Hizmetten

Hizmetten

Download on the App Store

Hizmetten episodes

  • Meşveretin hakkını vermek! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    Kur’an-ı Kerim,
    وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
    “Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rabbilerinin çağrısına icabet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şûrâ iledir; kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar.” (Şûrâ, 42/38) beyan-ı sübhanisiyle, meşvereti namaz ve infakla birlikte zikretmek suretiyle onun, mü’min bir toplum için en hayatî bir vasıf ve ibadet ölçüsünde bir muamele olduğunu hatırlatmıştır.
    “Seni dinlemiyoruz ve sana itaat etmiyoruz!..”
    *Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) bir gün üzerinde yeni bir elbiseyle hutbeye başlayıp “Dinleyin ve itaat edin!..” deyince, cemaatten biri “Ey Ömer, seni dinlemiyoruz ve sana itaat de etmiyoruz!” diye bağırmış ve sözüne şöyle devam etmişti: “Ganimetten herkese eşit kumaş düştüğü halde, ben o kumaşı evde evirdim çevirdim kendime bir elbise çıkartıp diktiremedim. Ama bakıyorum ki sen kendine o kumaştan bir elbise diktirebilmişsin. Milletin malından bana yarım, sana tam; bu nasıl oluyor?” Hazreti Ömer, minberde hiç tavrını bozmadan meseleyi açıklaması için oğlu Abdullah’a söz vermiş; o da, babasına kendi hissesini verdiğini ve bu iki pay birleştirilerek halifeye bir elbise diktirildiğini anlatmıştı. İtiraz eden adam bu açıklamayla tatmin olmuş, adeta coşmuş ve memnuniyetle “Şimdi konuş ey Ömer, artık seni dinler ve sana itaat ederiz!” demişti.
    *Seyyidina Hazreti Ömer, evlilik akdi esnasında tesbit edilen mehir miktarı hakkında üst sınır belirlenmesi gerektiğini söylüyordu. (Bu, Ömer’ce bir zühul sayılabilir, bize göre bir zühul da değildir. Çünkü evlenmeyi kolaylaştırmak adına çok önemli bir husus olduğundan bunu hemen her aklı başında insan düşünmüştür.) O, bunu mehir miktarının evliliğe engel olmaması için yapıyordu. Bir hutbe esnasında mescidde irad edilen bu beyan karşısında, bugün adını sanını dahi bilmediğimiz bir kadın şöyle demişti: “Ya Ömer! Bu konuda Efendimiz’den duyduğun bir söz, senin bilip de bizim haberdâr olmadığımız bir ifade mi var? Çünkü Cenâb-ı Allah, Kur’an’da, وَإِنْ أَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍ وَآتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنْطَارًا (Nisâ, 4/20) buyuruyor. Demek ki, kantar kantar mehir verilebilir.” Hazreti Ömer, o kadının itirazını yerinde bulmuş; kendi kendine “Yaşlı bir kadın kadar dahi dinini bilmiyorsun!” diyerek sözünü geri almış ve hak karşısında hemen boyun eğmişti.
    Bu video 22/11/2015 tarihinde yayınlanan “Hakkın Hatırı Âlîdir!..” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    12 min
  • Mü’min, doğru karşısında geri adım atabilmelidir! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    İzafi bir sarsıntının her şeyi allak bullak ettiği, bir insan olması yönüyle kalb-i nebevînin inkisara uğrayabileceği, pek çok gönlün de rencide olduğu esnada Allah (celle celâluhu) çok yumuşak bir emirle meselenin yeniden meşveret edilmesini emretmişti: Habib-i Edibim! Sen zaten katı kalbli, hırçın ve haşin olamazsın, değilsin. Öyle olsaydın bu insanlar zaten Senin etrafında kümelenip savaş meydanına kadar gelmez, etrafında hiç toplanmaz ve dağılır giderlerdi. Ey Habib-i Edibim! Bir de onların içtihat hataları oldu. Dolayısıyla فَاعْفُ عَنْهُمْ Sen affet onları! وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ Ve onların affedilmeleri için Allah’tan mağfiret dile!
    *Kur’ân-ı Kerim’in, إِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا “Yaptıkları bazı şeylerden dolayı şeytan onların ayağını kaydırdı.” (Âl-i İmrân, 3/155) ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, Efendimiz’in çevresindeki o seçkin sahabî topluluğu yaptıkları içtihatta hata etmişlerdi. Âyet-i kerimede, yapılan hata için “iktisap” değil de, “kesp” tabirinin kullanılması da, hatanın bir içtihat hatası olduğunu göstermektedir. Evet, okçular tepesindeki sahabe efendilerimiz, emre itaatteki inceliği kavrayamamışlardı ve neticede muvakkat bir hezimet yaşanmıştı. Fakat, her şeye rağmen Cenâb-ı Hak istişareyi emretmişti: وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ Meseleyi bir kere daha meşveret masasına yatır, müzakereye arz et ve yapılması gerekeni etrafındaki insanlarla bir kere daha görüş!..
    *Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), yaşanan bu muvakkat hezimeti zafere çevirmişti. Düşünün ki, Uhud’un hemen akabinde Ebû Süfyan, ordusunu toplamış ve Mekke’ye doğru yola koyulmuştu. Fakat bir ara müşrik ordusu içerisinde Müslümanları tamamen yok etmek için Medine’ye yeniden hücum fikri ortaya atılmıştı. Bu esnada Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilahi emir gereği ashabıyla yine meşverette bulunmuş, onların gönüllerinin itminanla dolmasına vesile olmuş ve Uhud’a katılan ashabıyla müşrik ordusunu takibe koyulmuştu. Arkadan yara-bere içinde Müslümanların geldiğini gören Ebû Süfyan ise, “Geriye dönüp de yeniden başımıza iş açmayalım. Elde ettiğimiz bu zafer gibi bir şeyle gidip Mekkelileri sevindirelim.” diyerek tekrar Müslümanların karşısına çıkmaya cesaret edememişti de Mekke’nin yolunu tutmuştu.
    Mü’min kendisinin rağmına olsa da mutlaka hakka boyun eğmeli ve doğru karşısında geri adım atabilmelidir!..
    *Görüleceği üzere, İnsanlığın İftihar Tablosu meşverete riayet ederek kendi düşüncesinden tabiri caizse geriye adım atıyor. Bize ne olmuş ki bir kısım doğrularımızdan geriye adım atmayalım?!. Bu, başka insanlara saygı göstermenin, onların da doğru düşünebileceğini ve o düşüncelerin de bir işe yarayabileceğini kabul etmenin ifadesidir.
    Bu video 22/11/2015 tarihinde yayınlanan “Hakkın Hatırı Âlîdir!..” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    7 min
  • Fazîlet hissi Allah korkusundandır! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi
    Fazîlet hissi Allah korkusundandır!”
    *Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Hikmetin başı Allah korkusu, Allah saygısıdır.” M. Akif bu hakikati nazmen dile getirir: “Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır / Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır / Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havfı Yezdân’ın / Ne irfanın kalır te’sîri kat’iyyen, ne vicdanın.”
    *İnsanı a’lâ-yı illiyyîn-i kemâlâta çıkaracak olan vesile onun her zaman Allah’la münasebet halinde bulunmasıdır; her zaman O’nun huzurunda bulunuyor olma mehabetiyle, mehafetiyle oturup kalkma derinliği sergilemesidir.
    *Mehâfetullah, mehâbetullah, Allah saygısıdır ki insanı gerçekten zirveleştirir ve kâmil bir insan haline getirir. Hareketlerde denge istiyorsanız o sayede olur. O sayede insan yanlışından geriye döner. O sayede insan hakka saygılı olur. O sayede insan âdil olur; hak ve adaleti her şeyin üstünde tutar; “Hakkın hatırı âlîdir, hiçbir hatıra feda edilemez!” der.
    Kolektif şuura ve istişare ruhuna saygılı olma, peygamberlerin ahlakıdır
    *Allah ile irtibatı olan insan da zaman zaman yanlış yapabilir. Fakat o bir yanlış yaptığı zaman hemen geriye adım atmasını bilir. Hatta o, şayet heyet-i İslamiye-i ictimaiyeye, heyet-i İslamiyeye ve insaniyeye zarar verme meselesi söz konusu değilse, kendi doğrularından geriye adım atmasını bilir. “Ben böyle doğru biliyordum bunu; Kitab’ı, Sünnet’i de böyle anlamıştım. Ama kalbine, düşüncelerine, ufkuna inandığım bir insan bana şöyle dedi. Bu benim kabulüme göre doğru değil gibi ama insaniyete ve İslamiyete çok ciddi bir zarar olmadığına göre, ben burada geri adım atmalıyım.” demesini bilir. Zira başkalarının fikrine, hususiyle kolektif şuura, istişare şuuruna saygılı olma, peygamberlerin ahlakıdır.
    *Allah Teâlâ, Âl-i İmran Suresi’nin 159. ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
    فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللهِ لِنْتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي اْلأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ إِنَّ اللهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
    “İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et. Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Al-i İmran, 3/159)
    *Bu âyet-i kerime Uhud Savaşı esnasında yaşanan geçici bir sarsıntı sonrası en kritik bir anda şeref-nüzul olmuştur. Şöyle ki: Allah Rasûlü, her meseleyi ashabıyla istişare ederek onların düşünce ve görüşlerini alıyor, planladığı her işi mâşerî vicdana mâl ediyor ve onun hissiyat, duygu ve temayüllerini âdeta blokaj gibi kullanarak, karar verdiği işlere mukavemet açısından ayrı bir güç kazandırıyordu. Yani yapılması planlanan işlere, herkesin ruhen ve fikren iştirakini sağlayarak projelerini en sağlam statikler üzerinde gerçekleştiriyordu.
    *Hatta Allah Rasûlü’nün (aleyhissalâtü vesselam) ashabının görüşünü kendi fikrinin önüne alıp onlara göre hareket ettiği de az değildi. Mesela, Uhud Savaşı öncesi ashabı ile meşveret etmişti; kendi görüşü, Medine’de kalıp müdafaa harbi yapma istikametindeydi. Ancak, yapılan istişare sonucu, Medine’nin dışına çıkılarak taarruz harbi yapılmasına karar verilmişti. İşte ashabından özellikle gençlerin ısrarı neticesinde Uhud’a çıkan Allah Rasûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaralandığı, yüzünden mübarek kanlarının aktığı, yetmişe yakın sahabe-i kiramın da (radıyallâhu anhüm) şehit edildiği bir zamanda Cenâb-ı Hak yukarıda zikredilen âyet-i kerimeyi indirmişti.
    Bu video 22/11/2015 tarihinde yayınlanan “Hakkın Hatırı Âlîdir!..” isimli bamtelinden alınmıştır.
    Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel...
    11 min
  • 1975 Kurban Bayramı Vaazı l M. Fethullah Gülen
    Kurban Bayramı, 13 Aralık 1975 – MANİSA
    Işığa Doğru - 8
    FEDÂKÂR GÖNÜLLER
    - Kurban Bayramı’nın mânâ ve ehemmiyeti...
    - Kurban Bayramı’nda getirilen tekbirlerin önemi...
    - Kurban Bayramı’nda bizden istenen fedakârlıklar...
    - Kurban Bayramı’nın iki önemli yönü vardır:
    a- Fedakârlık
    - Kurban Bayramına “Udhiyye” denir. Bu, fedakârlık mânâsına gelir. İnsanlar
    mukaddes bildikleri dava uğrunda seve seve mallarını, mülklerini feda ederler.
    - Uhud savaşı öncesi Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi vesellem gördüğü rüya ve Uhud meydanında ashabın (r.anhüm) yaptığı fedakârlıklar....
    b- Nefsini Hesaba Çekme
    - Nimetlerin farkına varmamızın en güzel yolu, devamlı muhasebe içinde olmaktır.
    - Konuyla alâkalı olarak “Sigaya çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin.” hadisi izah ediliyor.
    - Amr İbn As’ın (r.a.) Hudeybiye anlaşmasından sonra Müslüman oluşu.. Afrika’yı fethi.. ve vefat ederken yaptığı o müthiş nefis muhasebesi...
    - Dua
    1 hr 21 min

About Hizmetten

From the publisher's feed

Hizmetten.com ailesi olarak sizden aldığımız destek ve dualarla yayın hayatına başladık ve her gün daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz.

More shows like Hizmetten

Kendine İyi Davran by Beyhan Budak

Kendine İyi Davran

65 Listeners

TR724 Podcasts by Tr724

TR724 Podcasts

31 Listeners

Çağlayan Dergisi by Çağlayan Dergisi

Çağlayan Dergisi

118 Listeners

M. Fethullah Gülen by Çınar Medya

M. Fethullah Gülen

67 Listeners

Sabah - Akşam Dualari by Çağlayan Dergisi

Sabah - Akşam Dualari

7 Listeners

Deutsch lernen durch Hören by www. einfachdeutschlernen.com

Deutsch lernen durch Hören

81 Listeners

Barış Özcan ile 111 Hz by Podbee Media

Barış Özcan ile 111 Hz

50 Listeners

Varyete by Varyete

Varyete

8 Listeners

Haddini Aşan Yaşam Rehberi by Podbee Media

Haddini Aşan Yaşam Rehberi

18 Listeners

Bildiğin Kadarıyla by Karnaval

Bildiğin Kadarıyla

5 Listeners

Hiçbir Şey Tesadüf Değil by Podbee Media

Hiçbir Şey Tesadüf Değil

10 Listeners

IŞIK KARANLIK DEVRİ DAİMİ KIRIK TESTİ 20 by M. Fethullah Gülen

IŞIK KARANLIK DEVRİ DAİMİ KIRIK TESTİ 20

7 Listeners

Fethullah Gülen Sohbetleri by Yavuz Turan

Fethullah Gülen Sohbetleri

0 Listeners

Bamteli | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul by Herkul

Bamteli | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul

0 Listeners

Herkul Nağme | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul by Herkul

Herkul Nağme | M. Fethullah Gülen Hocaefendi | Herkul

0 Listeners