
Sign up to save your podcasts
Or


In the Mouth of Madness'ı (John Carpenter, 1994) konuştuğumuz bu bölümde filmin, 90'ların ikinci yarısında popülerlik kazanan meta-anlatıların öncüsü olduğundan bahsederken, Carpenter sinemasında nereye denk düştüğünü, Lovecraftvari temaları ne şekilde kullandığını ve korku türünün galibiyetini tartışmaya açıyoruz.
The Wailing'i (Gokseong, Na Hong-Jin, 2016) konuştuğumuz bu bölümde filmin bir ele geçirilme/possession hikayesi olarak nasıl işlediğini tartışırken, batıl inançlar, yabancı düşmanlığı ve filmin seyirciyi nasıl manipüle ettiği gibi meselelere de değiniyoruz.
The Silence of the Lambs'i (Jonathan Demme, 1991) konuştuğumuz bu bölümde filmin polisiye ve korku türleri arasındaki nüanslarını, karakterler arası iletişimin anlatım öğeleriyle nasıl pekiştirildiğini ve kesinlikle transfobik olduğunu iddia ettiğimiz anlatının kültürel olarak neye hizmet ettiğini inceliyoruz.
Robert Rodriguez'in From Dusk till Dawn (1996) ve Planet Terror (2007) filmlerini bir arada konuştuğumuz bu bölümde filmleri hikaye, karakterler ve atmosfer gibi başlıklar altında karşılaştırırken, geleneksel vampir ve zombi anlatılarından hangi öğeleri ödünç alıp hangi açıdan farklılaştıklarını tartışıyoruz.
Freddy's Dead: The Final Nightmare'i (Rachel Talalay, 1991) konuştuğumuz bu bölümde serinin önceki filmlerinde karşımıza çıkan çeşitli öğelerin burada ne şekilde geri dönüştürüldüğünü irdelerken, filmdeki baskın çizgi film üslubuna dair hislerimizi dile getiriyor, ayrıca 6. filmin Freddy'nin şanına yaraşır bir final olup olmadığını tartışıyoruz.
Angel Heart'ı (Alan Parker, 1987) konuştuğumuz bu bölümde film noir ve Southern Gothic türleriyle paslaşan filmin, sürpriz sonlu hikayeler arasında nerede durduğunu tartışıyor, meşhur seks sahnesine dair hislerimizi dile getiriyor ve "Kendini bil/Know thyself" öğretisini Antik Yunan perspektifinden bilginin tehlikeleri bağlamında ele alıyoruz.
Halloween 5: The Revenge of Michael Myers (Dominique Othenin-Girard, 1989) ile Halloween: The Curse of Michael Myers'ı (Joe Chappelle, 1995) konuştuğumuz bu bölümde, serinin Thorn Üçlemesini oluşturan son iki filmini bir arada ele alıyoruz ve çekildiği yıllarının birbirinden farklı bu devam filmleri üzerindeki etkilerini tartışırken, Michael Myers'ın tarikat kökenleri başta olmak üzere alınan hikayesel ve estetik kararlarla ilgili olumlu-olumsuz fikirlerimizi söylemekten asla geri durmuyoruz.
Stage Fright'ı (Deliria, Michele Soavi, 1987) konuştuğumuz bu bölümde, giallo geleneğinden gelen bir slasher olarak tanımladığımız filmin tiyatro sanatı ile kurduğu bağları tartışırken, eğlence sektörüne dair pratiklerin filmde nasıl korku öğesi olarak karşımıza çıktığını inceliyoruz.
Rosemary's Baby'i (Roman Polanski, 1968) konuştuğumuz bu bölümde, filmde yer alan Time dergisinin meşhur "Tanrı öldü mü?" manşetinden yola çıkarak inanç, hamilelik, eğlence sektörü, binalar ve satanist komşular gibi çeşitli konulara değiniyoruz.
An American Werewolf in London'ı (John Landis, 1981) konuştuğumuz bu bölümde, filmde tasvir edilen kurt adamlığın uyruk, cinsel kimlik ve kültürel kodlar bağlamında hangi noktalara denk düştüğünü tartışırken, filmdeki tür ve ton geçişlerinin anlatıyı nasıl desteklediğini ele alıyor, bir yandan da ana karakterlerimize queer atamalar yapmaktan kendimizi alamıyoruz.
From the publisher's feed