Büyükler buyuruyorlar ki; Bütün islâm âlemi, hattâ bizim büyüklerimiz meşâyıh-ı nakşibendiyye, Mesnevîyi çok medh ediyorlar. Yeryüzünde misli olmayan bir kitâbdır diyorlar. Biz de bunu açıklıyoruz. Mesnevî, tesavvufda misli yazılmamış bir kitâbdır, Mektûbât ise hem tesavvufda, hem akâidde, Ehl-i sünnet akîdelerinde, hem de fıkhda misli yazılmamış bir kitâbdır diyoruz. Çünki Abdülhakîm Efendi hazretleri öyle buyurdu. Efendi hazretlerinin sözünü biz isbât ediyoruz. Abdülhakîm Efendi hazretleri buyurdu ki; "Mektûbât ayârında yeryüzünde bir islâm kitâbı yokdur". "Bade kitâbullah, bade kitâb-i Resûlullah, efdali kütüp mektûbâtest" Kur'ân-ı Kerîmden ve hadîs-i şerîflerden sonra islâm kitâblarının en kıymetlisi Mektûbâtdır, buyururdu. Mesnevî dahâ arkada kalıyor. Efendi hazretlerinden böyle duyduğumuz için, Mesnevî için yazılanları te'vîl ediyoruz: Mesnevînin yalnız tesavvufda benzeri yok. Mektûbâtda ise hem tesavvuf, hem akâid, hem fıkh var, onun için Mektûbât dahâ yüksekdir.