
Sign up to save your podcasts
Or


“Tarafsızlık üzerine konuşacağım bugün. Hani şu sıklıkla objektiflikle aynı anlamda kullandığımız tarafsızlık. Oysa bir durumu adil değerlendirmekle o durumda hiçbir tutum almamak aynı şey mi?”
Bu tür ya da Romantik filmler bize sevginin gücünü, aşkıngüzelliğini değil, onarılabilir ilişkiyi satıyor olabilir mi?
Daha iyi bir versionumuz…Bunu duyduğumuzda iki şey olabilir:
“Bir şeyi daha iyi yapabilirim” ile “Ben yeterince iyideğilim”.
Bu iki aynı cümle değildir ve çok farklı yerlere çıkar. Vemalesef zihnimiz bazen ilkini, ikincisi gibi duyar.
Umut, iyi şeyler olacağına inanmak mı; yoksa kötüihtimallere rağmen hareket edebilmek mi?
Sınırlar nerede başlıyor?
Değişime yönelik, herhangi bir konuda, ilişkide, işortamında, sosyal alanda, politik çerçevede, atılan yeni bir adımla ilgili umutlu musun, karamsar mı? sorusu yeterince kapsamlı mı acaba?
İzahı olmayanın mizahı olur.
Gülmek hele de birlikte gülmek ruhumuzu iyileştiren, hadi diyelim, koruyan en özel ve keyifli savunma araçlarımızdan.
Kendime veremediğim izinler, kendimi tanımladığım kalıplar..Kırılan ayağım değil gurum olabilir mi?
Bu sefer yolda Marcus Raichlle ve RobertEisenberger (Learned Industriousness) durak noktalarım oldu. Cognitive Dissonance, bilişsel uyumsuzluk ile yoldaki tabelalar.#CognitiveDissonance
#MarcusRaichlle
Zaman Yönetimi. Halaen çok istenilen gelişim başlıklarında biri.
Ve dilimize pelesenk olmuş bazen bir bahane, bazen birserzeniş.
Zaman. Kıymetli olduğunu söyleyip durduğumuz ancak kıymetinibir türlü tam bilemediğimiz, sürekli elimizden kaçırdığımız, peşindenkovaladığımız bir kavram.
İroni ise zamanımızın aslında kısıtlı ve önemli olduğunuvakti geçtiğinde, sanki o zaman sonsuz mu gibi heba ettiğimizde anlıyorolmamız. Gençlik gibi.
Karar vermek neden bu kadar zor?
Ya yanlış seçersem?
Ya pişman olursam?
Ya aslında ne istediğimi bilmiyorsam?
Bu bölümde seçimler, kararsızlık, özgürlük, anlam arayışı ve gelecekteki benliğimiz üzerine düşünüyorum.
Sürekli doğru kararı vermeye çalışırken hayatı kaçırıyor olabilir miyiz? Ya da anda yaşamaya çalışırken gelecekteki kendimizi ihmal ediyor olabilir miyiz?
Kierkegaard'dan Meghan Sullivan'a, Soul filminden Nonam'ın yıllar önce söylediği birkaç basit ama güçlü cümleye uzanan bir yolculuk...
Belki de mesele kusursuz kararlar vermek değil; belirsizliğe rağmen yaşayabilmek, seçimlerimizin sorumluluğunu alabilmek ve bugünkü kendimizle gelecekteki kendimiz arasında bir köprü kurabilmek.
Çünkü kimi insanlar yarın için bugünü bütünüyle harcar.
Kimileri ise bugün uğruna yarını yok eder.
Belki de akıllı olan, hiçbirini terk etmeden yaşayabilmektir.
#kararvermek #decisionmaking #kiergedard #MeghanSullivan #Soulthemovie
Bazen insanın net bir gündemi olmaz.
Sadece içinde büyüyen bir çaresizlik, bir yorgunluk ve susturamadığı bir itiraz olur.
Bu bölümde; öğrenilmiş çaresizlikten öfkeye, sessizlik sarmalından Hannah Arendt’e, Eric Berne’in “kurban-kurtarıcı-zalim” üçgeninden insanın kendi içindeki karanlıkla karşılaşmasına uzanan bir yerden konuşuyorum.
Biraz kırgın, biraz öfkeli, biraz yorgun…
Ama hâlâ “neyse” diyemeyenlerin bölümüne hoş geldiniz.
Bu haftanın kapanış şarkısı tam da hissettiğim gibi:
İtirazım Var
From the publisher's feed