
Sign up to save your podcasts
Or


Konuğumuz Gülhan Balsoy ile sokağın kadınlar için istisnai değil tarihsel olarak sürekli bir mekân olduğundan hareketle, Osmanlı’da avare kadınları ve 19. yüzyıl İstanbul’unda kadın yoksulluğunu, görünürlük ve hayatta kalma mücadelesini konuşuyoruz.
Konuğumuz Gülhan Balsoy ile, erkek doktorların “modern tıp” adına kurduğu otoriteyle kadın ebelerin “ihtiyar acuze” diye değersizleştirilmesi ekseninde Geç Osmanlı’da kadın bedeni ve doğum politikalarını konuşuyoruz.
Konuğumuz Gülhan Balsoy ile Osmanlı emek tarihine toplumsal cinsiyet perspektifinden bakıyor; Cibali Reji Fabrikası’nda çalışan kadın işçileri konuşuyoruz.
Konuğumuz Meryem Çakır Kantarcıoğlu ile Köy Kanunu ekseninde, Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e devlet–köy ilişkisnin dönüşümünü konuşuyoruz. Köyü; kırsalın yönetimi, nüfusun denetimi, tarımsal alanların düzenlenmesi ve halk sağlığı politikalarıyla birlikte ele alarak ulus-devletin kırsala nasıl yayıldığının izini sürüyoruz.
Keseden bohçaya, evrak ve okul çantasından plastik poşete uzanan geniş bir çizgide; modern hayatın vitrini ama aynı zamanda görünmez bir kuyusu olan çantayı konuşuyor; çantanın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihsel izlerini ve toplumsal anlamlarını ele alıyoruz.
Konuğumuz Eray Yılmaz ile “başın uzantısı” hâline gelen şapkayı; fötrden kaskete, melondan silindire uzanan biçimleriyle şapkanın Cumhuriyet tarihini konuşuyoruz.
Apaçık Radyo’nun 30. yılında, radyonun en kadim tanıklarından biri olan mikrofonu konuşuyoruz. Bu özel bölümde, mikrofonda o ilk ses yankılanıyor: “Merhaba Kâinat!”
Bertolt Brecht’in “Söz ver bana susmamak için aniden” dizeleriyle, 30 yıldır kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Apaçık Radyo’ya selam gönderiyoruz.
Çok yaşa Apaçık Radyo — hep açık kal!
Metropollerde görünmez kılınan; kırsalda hâlâ yaşamı sürdürülebilir kılan, yoksulluğun, dayanıklılığın ve kolektif hafızanın izlerini taşıyan sobayı ve sobanın Osmanlı ile Cumhuriyet tarihindeki yerini konuşuyoruz.
Bu bölümde yazının kalıcılığıyla sesin uçuculuğu arasında, insanlık hafızasının en kadim tanığı kitabı konuşmaya devam ediyoruz. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan serüveninde kitap; kimi zaman bir güç aracı, kimi zaman bir direniş alanı, kimi zaman da düşüncenin özgürleştiği bir mecra…
Bu bölümde, sözden yazıya uzanan yolculukta kitabı ve kitabın Osmanlı ile Cumhuriyet tarihindeki serüvenini konuşuyoruz.
From the publisher's feed