Bu ülkenin insanını, ayakta tutup yaşatacak manâ ve hakikatler nelerdir? Düne kadar, onu idare eden ve dinamizmini koruyan manâ, onun düşünce dünyasından ve iç yapısından geliyordu. Hatta onun, değer hükmü atfedilecek biricik yönü sayılan, aksiyoncu olması dahi, zamanın itibariliği gibi, ona has bu iç buudlaşmadan kaynaklanıyordu. Her sahada en mükemmel ve en olgun insanların yetiştirilmesini tekeffül eden bu manâ, yüzlerce misâliyle, âdeta bir gergef gibi tarihimizin ruhuna nakşedilmiştir.
Salahaddîn'in, 'Arslan Yürekli Rişar' a karşı civanmertliği, kibir ve gösterişten kendini göremez hâle gelmiş bu mağrur hükümdarı, hayretten hayrete sevk etmiş ve fevkalâde utandırmıştı. Alparslan'ın, 'Romen Diyojen'i hüngür hüngür ağlatan mürüvvet ve âlicenâplığı; Antalya Kal'asında, barbar haçlılara karşı göğüs göğüse erkekçe döğüşdükten sonra, elde ettiği esirlerin bütününü hürriyete kavuşturan Kılıçarslan'ın asâlet ve insanlığı hep bu yüce ruhun zaferleriydi...