
Sign up to save your podcasts
Or


Bir ülkede isimler yasaklandı. İsimler ve soyisimler yok. Herkes numarayla çağrılıyor. Bir akıllı kod sistemi yapılmış ve insanlar bu akıllı kod sistemiyle işaretlenmiş.
Beyin, kendine benzeyen yüzleri daha güvenilir bulur.
Ama bu "güven" hissi, kişilik çatışması yaşandığında yerini tiksintiye bırakır.
Senin içinde iki benlik varsa —
biri ideal, biri gerçek —
çatışma kaçınılmazdır.
Belki de hepimiz, içimizde bize düşman bir ben taşıyoruz.
Bizi eleştiren.
Bizi küçümseyen.
Bizi yetersiz bulan.
Ve dışarıda biri bunu somutlaştırdığında...
Onu “düşman” ilan ediyoruz.
Oysa sadece iç sesimizi görselleştiriyoruz.
Her yerde herkes değişim diyip duruyor. Teknolojideki, iş dünyasındaki ve ekonomik değişimler çok hızlı ve radikal oluyor. Tüm kişisel gelişim uzmanları aynı şeyi söylüyor. "Değişime ayak uydurun. Değişimi yakalayın".
Sanki çok mecburmuşuz gibi.
Dünyanın bazı noktalarında sosyal medyada paylaşımlar yapılmaya başlandı. Gölgeler ait oldukları insanları takip etmemeye başladılar. Seni takip etmeyen bir gölge artık kendi kişiliğine mi sahip olacak?
Herşey normal bir gün gibi başladı. Ama bir anda tam olarak 08:22:56'da zaman 4 saniyeliğine tüm dünyada durdu. Kimsey yaşamadı, kimse de ölmedi.
15 yaşındayken biri göz göze geldiğinde kalbinin yerinden çıkacak gibi olurdu.
Ama şimdi... 25 yaşındasın. Göz göze geliyorsun ama... bir şey olmuyor.
Aşık olmuyorsun. Belki de olamıyorsun.
Peki neden?
21 yaşından sonra aşk neden bir tür hayal kırıklığı matematiğine dönüşüyor?
Her gece insanlar rüya görür. Görmediklerini sananlar bile aslında rüya görür ama hatırlamaz.
Ama… ya gerçekten rüya görmeyen birileri varsa? Ya onlar... bir sonraki insan türüne aitse?
Rüyalar, beynin bilinç dışıyla konuşma şeklidir. Ama bazı insanlar hiç rüya görmediklerini söyler.
Bu fenomenin yaygınlaşması başka bir şeyin işareti olabilir mi? Rüya görmemek bir bozulma değil, bir değişim olabilir mi?
Eskiden bilgi öğretilirdi. Şimdi… silmek öğretiliyor. Ezberleme değil, unut.
Ya okullar artık öğrenmek için değil, unutmak için varsa?
Yakın bir zamanda eğitim sistemine yeni bir algoritma entegre edildi.
Bu algoritma öğrencinin zihninde “gereksiz” bilgileri otomatik olarak siliyor.
Sadece sınava gireceğin hafta aktif. Sonra beyin formatlanıyor.
Ve hafızada yalnızca sistemin uygun gördüğü yada senin için faydalı olduğunu düşündüğü “işlevsel bilgi” kalıyor.
Bilgi, sadece öğrenmek için değil… hatırlamak için de vardır. Ama ya sistem artık “hatırlayan” birey istemiyorsa? Çünkü hatırlayan kişi sorgular. Sorgulayan kişi… kontrol edilemez.
Dubai yalan şehir. Anlatmak için önce Dubai'nin tarihine gidelim. Yaptığımız araştırmada Dubai'nin bir tarihi olmadığını gördük. Dubai son 20-30 yılda para ile kurulmuş bir maket şehirdir.
Peki neden böyle bir şehir kurulma ihtiyacı duyuldu ve kim kurdu?
Dubai kuruluş amacı 2000 lerden sonra aniden zenginleşen insanların paralarını söğüşlemektir. Evet yanlış duymadınız. Dubai parasını nereye harcayacağını bilmeyen zenginlerin paralarını almak için yaratılan suni bir dünyadır.
Peki neden diğer eski şehirler, yani İstanbul, Paris, Londra, Pekin değil de Dubai? Çünkü az önce saydığım İstanbul, Paris gibi şehirlerin tarihi birkaç bin yıllık. Bu şehirler zaten kapıldı. Bu şehirlere paralar zamanında aktarıldı. Şimdi paranın aktarılacağı yeni şehirler gerek. Şimdi taze bir ürün gerek. Ve bu taze ürün parlatılarak önümüze yatırım fırsatı olarak çıkartılıyor. Turizm mi diyorsunuz? Kaç tane tarihi esere ev sahipliği yapıyor?
Her sabah uyanıyoruz, işe gidiyoruz, kahvemizi içiyoruz, tartışıyoruz, aşık oluyoruz, ölüyoruz.
Yaşadığımız her şey evrenin bir başka köşesinde izlenen bir reality show olabilir mi?
From the publisher's feed