Kalp hızlanıyor, nefes daralıyor, göğüs sıkışıyor, baş dönüyor… Beden gerçekten alarm veriyor; peki ortada görünür bir tehlike yokken bu alarm neden devreye giriyor?
Bu bölümde panik atağın bedensel tarafını, beden duyumlarına verdiğimiz anlamın korkuyu nasıl büyütebildiğini ve bir ataktan sonra gelişebilen kontrol ve kaçınma davranışlarını konuşuyoruz. Nabzı sürekli kontrol etmek, yalnız kalmaktan kaçınmak, belirli yerlere gitmemek ya da yeniden panik atak yaşamamak için hayatı giderek daraltmak gerçekten güvende hissetmemizi sağlıyor mu?
Ayrılık, değişim, öfke, çaresizlik ve kontrol ihtiyacı gibi farklı duygusal çatışmaların panik atakla nasıl kesişebileceğine; adı konmamış duyguların bedende nasıl hissedilebildiğine ve ilk atağın ortaya çıktığı döneme dönüp bakmanın neden önemli olabileceğine de değiniyoruz.
Panik atak sırasında “Bedenimde ne oluyor?”, “Bu duyuma ne anlam veriyorum?”, “İlk atak hangi dönemde ortaya çıktı?” ve “Yeni bir atak yaşamamak için hayatımı ne kadar değiştirdim?” gibi sorular üzerinden kendi deneyimimizi anlamaya çalışıyoruz.