
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde, çoğumuzun çok iyi bildiği ama adını koymakta zorlandığı bir paradoksun içine giriyoruz: Neden en nazik olmamız gereken insanlara karşı bazen en kırıcı sözleri söylüyoruz?
Sevgi eksikliğinden değil; çoğu zaman bağlanma yaralarından, duygu düzenleme zorluklarından ve fark etmeden devreye giren savunma mekanizmalarından (yansıtma, yer değiştirme) konuşacağız. Yakın ilişkilerde sık görülen talep–geri çekilme döngüsünü, “zihnimi oku” beklentisini ve ilgi ihtiyacının kavgaya dönüşmesini masaya yatıracağız.
Son bölümde ise, o an geldiğinde işinize yarayacak BDT temelli pratikler paylaşacağız: öfkenin altındaki duyguyu yakalamak, otomatik düşünceleri test etmek, “ben dili”, mola verme kuralı ve aktif dinleme. Bölümü tek bir soruyla kapatıyoruz:
“Şu an ne hissediyorum… ve aslında neye ihtiyacım var?”
Bir dahaki sefere dilinizin ucuna o kırıcı cümle geldiğinde, kendinize şunu sorun: “Şu an ne hissediyorum ve aslında neye ihtiyacım var?” Çünkü bazen en büyük cesaret, saldırmak değil; incinen yeri dürüstçe ifade edebilmektir.
Bir iblis gelse ve size şunu söylese: “Dün yaşadığınız günü, en ufak ayrıntısına kadar, sonsuza dek tekrar yaşayacaksınız.” Bu düşünce sizi ürkütür mü, yoksa yaşamınıza ayna mı tutar?
Bu bölümde, anlam arayışını en sert sorularla ele alıyoruz.
- Friedrich Nietzsche’nin “Tanrı öldü” diyerek işaret ettiği değer boşluğunu,
- Martin Heidegger’in “ölüme doğru varlık” kavrayışıyla yüzleşmeyi
ve Rollo May’in bu ağırlığın içinden çıkardığı cevabı 'yaratma cesaretini' birlikte düşünüyoruz.
Özgürlük, kaygı, ölüm ve yaratıcılığın nasıl tek bir düğümde birleştiğini; anlamın büyük fikirlerde değil, sabah yataktan kalkmaya değecek küçük cesaretlerde nasıl kurulduğunu konuşuyoruz.
Bu bölüm hazır cevaplar sunmuyor ama belki doğru soruları sorabilmek için bir alan açıyor: Eğer yarını sonsuza dek yaşayacak olsaydınız, bugün neyi farklı yapardınız?
Gün sonunda yorgun hissediyorsunuz ama nedenini tam olarak açıklayamıyor musunuz? Dinlenmenize rağmen zihniniz hala çalışıyor mu?
Bu bölümde, Psikolog Samet Mert Çarkı ile giderek daha fazla kişinin deneyimlediği dijital tükenmişliği ele alıyoruz. Dijital tükenmişliğin ne olduğunu, klasik tükenmişlikten hangi yönleriyle ayrıldığını ve neden “duramama” hissiyle birlikte ortaya çıktığını psikoloji perspektifinden konuşuyoruz.
Sohbet boyunca;
Sizleri "Dijital detoks” reçeteleri sunmak yerine, dijital araçlarla kurduğumuz ilişkiyi fark etmeye ve daha sağlıklı sınırlar üzerine düşünmeye davet ediyor, dijitali tamamen bırakmadan, zihni nasıl koruyabileceğimizi birlikte sorguluyoruz.
(Tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.)
Obezite ve Psikoloji bu bölümde, Psikolog Samet Mert Çarkı ile birlikte obeziteyi yalnızca kilo artışı olarak değil; duygusal yeme, yeme davranışları, ruh hali, sedanter yaşam ve psikolojik etkenler üzerinden ele alıyoruz.
Obezite neden olur?
Tokken neden yemeye devam ederiz?
Duygusal yeme ile yeme bozuklukları arasındaki fark nedir?
Obezite ilaçları gerçekten kalıcı bir çözüm mü, yoksa psikolojik destek olmadan yeterli değil mi?
Bu podcast bölümünde; obezitenin psikolojik nedenleri, depresyon ve anksiyete ile ilişkisi, tıkınırcasına yeme bozukluğu, obezite tedavisinde psikolojik destek ve terapinin rolü ile birlikte toplumsal damgalama ve şişmanlık üzerinden yapılan etiketleme konularını konuşuyoruz.
Obeziteye yargılayıcı değil, anlamaya çalışan bir yerden bakmak isteyen herkes için bilgilendirici ve farkındalık odaklı bir sohbet.
(Tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez.)
From the publisher's feed
Psikolojiye ilgi duyan herkes için güncel, nitelikli ve etik temelli içerikler sunan bir podcast serisi yaratıyoruz. Ruh sağlığı, psikoterapi yaklaşımları, bireysel ve toplumsal psikolojik…
Alanında çalışan uzman psikologlar, ruh sağlığı profesyonelleri ve psikolojiye meraklı dinleyiciler için; kavramları sadeleştiren, yanlış bilgileri ayıklayan ve düşünmeye alan açan sohbetler sunmayı amaçlıyoruz.
İşte Psikolog olarak, psikolojiyi sadece bir uzmanlık alanı olarak değil, yaşamın içinden bir deneyim olarak konuşuyoruz.