İlyas Payas

İlyas Payas

By İlyas PayasArtsBooks
Download on the App Store

İlyas Payas episodes

  • Ahenk
    Kimsesiz bir kuşun kanad çırpışıyla, uyandı gönlüm .
    Gözlerini dünyaya, henüz açmış bir yetim bakışı.
    Ötelenmiş sokak hayvanlarının buruk yanlızlığı .
    Ulu bir cınar ağacının asil duruşu .
    Hepsi ve herkes şahit ,
    Sana olan sevdamın güzelliğine
    Sen bana birkez olsun gülünce ,
    Gülüşün yolunu kaybetmiş bir kaptana kutup yıldızı olur .
    Yolumu bulurum sayende ,
    Ağaçların ve insanların yosunlu taraflarına bakmadan.
    Bütün yollarım sana çıkar ,tüm gökyüzüm senle kaplı.
    Sevdam tarifsizdir, içimde bir meczubun aklı.
    Bir kış günü ,
    Bir köşebaşı pastahanesinde ,
    İçilen sıcak bir salep gibi, Haydi gelde ısıt içimi.
    Kendi içime dahi sığamıyorum ,
    Yeryüzü çok mu dar .
    İçimde bir sevda yangını .
    Gökyüzü bana hâr.
    Gözlerin çağlayan bir şelale .
    Aklım sihirli bir lamba ,
    Dilenmemiş üç koca dilek.
    Aşmadığım dağ kalmadı ,
    Heybemde Ferhad’ınkinden bir yürek.
    Bir gök kuşağıdır saçların , kat kat , renk renk .
    Baharı devşirmiş endamın rengarenk.
    Ellerim titriyor yokluğundan
    Aramızdaki hasret , bir garip ahenk…
    3 min
  • Sultan Süleyman Oğlu
    Kırık bağlamam, garip sazım elimde .
    Atam Süleyman oğlu yaşar dilimde.
    Neden daha evvel atlatmadım deyince?
    Sözüm yetmez anlatmaya, efendiler…
    Mart ayının , 68 kışında .
    Kayseri ,Sarız kazasının,
    Damızlık , dağının başında .
    Sultan , Süleyman oğludur efendiler .
    Yirmi dört oğuzun , güçlü soyundan ,
    Bozokların , Yıldızhan oğlundan
    Avşarların torun kolundan .
    Açtı gözünü bey babam , efendiler.
    Sekiz gardaşdan , üçüncüsü,
    Dördü sesiz , dördü söylerdi.
    Kim bilirdi, atam, beyim
    Var olacak efendiler…
    Köyün meydan yerinde ,
    Yokluğun tam göbeğinde .
    Ömrünün baharında ,
    Peygamber işi , çobandır efendiler.
    Erken yaşta , durmamış.
    Gurbet yolunu boylamış.
    Çok uğraşıp ,çabalamış .
    Atam beyim , Efendiler..
    Yörüklük var kanında .
    Durmamış hiç yerinde .
    Orta Asya’dan bu yana
    Göç eylemiş efendiler.
    Köy, İstanbul, Yeşilhisar.
    Kâh durmuş , kâh gezer.
    Nerde zulüm görse kızar .
    Korkmadan hakkı söyler efendiler.
    Şeyh bedirden , Çolak hocaya.
    Yolu düşmüş nice kocaya
    Anadolu irfanıyla kandilnce .
    Geçmiş ömrü efendiler.
    Gözü toktur ,gönlü bol sözü hoş.
    Kapısı ,sofrası hep açık durmuş.
    Çünkü atasından böyle görmüş .
    Emin oğlu Süleymandan efendiler…
    Dedem sülayman ,
    Ebem ,Sultan garıdan .
    Razı olsun yüce yaradan .
    Beş dilsizin halinden .
    Anlamışlar efendiler.
    Yollar uzun , dağlar soğuk,
    Dertler çok, vakit zor imiş,
    Sekiz gardaş , iki yoldaş
    El ele vermiş efendiler
    Darlık gelip gurbet görününce.
    Babam Çakırın kahvesine varınca .
    Gardaşlarıda yanında olunca .
    Güçlüler Elhamdülillah efendiler.
    Genç yaşta , ağaları ,paşaları .
    Gördü türlü türlü yaşamları .
    Sevmez haddi aşanları.
    Dönüp bakmadı efendiler .
    Mersin’den , Hataydan
    Nice nice diyardan.
    Geçti kervan gibi ömrü , ağırdan.
    Yapmadığı iş kalmadan .
    Yaşadı hayatını efendiler.
    Dayısı Hacı rahmetli.
    Uğurladı genç askerini.
    Orada öğrendi , bu meziyetini.
    Güzel yemek yapar efendiler.
    Yaşı geldi birgün yirmi beşe.
    Sevdalandı valideme düşünde.
    Doksan altının yazında.
    Evlendiler efendim …
    Ben yakışıklı ve iki çirkin çoçuk.
    Hanesine huzur olduk.
    Gayreti biz ondan gördük.
    İyi ki babam efendiler…
    Dik başlı Erciyes dağından ,
    İyi anlar bitkilerin dilinden.
    Gül yetiştirir külünden.
    Benim canım babam efendiler .
    Daim gider düğüne ve ölüye .
    Dost biriktirir gönül denen heybeye.
    Bir selam gönderince.
    Açmazları , açar efendiler.
    Dostu da çoktur , düşmanıda .
    Dönüp bakmaz ağyarın yoluna
    Sözü hemen dilinde .
    Çekmez lafını efendiler…
    Sözü tatlı , dinleyeni çok.
    Karnı açtır , gözü tok.
    Çok yiyemez zaten çok
    Çabuk açıkır efendiler …
    Anlatmayla bitmez bey babam.
    Sultan , Süleyman oğlu.
    Şiirleri aşar , destan olur .
    Bunları duyunca , elbet beni bulur
    Yardım edin efendiler …
    Yetmez sözüm , onu anlatmaya ,
    Üç beş şiire sığdırmaya .
    Seçme hakkım olsaydı var ya ,
    Yine onu seçerdim efendiler.
    Bir destandır , Yaşar Payas .
    Beni çok sever , diğerlerini az.
    Muzip oğlunu , bir kenara yaz.
    Hayır dua isterim efendiler.
    Ne gölgesi eksik olsun.
    Nede duası , çok sever garib anamı .
    Hayırlı bir ömrün tamamını
    Yaşadılar beraber efendiler.
    Anam , Hazretim,Perihan.
    Başına taç ,evine Sultan.
    Ayrılmaz bir an yanından.
    Huzurları daim olsun efendiler.
    Bacım Sultan, dünyaya kara gelmiş.
    Babam bir tane yeter demiş.
    Gönül bahçesine ekmiş.
    Güldür oda efendiler .
    Karındaşım Muhammed Ali
    İsminle müsemma olasın emi.
    Uzun bir aradan sonra geldi geleli.
    Sevindik hepimiz efendiler …
    İlyas bu destan kolay bitmez.
    Anlatmaya kitaplar yetmez
    Sözlerim , hakiki pekmez .
    Buyrun yiyelim efendiler…
    9 min
  • Anı yaşayın, Carpe diem
    Merhaba dostlar ben İlyas. Bu benim ilk podcast yayınım.Burada sizlerle sevdiğim şiirleri , hikayeleri ve zaman zaman fikirlerimi paylaşacağım. Şiir demişken ne dersiniz. Bir şiirle başlayalım mı ? ANLAR
    Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
    İkincisinde, daha çok hata yapardım.
    Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
    Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
    Çok az şeyi
    Ciddiyetle yapardım.
    Temizlik sorun bile olmazdı asla.
    Daha çok riske girerdim.
    Seyahat ederdim daha fazla.
    Daha çok güneş doğuşu izler,
    Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
    Görmediğim bir çok yere giderdim.
    Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
    Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
    Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
    Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
    Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
    Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
    Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
    Gitmeyen insanlardandım ben.
    Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
    Eğer yeniden başlayabilseydim,
    İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
    Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
    Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
    Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
    Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
    ÖLÜYORUM...
    Jorge Luis BORGES
    3 min

About İlyas Payas

From the publisher's feed

İnsanı, evreni,yaşamı oku ...