22.05.2020 tarihli Tasavvuf Okumaları dersinin kaydı.
Mesnevi’nin II. cildin ilk hikayelerinde, daha çok dervişliğin ilk dönemleri ve çetrefilli halleri anlatılır. Söz gelimi Hz. İsa’dan kemiklerin dirilmesi ile ilgili ilmi öğrenmek isteyen adam hikayesinde, mürşidin sözlerini ezberleyerek etrafı irşâd etmeye kalkışan dervişin yaşadığı acı tecrübeler resmedilir. Buna göre, adamın biri Hz. İsa’ya gelerek, kendisine ölüleri diriltmeye vesile olan ilmi ve tılsımlı sözleri öğretmesini ister. Her ne kadar, İsa (a.s) bu ilmin Peygamberler için olduğunu ve halkı Hakk’a davet etmek için bir araç mesabesinde bulunduğunu anlatsa da adama söz geçiremez. Aldığı manevi bir işaret ile, bu mütecessis kişiye söz konusu ilimden bir kaç lafız aktarmak durumunda kalır. Adam heyecanla, ilk gördüğü kemik yığınına, öğrendiği tılsımlı sözleri okuyup üfleyince, kemikler dirilir. O anda olan olmuştur. Dirilen kemik yığınının altından, kocaman bir aslan ortaya çıkmış ve adamı bir pençesi ile yere devirip canını almıştır. Sonrasında Hz. Mevlânâ, İsa (a.s) ve aslan arasında devam eden mükaleme içerisinde, insanın bir mürşid bulduğu zaman onun vasıtasıyla ölü mesabesinde bulunan canını diriltmeye çalışması gerektiğini izah eder. Kişi, Allah dostunun diriltici nefesi ve sözleri ile kendi canını hayy/diri kılmalıdır. Şeyhten duyulan birkaç hikmetli sözü, başkalarına satmak ve mürşitlik denemeleri yapan kişinin akıbeti ise, şüphesiz bu dirilen aslanın elinden ölümü içen adam gibi olacaktır. Böyle bir çabanın nihayeti, dervişin kendi nefsini vahşi bir aslana dönüştürecek ve onu ruhuna mal olacaktır.
Arzu Eylül Yalçınkaya