Anneliğin sadece sevgi, fedakârlık ve mutlulukla anlatıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Ama annelik aynı zamanda insandan bir şeyler de götürür. Enerji, zaman, yalnızlık ve bazen de kimlik.
Bu bölümde; yurtdışında anne olmanın, ADHD’li DEHB’li bir anne olmanın ve anneliğin görünmeyen yükünün hayatımda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyorum.
Anneliğin kutsallaştırıldığı bir kültürde, annelerin kendilerine alan açmasının neden çoğu zaman suç gibi hissettirildiğini konuşuyoruz. Oysa bazen iyi bir anne olmanın yolu, annelikten kısa süreliğine uzaklaşabilmekten geçer.
Eşimizle ya da arkadaşlarımızla çıkılan birkaç günlük bir tatil, bir mola, yalnız kalabilmek… Bunlar bencillik değil; insan kalabilmenin yolları olabilir.
Annelerin kendilerine bu alanı tanımasına izin verilmeyen ortamlarda ise sevgiyle karıştırılan başka bir şey ortaya çıkar: istismar.
Bu bölüm, anneliğin romantize edilen tarafının ötesine bakmaya ve anneliği biraz daha dürüst konuşmaya davet.