
Sign up to save your podcasts
Or


Tarih Vakfı ile Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi iş birliğinde ve Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen MARKSİZM 201: TARİH VE KURAM seminer serisine F. Ceren Akçabay, 25 Kasım 2019'da "Marksizm ve Hukuk" başlıklı konuşmasıyla katkı sağladı.
Türkiye’de üniversitelerin yaşadığı derin kriz, sadece bilim insanlarının olağanüstü hal uygulamalarıyla tasfiyesini değil, bazı önemli sosyal bilim konularının da üniversite dışında bırakılmasını beraberinde getirdi. Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında, onun kurucusu olduğu düşüncenin günümüzün toplumsal, iktisadi, siyasi sorunları açısından katkılarının ne olabileceği dünyada yeniden yoğun bir akademik ve kamusal tartışma konusu iken, bu tartışmalar yukarıda ifade ettiğimiz sebeplerle Türkiye üniversitelerinde çok büyük oranda yer bulamamaktadır.
"Marksizm 201: Tarih ve Kuram" seminer dizisi Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında kurucusu olduğu düşüncenin bugünün akademik ve toplumsal tartışmalarına katkısını ele almaktadır. Her derste Marksizm ile sosyal bilimin temel tartışma alanlarından birisi arasındaki ilişki önce teorik olarak ele alınarak söz konusu tartışmanın dünya ve Türkiye’de ele alınan konuya katkısının ne olabileceği tartışmaya açılmaktadır.
Koordinatörler: İsmet Akça (Tarih Vakfı), Fırat Çoban (Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi)
Tarih Vakfı ile Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi iş birliğinde ve Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen MARKSİZM 201: TARİH VE KURAM seminer serisine İsmet Akça, 18 Kasım 2019'da "Marksizm ve Devlet" başlıklı konuşmasıyla katkı sağladı.
Türkiye’de üniversitelerin yaşadığı derin kriz, sadece bilim insanlarının olağanüstü hal uygulamalarıyla tasfiyesini değil, bazı önemli sosyal bilim konularının da üniversite dışında bırakılmasını beraberinde getirdi. Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında, onun kurucusu olduğu düşüncenin günümüzün toplumsal, iktisadi, siyasi sorunları açısından katkılarının ne olabileceği dünyada yeniden yoğun bir akademik ve kamusal tartışma konusu iken, bu tartışmalar yukarıda ifade ettiğimiz sebeplerle Türkiye üniversitelerinde çok büyük oranda yer bulamamaktadır.
"Marksizm 201: Tarih ve Kuram" seminer dizisi Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında kurucusu olduğu düşüncenin bugünün akademik ve toplumsal tartışmalarına katkısını ele almaktadır. Her derste Marksizm ile sosyal bilimin temel tartışma alanlarından birisi arasındaki ilişki önce teorik olarak ele alınarak söz konusu tartışmanın dünya ve Türkiye’de ele alınan konuya katkısının ne olabileceği tartışmaya açılmaktadır.
Koordinatörler: İsmet Akça (Tarih Vakfı), Fırat Çoban (Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi)
Tarih Vakfı ile Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi iş birliğinde ve Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen MARKSİZM 201: TARİH VE KURAM seminer serisine Barış Alp Özden, 11 Kasım 2019'da "Marksizm ve Sınıflar" başlıklı konuşmasıyla katkı sağladı.
Türkiye’de üniversitelerin yaşadığı derin kriz, sadece bilim insanlarının olağanüstü hal uygulamalarıyla tasfiyesini değil, bazı önemli sosyal bilim konularının da üniversite dışında bırakılmasını beraberinde getirdi. Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında, onun kurucusu olduğu düşüncenin günümüzün toplumsal, iktisadi, siyasi sorunları açısından katkılarının ne olabileceği dünyada yeniden yoğun bir akademik ve kamusal tartışma konusu iken, bu tartışmalar yukarıda ifade ettiğimiz sebeplerle Türkiye üniversitelerinde çok büyük oranda yer bulamamaktadır.
"Marksizm 201: Tarih ve Kuram" seminer dizisi Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında kurucusu olduğu düşüncenin bugünün akademik ve toplumsal tartışmalarına katkısını ele almaktadır. Her derste Marksizm ile sosyal bilimin temel tartışma alanlarından birisi arasındaki ilişki önce teorik olarak ele alınarak söz konusu tartışmanın dünya ve Türkiye’de ele alınan konuya katkısının ne olabileceği tartışmaya açılmaktadır.
Koordinatörler: İsmet Akça (Tarih Vakfı), Fırat Çoban (Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi)
Tarih Vakfı ile Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi iş birliğinde ve Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen MARKSİZM 201: TARİH VE KURAM seminer serisine Ali Rıza Güngen, 4 Kasım 2019'da "Marksizm ve Ekonomi Politik" başlıklı konuşmasıyla katkı sağladı.
Türkiye’de üniversitelerin yaşadığı derin kriz, sadece bilim insanlarının olağanüstü hal uygulamalarıyla tasfiyesini değil, bazı önemli sosyal bilim konularının da üniversite dışında bırakılmasını beraberinde getirdi. Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında, onun kurucusu olduğu düşüncenin günümüzün toplumsal, iktisadi, siyasi sorunları açısından katkılarının ne olabileceği dünyada yeniden yoğun bir akademik ve kamusal tartışma konusu iken, bu tartışmalar yukarıda ifade ettiğimiz sebeplerle Türkiye üniversitelerinde çok büyük oranda yer bulamamaktadır.
"Marksizm 201: Tarih ve Kuram" seminer dizisi Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında kurucusu olduğu düşüncenin bugünün akademik ve toplumsal tartışmalarına katkısını ele almaktadır. Her derste Marksizm ile sosyal bilimin temel tartışma alanlarından birisi arasındaki ilişki önce teorik olarak ele alınarak söz konusu tartışmanın dünya ve Türkiye’de ele alınan konuya katkısının ne olabileceği tartışmaya açılmaktadır.
Koordinatörler: İsmet Akça (Tarih Vakfı), Fırat Çoban (Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi)
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın yedinci buluşması 9 Ocak 2020 Perşembe günü Nefin Dinç, Lorans Tanatar Baruh ve Erol Ülker’in yaptığı "Köpe Ailesinin Gözünden Savaş ve Mütareke Dönemi İstanbul’unda Yaşam (1914-1923)" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Bu sunum, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına ve Cumhuriyet’in kuruluş dönemine ışık tutacak özel bir görsel, işitsel ve yazılı arşiv koleksiyonu hakkındadır. Söz konusu koleksiyon, İstanbul’da 1897 yılında Fransız ve Macar asıllı bir ailede doğan Antoine Köpe’nin ciltler dolusu anılarına, büyük bir kısmı kardeşi Taib Köpe’ye ait olmak üzere biriktirdiği, daha önce hiçbir yerde basılmamış yüzlerce fotoğrafa ve çizdiği sayfalar dolusu karikatüre dayanmaktadır. Ayrıca bu özel arşivin parçası olan, içinde İstanbul’un daha önce hiç görülmemiş çok sayıda görüntü ve ses kaydının da olduğu bu malzeme, yalnızca Köpe ailesinin değil aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin tarihine de tanıklık etmektedir. Balkan Savaşları’ndan Cihan Harbi’ne, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden modern Türkiye’nin kuruluşuna değin pek çok önemli gelişmeye bizzat şahit olan Antoine Köpe ve ailesi, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu vatandaşıdır. Bu konuşmada öncelikle Köpelerin iki imparatorluk arasında geçen yaşam serüvenine ilişkin genel bir çerçevenin sunulması amaçlandı. Daha sonra Cihan Harbi ve Mütareke Dönemi’ne odaklanarak başta Antoine Köpe olmak üzere aile bireylerinin Selanik’ten, İstanbul’a, Filistin'den Braşova’ya ve Zonguldak’a kadar uzanan yaşam öykülerinden kesitler aktarıldı.
Tarih Vakfı ile Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi iş birliğinde ve Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleştirilen MARKSİZM 201: TARİH VE KURAM seminer serisine Hakan Koçak, 28 Ekim 2019'da "Marksizm ve Tarih" başlıklı konuşmasıyla katkı sağladı.
Türkiye’de üniversitelerin yaşadığı derin kriz, sadece bilim insanlarının olağanüstü hal uygulamalarıyla tasfiyesini değil, bazı önemli sosyal bilim konularının da üniversite dışında bırakılmasını beraberinde getirdi. Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında, onun kurucusu olduğu düşüncenin günümüzün toplumsal, iktisadi, siyasi sorunları açısından katkılarının ne olabileceği dünyada yeniden yoğun bir akademik ve kamusal tartışma konusu iken, bu tartışmalar yukarıda ifade ettiğimiz sebeplerle Türkiye üniversitelerinde çok büyük oranda yer bulamamaktadır.
"Marksizm 201: Tarih ve Kuram" seminer dizisi Karl Marks’ın doğumunun 201. yılında kurucusu olduğu düşüncenin bugünün akademik ve toplumsal tartışmalarına katkısını ele almaktadır. Her derste Marksizm ile sosyal bilimin temel tartışma alanlarından birisi arasındaki ilişki önce teorik olarak ele alınarak söz konusu tartışmanın dünya ve Türkiye’de ele alınan konuya katkısının ne olabileceği tartışmaya açılmaktadır.
Koordinatörler: İsmet Akça (Tarih Vakfı), Fırat Çoban (Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi)
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın on ikinci buluşması 27 Şubat 2020 Perşembe günü, orijinal eserin İngilizceden Türkçeye çevirisi üzerinden, Erik-Jan Zürcher’in internet üzerinden katılımı ve Emre Erol’un moderasyonu ile yapılan "Cihan Harbi Sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nda Milli Mücadele Hareketi’nin İdeolojik Görünümü" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Bu konuşmada Cihan Harbi’nin sona erişi ve Anadolu’da Milli Mücadele Hareketi’nin örgütlenerek bir zafer kazanmasını kapsayan dönem boyunca çeşitli kaynaklardan beslenerek son halini alan ideolojik ana hattın hem kendi iç dinamiklerinin hem de savaş sonrası Avrupa’sının benzer rejimlerine kıyasla gösterdiği özelliklerin bir muhasebesi yapıldı.
Konuşmadaki temel sav Milli Mücadele Hareketi’nin istisnai tarihinin onun ideolojisini oluşturan dört temel unsuru da etkilediği ve bu unsurların sırasıyla imparatorluk mirası, Müslüman milliyetçiliği, Wilsoncu egemenlik kavramı ve antiemperyalizm olduğudur.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın on birinci buluşması 20 Şubat 2020 Perşembe günü Zeynep Kutluata’nın yaptığı "Milli Mücadele’de Kadın Savaşçılar: Kara Fatma(lar) Örneği" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Bu konuşma Kara Fatma janrının tarihsel arka planından yola çıkılarak Milli Mücadele dönemindeki Kara Fatma temsillerine odaklanıyor. Savaş süreçleri cinsiyetlendirilmiş süreçlerdir. Bu süreci mercek altına almak kadınların savaş koşullarında aldıkları pozisyonu açığa çıkardığı gibi milliyetçilik, militarizm ve vatandaşlık pratiklerinin ve söylemlerinin cinsiyetlendirilme biçimlerini de görmemize olanak sağlar. Bu pratikler ve söylemler içinde kadın savaşçılar genellikle bir “istisna” olarak sunulur. Milli Mücadele içinde de kadın savaşçılar belirli politik çerçevelerle gündeme gelir: Ayşe Hanım, Asker Samime Hanım, Nazife Kadın, Tayyar Rahmiye, Zeynep Hanım, Gördesli Makbule, Hatice Hanım... ve Kara Fatma(lar). Anadolu’daki savaşçı kadınlar bağlamında Kara Fatma(lar)ın tarihsel olarak bir janr oluşturduğunu söylemek mümkün. Çeşitli tarihsel dönemlerde, örneğin Kırım Savaşı’nda, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda ve Milli Mücadele Dönemi’nde Kara Fatma(lar) adıyla yer alan kadınlar karşımıza çıkmaktadır.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyet'in kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın onuncu buluşması 13 Şubat 2020 Perşembe günü Prof. Dr. Bülent Bilmez'in yaptığı "Birinci Dünya Savaşı Sonrası Orta Doğu'da Yeniden Düzenlemeler Çerçevesinde 'Kürt Meselesi' ve Kurtuluş Savaşı" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Bu sunumda öncelikle global çerçevede, Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan “yeniden düzenlemeler” ele alındı ve bu konu özellikle Orta Doğu’da ortaya çıkan yeni konjonktürde çıkar çatışmaları ve çakışmaları ile ittifaklar ve anlaşmalar çerçevesinde tartışıldı. Bu bağlamda, özellikle Bolşevik Devrimi’nin bölgeye etkileri, “yeni sömürgeci” yeni dünya düzeninde taşeron rolü üstelenen ulusçu modernistler olarak eğitimli (sivil ve özellikle asker) orta sınıflar, kendi kaderini tayin hakkı ve ulus-devlet meselesi ele alındı. Sunumun odak konusu, savaş öncesinde ve sırasında yaşanan tarihi arka planla birlikte, savaş sonrasında Osmanlı Kürdistan’ında yaşanan yeni güç paylaşımı oldu: Ankara, Bağdat ve Şam merkezli yeni oluşumlar/gelişmeler ve özellikle Ankara merkezli ulus-devlet inşa sürecinde “Kürt Meselesi”. Bu bağlamda diğer bir odak noktası da dönemin önemli aktörleri olarak Ankara Hükümeti’nin belirleyici rolü ve İstanbul’daki Kürt aydınlar ile bölgede yerel Kürt ayanının arayışı oldu
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın sekizinci buluşması 30 Ocak 2020 Perşembe günü Erkan Irmak'ın yaptığı "Şiirin Siyasetle İmtihanı: Nâzım Hikmet'in Hapis Yılları ve Destan'dan Manzaralar'a Yolculuk" başlıklı sunumla gerçekleşti.
1Nâzım Hikmet’in yazımına ilk olarak 1930’lu yılların sonunda başladığı, son şeklini 1950’lerde hapisten çıktıktan sonra verdiği ve yayımlanması ancak yazarı öldükten yıllar sonra, 1968’de gerçekleşen Kuvâyi Milliye; hem yazılış hem yayımlanış hem de okur tarafından alımlanışı açısından Türkçe edebiyatın en ilginç örneklerinden biridir. Nâzım Hikmet’in ya da yazdığı metinlerin ideolojik olarak bağlı olduğu hatta ilham aldığı komünist bir yörüngenin varlığı bugüne kadar sıkça üzerinde durulan bir konu olsa da, tek başına ele alındığında Kuvâyi Milliye’nin yorumladığı ve 1919-1922 yılları arasını kapsayan Milli Mücadele Dönemi’nin, komünizmden çok Nutuk tesirinde ve Atatürk’ün lider olarak öne çıktığı resmi tarih anlayışıyla kaleme alındığı görülmektedir. Oysa aynı Kuvâyi Milliye, Nâzım Hikmet tarafından yeniden yazılacağı Memleketimden İnsan Manzaraları’nın bir parçası olduğunda, söz konusu tarih ve dönem anlayışının tümüyle değiştiği ve Milli Mücadele’nin, bir lider etrafında gelişen donuk ve epik bir kahramanlık ânı değil, emperyalist güçlere karşı girişilen bir halk hareketi olarak değerlendirildiği görülür. İki metnin yıllar içinde, Türkiye’deki etkin ideolojik kamplarca (İslamcılık, milliyetçilik, ulusalcılık) yorumlanış ya da sahipleniliş/reddedilişindeki farklılıklaşmalarsa metinden yola çıkan ancak metin-dışı koşulların etkisiyle şekillenen yeni bir katman olarak görülebilir.
From the publisher's feed

13 Listeners

5 Listeners