"O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka, hiç kimsenin şefaati fayda vermez." (Taha 109)
* Şefaat Var mı, Yok mu? Kur’an’a ve Peygamberine Soralım…
Bâtılın sesinin hoperlörle verildiği ve yüksek çıkarıldığı günümüzde, hak yoldan ayrılıp hevâlarına tâbi olan bid’at ehli mezhepsizlerin inkar ettiği Kur’ani hakikatlerden birisi de ‘Şefaat’ kavramıdır.
Bu tür kutup ayıları, geçmişten beri yapageldikleri kokuşmuş bir yöntem olarak, kafirlerle alakalı şefaat ayetlerini alıyorlar ve bu ayetleri iman etmiş olan Müslümanların üzerine monte ederek, şefaatin varlığına delil teşkil eden onlarca ayet ve hadisi inkar edip yok sayma cür’etini gösterebiliyorlar.
İslamiyette, amel bölünebilir, ancak iman bölünemez! Her Müslüman, akâidle alakalı maddelerin tamamına istisnasız olarak inanmak zorundadır. Bu maddelerden birini bile inkar etmek, kişiyi ebedi olarak Cehennemde tutmaya yetecektir.
Ehli Sünnet uleması, büyük günah işleyenleri bile tekfir etmemişlerdir.
Ancak aynı alimler, Kur’an’ın bir tek ayetini bile inkar edenin kafir olduğunda icmâ etmişlerdir.
Bugün de, bu ilimlerden ve alimlerden mahrum kalmış olan cahil Müslümanların en çok inkar ettiği ayetlerin başında, şefaatle alakalı olan ayetler gelmektedir.
Tarihte görülmüş ve bâtıl bataklığına gömülmüş olan her sapık fırka gibi, günümüzdeki modernistler, hadis inkarcıları ve mezhepsizler de, şefaati inkar ederken bazı ayetlere dayandıklarını(!) iddia etmişler ve kendi sorunlu inanışlarını Kur’ân’a söyletmeye çalışmışlardır.
Şimdi bu Şefaati inkar edenlerin, inkara delil olarak aldıkları ayetlere bakalım:
“Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.” (Bakara 48)
Nesefi’nin, Ruhu’l Beyan tefsirinde zikredildiğine göre Yahudiler: “Biz İbrahim ve İshak’ın torunlarıyız. Bu sebeple Allah’ü Teala, onların bizim hakkımızdaki şefaatlerini kabul eder.” dediklerinde, onların bu iddialarına karşı bu ayeti celile geldi ve hak din İslam’a girmedikleri takdirde haklarındaki hiçbir şefaatin kabul olmayacağını bildirmiştir.
Yani kafire şefaat yok! Siz, İslam’a inanmıyorsunuz! Son şeriata ve son Peygamberine inanmadığınız ve tâbi olmadığınızda da, geçmişteki hiçbir Peygamberin şefaati sizi azaptan kurtarmaya yetmeyecektir.
Sözde delil aldıkları bir başka ayete bakalım gelin:
“Sizi Sekar’a sokan şey nedir? Dediler ki, ‘Biz namaz kılanlardan değildik! Yoksulu da yedirmezdik. (Allah’ın ayetlerini inkara) girişenlerle birlikte biz de dalmaktaydık. Ceza gününü de yalan saymaktaydık. Ta ki o kesin gerçek bize geldi!’ Artık şefaatçilerin şefaati fayda vermeyecektir.” (Müdessir 42-48)
İlimsiz ve mealci Müslüman, tam bu ayetleri okurken son kısmı cımbızla çekiyor ve bir müçtehid edasıyla hükmü yapıştırıyor:
‘Bakın! Şefaat diye birşey yok!’
Ve bu dalaletiyle, bir çırpıda şefaati delillendiren onlarca ayeti ve hadisi inkar etmiş olup dinden çıkıyor… ‘(Allah’ın ayetlerini inkara) girişenlerle birlikte biz de dalmaktaydık. Ceza gününü de yalan saymaktaydık.’ diyor ayette bahsi geçen adamlar. Ayetlerle alay edenler ve hesap gününü yalanlayanlar Müslüman olabilir mi? Müslüman olmayana şefaat edilebilir mi?
Görüldüğü üzere bu gibi ayetler hep, İslam’a inanmayan kafirlerin şefaat ve yardım göremeyeceğini delillendiriyor. Kur’an’ı Ehli sünnet alimleriyle okumazsanız, böyle sapmalara çok yerde şahit olursunuz elbet!