Körlük yalnızca gözle ilgili değil. Pieter Bruegel’in Körlerin Kıssası tablosu üzerinden, görmeden yürüyen insanları ve birlikte düşen medeniyetlerin çaresizliğine baktık.
Bu bölümde 16. yüzyıl Hollanda’sına gidiyoruz; ama orada kalmıyoruz. Din, siyaset, otorite ve itaatin insanı nasıl körleştirdiğini; körlüğün nasıl bulaşıcı hâle geldiğini birlikte düşünüyoruz. Bruegel’in Körlerin Kıssası tablosunu bir sanat eseri gibi değil, bir uyarı levhası gibi okuyoruz.
Bir zincire tutunmak neden güven verir, ama neden çukura sürükler? Bugün o zincirin adı sadakat mi, ideoloji mi, kariyer mi, yoksa yalnız kalma korkusu mu?
Bu bölüm, bakmakla görmek arasındaki farkı; bastonun ucundaki toprağın titremesini ve tereddüdün neden bazen bir erdem olduğunu hatırlatmak için kaydedildi.
Kulak verin. Ama bana değil; kendi bastonunuza.