVUolrBh?si=-yUewOSMRIaVnCaxjaLrCg&utm_source=whatsapp&context=spotify%3Aalbum%3A14rnDYdD1OCvTh9lSvodMK
https://open.spotify.com/track/6EsW8Us3xA08VjCqePHx2y?si=7mClPbiqQ2-xm5Pk2beuQA&utm_source=whatsapp&context=spotify%3Aalbum%3A14rnDYdD1OCvTh9lSvodMK
https://open.spotify.com/track/1qDMItxho62aQ3QNdnjy9B?si=s40DgtrJR-WTrKL8_P7krw&utm_source=whatsapp&context=spotify%3Aalbum%3A14rnDYdD1OCvTh9lSvodMK
Kaynakça:
Kevin Bazzana, Wondrous Strange: The Life and Art of Glenn Gould, New Haven & London, 2004
Geoffrey Payzant, Glenn Gould: Music & Mind, Key Porter Books, 1997
Christoph Wolff, Bach: The Learned Musician, Oxford, 2002
https://moderndogmagazine.com/articles/the-dogs-of-pianist-glenn-gould/
https://pubs.lib.uiowa.edu/iowareview/article/18515/galley/126914/view/
https://tafelmusik.org/wp-content/uploads/2023/03/Bachs-Library-Program-PDF-Updated.pdf
https://classical.music.apple.com/us/work/johann-sebastian-bach-1685-pp33
https://www.henle.de/media/5a/05/4b/1697725860/7382-1697725860-sync.pdf
https://www.glenngould.ca/the-artist/
https://glenngould.com/about/quotes/
Bu sunuş bölümü edebiyatın ekotanıklığı radyo programı hakkında kısa bir giriş niteliğinde olup doğa, iklim krizi, yıkım, bellek ve birlikte yaşama biçimlerine nasıl tanıklık ettiğimizi anlatıyor. Romanlardan şiire, mitlerden çağdaş anlatılara uzanan bir hatta insan ile insan-olmayan dünya arasındaki kırılgan ilişkileri ve gezegen çağında tanıklığın yeni biçimlerini konuşmaya davet ediyor.
Keçi Postası yeni sezonunda kılık değiştiriyor. Güncel haberler aktaran bir program olmaktan çıkıyor; Ezgi Hamzaçebi'nin gündeminde olanların götürdüğü yollara sapan, yolda şekillenecek bir programa dönüşüyor.
Bu sezon, Ezgi'nin 22 yaşındaki kedi dostu Kiki'yi kaybetmesi ile başlayan yas sürecine odaklanıyor. Ezgi'nin Kiki'nin ardından anlam bulma ve yaratma çabalarının izini sürüyor.
**
Yeni sezonun bu ilk bölümünde, Ezgi Kiki'nin ardından tutmaya başladığı yas günlüğünden bir bölümü paylaşıyor. Ayrıca, her bölümün ardından dinleyiciyi, kendisine yas günlüğünü yazarken eşlik eden şarkıları dinlemeye davet ediyor.
İlk şarkı, Olafur Arnalds'dan Undone:
We're all thinking
"This is it, this is death
This is the end of my life"
And then we're born
And it's a surprise 'cause it's just the beginning
Şarkıyı dinlemek için:
https://open.spotify.com/track/5H2Mf22OhaswQNHZwb7q5h?si=e3iJ_enDSA6O6nhwEIjfeg&utm_source=copy-link
Bir ormana baktığımızda neden önce bize ne sağladığını, bir hayvanla karşılaştığımızda neden yararlı mı zararlı mı olduğunu soruyoruz? Doğadaki diğer canlıların değerini hangi hakla kendi ihtiyaçlarımızın terazisinde tartıyoruz? Antropo-Ben’in bu bölümünde, insanı dünyanın merkezine yerleştiren antroposantrik, yani insan-merkezci bakışın izini sürüyor; bir ağacın, kurdun ya da ormanın yalnızca bize yararlı olduğu için mi değerli olduğunu sorguluyoruz. Belki de mesele insanın yerine başka bir canlıyı merkeze koymak değil; merkez fikrinden bütünüyle vazgeçip kendimizi yeniden yaşam ağının içinde görebilmek.
Karşılaşmalar’ın bu bölümü geçtiğimiz aylarda arka arkaya yitirdiğimiz Panter Emel ve kızı şair Elif Sofya’nın ve günden güne şehirlerden yok olan sokak köpeklerinin yokluğuna bakıyor. Bölüm, kayıplarımızın ardından yas tutabilmek için bir an durmaya çağırıyor.
From the publisher's feed