
Sign up to save your podcasts
Or


Sınır koymanın yanlış yada bencillik olmadığını kendime de ikrar ederken size de bu konuyu acmak istedim. Umarım seversiniz, keyifli dinlemeler.
Herkese güvenen insanlar vardır.
İyi niyetlidirler, empatiklerdir, kalpleri açıktır.
Ama çoğu zaman en çok onlar yorulur.
Bu bölümde “herkese güvenmenin” gerçekten ne anlama geldiğini konuşuyoruz.
Güven ile saflık arasındaki farkı,
iyi kalpli olmakla kendini koruyamamak arasındaki ince çizgiyi ele alıyoruz.
Neden hep aynı yerden kırılıyoruz?
Neden davranışları görmezden gelip niyete tutunuyoruz?
Ve neden sınır koymayı hâlâ suçlulukla karıştırıyoruz?
Bu bölüm;
kalbini kapatmak istemeyen ama kendini de daha fazla incitmek istemeyenler için.
Herkese güvenmek zorunda olmadığını,
ama kendine güvenmeyi asla bırakmaman gerektiğini hatırlatan bir sohbet.
Belki de mesele iyi olmak değil,
kendine iyi davranmayı öğrenmektir.
Bazı yükler bize ait değil.
Bazı güçler ise sadece bize ait.
Güven; başkasının toprağında büyümek değil,
kendi köklerinden güç alabilmektir.
Bu bölüm, kendi güvenini yeniden inşa etmek isteyenler için.
Güven;
ihtiyacın olduğu için değil,
istersen yanında durmaktır.
Kimseye tutunmadan bağ kurabilmek,
kaybettiğinde dağılmayacağını bilmek,
ve buna rağmen kalmayı seçmek.
Güven, romantik bir his değil.
Bir duruş.
Ben buradayım.
Gidersen eksilmem.
Kalırsan kendimi feda etmem.
İşte bu güven.
Bu bölüm bir yapılacaklar listesi değil.
Bir duruş.
Yeni yıldan hız değil,
istikrar istiyorum.
Daha az kanıtlama,
daha çok devam edebilme hali.
Kendimle kavga etmeyi bırakıp
kendime eşlik etmeyi seçiyorum.
Umarım sende seçimini bu yönde yaparsın. Herkese ışık olsun...
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
Kendimizi gerçekten ne kadar önemsiyoruz ? Kendimize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz ? Kendi hayatımızın neresindeyiz ? Biraz kendimiz hakkında sesli konuşalım mı?
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
Hiç kimse kusursuz değil ama herkes kusursuz görünmeye çalışıyor.
Gerçekten iyi hissetmek yerine, iyi hissettiğimizi göstermekle meşgulüz.
Ve işin komiği… bu çelişki artık kimseye garip gelmiyor.”
*
Instagram: oldugukadarrpodcast
Bu bölüm, içimizdeki küflenmiş yükleri ateşe verip kül yaptığımız yer. Affetmek, kimseye iyilik yapmak değil; kendi zincirlerimi sessizce kırmak. Bazen en büyük devrim, kimseye açıklama yapmadan hafiflemek. Kırıldım, düştüm evet unuttum demiyorum… Sadece artık taşımıyorum. Eğer sen de kendi gölgenden çıkmaya hazırsan, bu bölüm sana iyi gelecek.
Ayrılık çoğu insan için bir kopuş gibi görünür; bitti sanılır, tükendi zannedilir.
Oysa bu bölümde ayrılığın aslında sevdanın içinden doğan, ona dahil olan bir yanını konuşuyoruz.
Eksilten ama aynı anda derinleştiren o garip hissi…
İçimizde bir boşluk bırakırken bile bizi büyüten o sessiz dönüşümü…
Attilâ İlhan’ın “Ayrılık da Sevdaya Dahil” şiirinden ilhamla,
ayrılığın sadece bir kayıp değil, kişinin kendine varma yolculuğunun bir eşiği olduğunu anlatıyorum.
Acının içinden geçen ışığı, kalbin karanlık odalarını düzenlemeyi,
gidenin bizden götürdüklerini değil, geride bıraktıklarımızın bize neler öğrettiğini konuşuyoruz.
Bu bölüm;
yıkılmakla büyümek arasındaki ince çizgide duran herkese,
gidenleri anlamaya değil, kalanın kendini yeniden kurmasına odaklananlara…
Ayrılık bir son değil;
bazen insan kendi içine ancak bu sessizlikten geçerek varıyor.
From the publisher's feed