Hayatında, geçmişte yaşanılmış durumların benzerlerini veya hatta aynılarını bu dönemde yaşarken kendi bulabilir, hatta deja-vu yaşıyormuşsun gibi adeta hissedebilirsin. Bu, geçmişi bu ana getiren olaylarda, bugünkü yetişkin sen, durumu olduğu gibi görebildikçe, çocukken ve gençliğinde yaşanan olayların ne olduğunu, neden seni etkilediğini, nasıl etkilediğini, bugüne kadar gelmiş olan kendine dair, ilişkilere dair, hayata dair inançlarının nasıl ve neden oluştuğunu netlik ve açıklıkla görebilir, belki de anlayamamış olduğun ve yalnız hissettiğin gerçekliğine yetişkin halin şahit oluyor olabilir. Bu şahitlikte olanı biteni ve nedenleri gördükçe seni şekillendirmiş olan yaşanmışlıkları ortada açıklıkla gördükçe oluşmuş inanç, bakış açıları ve varoluş şekillerinin seni tanımlamadığını, sana bu oynanan oyunda herkesin kendi rolünü devam ettirebilmesi için sana verilmiş olduğunu bir anda görebilirsin. Sen artık farklı bir yerden varoldukça bu oyundaki rolü üstlenmedikçe, senden beklenen replikleri tekrar etmedikçe sana atfedilen rol, beklenti, ve tanım daha da kendini gösterebilir. Bugünkü yetişkin halin çocukken yaşadığın herşeye şahit olduğu yerde, artık yaşanmışlıklarında yalnız hissetmezsin. Görülmüşsündür. Duyulmuşsundur. Bunun bir başkası olmasını beklerken, yetişkin senin sana şahit olması değildi belki beklediğin. Ama sana ne olmadığını, artık bu inanç ve bakış açıları ve tanımları taşımak zorunda olmadığını gösterir. Geçmişte yaşanmış travmalar, problemler ve yaralar, anlaşılmadıkça, görülmedikçe, anlamlanamadıkça aslında sen parça parça oralarda, o durumlarda, o ilişkilerde, kalmış oluyorsun. Oradaki o yaşanmışlıkla hala boğuşan, uğraşan bir parça sen kalmış oluyor tüm bu olaylarda. Bunları bugünün gözüyle gördükçe, anladıkça, içinde çözümledikçe, orayla uğraşan sen, parçan, enerjin yeniden açığa çıkıyor. Özgür kalıyor. Sana, bütüne geri geliyor. Bu geçmişte takılı, tıkılı kalmış enerjilerin sana, bütüne döndükçe, gerçek gücünü uyanmaya, hissetmeye başlayacaksın. Sevgiyle kal, bütünlükle kal.