
Sign up to save your podcasts
Or


İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın sekizinci buluşması 16 Ocak 2020 Perşembe günü Ahmet Kuyaş'ın yaptığı "Tarihin Adları, 1918-1923" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Mondros Bırakışması’yla Lausanne Antlaşması arasındaki beş yılın Türkiye tarihindeki önemi birçok tarihçiyi baştan çıkarmıştır. Dolayısıyla bu beş yılın sayısız öyküsü var tarihyazımımızda. Kimi savaş mağlubu bir imparatorluktan ulus-devlete geçişi, kimi bir “kurtuluş savaşı”nı, kimi Cumhuriyet’e gidişi, kimi de bu büyük anlatıların içindeki daha küçük boyutlu yerel gelişmeleri ya da kişisel serüvenleri anlatmıştır. Tabii bütün bu anlatıların bir öznelliği var ve bu öznellikleri “tarihimiz” dediğimiz büyük resmin daha renkli, daha canlı olmasına katkıda bulunuyor. Ancak, bu öznelliklerin zaman zaman büyük resimle ilişkilerinin sorunlu olduğu da görülüyor. Hatta bazı anlatılarda kullanılan terminolojinin büyük resmi hepten bulanıklaştırması söz konusu olabiliyor. Bu konuşmanın amacı söz konusu terminolojinin çok boyutlu bir eleştirisini yaparak döneme ilişkin tarihyazımının bir nebze daha billurlaşmasına katkıda bulunmaktır.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın yedinci buluşması 9 Ocak 2020 Perşembe günü Nefin Dinç, Lorans Tanatar Baruh ve Erol Ülker’in yaptığı "Köpe Ailesinin Gözünden Savaş ve Mütareke Dönemi İstanbul’unda Yaşam (1914-1923)" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Bu sunum, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına ve Cumhuriyet’in kuruluş dönemine ışık tutacak özel bir görsel, işitsel ve yazılı arşiv koleksiyonu hakkındadır. Söz konusu koleksiyon, İstanbul’da 1897 yılında Fransız ve Macar asıllı bir ailede doğan Antoine Köpe’nin ciltler dolusu anılarına, büyük bir kısmı kardeşi Taib Köpe’ye ait olmak üzere biriktirdiği, daha önce hiçbir yerde basılmamış yüzlerce fotoğrafa ve çizdiği sayfalar dolusu karikatüre dayanmaktadır. Ayrıca bu özel arşivin parçası olan, içinde İstanbul’un daha önce hiç görülmemiş çok sayıda görüntü ve ses kaydının da olduğu bu malzeme, yalnızca Köpe ailesinin değil aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin tarihine de tanıklık etmektedir. Balkan Savaşları’ndan Cihan Harbi’ne, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden modern Türkiye’nin kuruluşuna değin pek çok önemli gelişmeye bizzat şahit olan Antoine Köpe ve ailesi, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu vatandaşıdır. Bu konuşmada öncelikle Köpelerin iki imparatorluk arasında geçen yaşam serüvenine ilişkin genel bir çerçevenin sunulması amaçlandı. Daha sonra Cihan Harbi ve Mütareke Dönemi’ne odaklanarak başta Antoine Köpe olmak üzere aile bireylerinin Selanik’ten, İstanbul’a, Filistin'den Braşova’ya ve Zonguldak’a kadar uzanan yaşam öykülerinden kesitler aktarıldı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın altıncı buluşması 19 Aralık 2019 Perşembe günü Tuba Demirci'nin yaptığı "Mütareke’den Milli Mücadele’ye Annelik, Çocuk Refahı ve 'Ev Cephesi' Tartışmaları, 1918-1922" başlıklı sunumla gerçekleşti.
Büyük Savaş’ı takip eden Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi'ne ilişkin tarihsel çalışmalar arasında annelik, çocuk refahı ve “ev cephesine” odaklanan örnekler Türkiye’deki tarihyazımı açısından oldukça yeni ve sınırlıdır. Bu dönemin şartlarını ve bu şartların farklı yazın türlerine yansımalarını değerlendiren çalışmalar kuşkusuz hem Büyük Savaş ve sonrasının doğrudan savaşmayan bireylerce nasıl deneyimlendiğine ilişkin daha bütünlüksel anlatılar oluşturulmasına hem de Türkiye’deki tarihyazımı kapsamının “cephe gerisindeki cepheyi” de işin içine katarak tamamlanmasına vesile olacaktır. “Erkeksiz” evler ve aileler, savaş şokundaki melankolik gaziler, savaş yoksulluğu kıskacındaki ev halkı ve gündelik hayat, Mütareke ve Milli Mücadele dönemlerinin askeri tarih hâkimiyetindeki anlatılarına farklı bir bakış sağlarken, Erken Cumhuriyet Dönemi'nin nüfus ve toplumsal cinsiyet siyasetinin içerik ve sınırlarının anlamlandırılması için de imkânlar sunacaktır.
Bu konuşma; Mütareke’den Milli Mücadele Dönemi'nin sonuna kadar annelik, çocuk refahı ve ev cephesine ilişkin sorun alanlarını tartışırken savaş ve Mütareke şartlarının Türkiye’deki anneci siyasetin gelişim dinamiklerine katkısına, aynı zamanda kadınların Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi tarihyazımına kısmi olarak yansıyan “öteki” gündemlerine odaklanıyor.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıl dönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın beşinci buluşması 5 Aralık 2019 Perşembe günü Esra Dicle’nin "'Karşıda Bir Milyar, Bir Milyar Candan Düşman': Halkevleri Dönemi Tiyatro Oyunlarında Kurtuluş Savaşı" başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
1932-1951 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin kültür kurumu olarak faaliyet gösteren Halkevlerinin dokuz şubesi içinde en etkin şubesi, tiyatro kolu olur. Devletin modern-millî karakterini, resmî tarihini, kimliğini, hedeflerini; kısacası resmî ideolojisini içeren ve pekiştiren, sayısı 100’ü aşan bu oyunlar Halkevleri ve Halkodaları aracılığıyla ülkenin birçok noktasında sahnelenir. Söz konusu oyunların en önemli konularından birisini Millî Mücadele anlatıları oluşturur. Özellikle okullarda oynanması için yazdırılan oyunlarla Cumhuriyet’in onuncu yıl kutlamaları dolayısıyla yazdırılan oyunlarda Kurtuluş Savaşı; iç-dış düşmanların tanımlanması, Türk kimliğinin “fıtratına” dair açıklamalar, feda kültürünün aşılanması, lider-ordu-asker millet bütünleşmesinin vurgulanması gibi hususlar üzerinden ele alınarak önemli bir propaganda işlevi görür ve Millî Mücadele’nin resmî tarihyazımına eklemlenir. Bu konuşma, metinlerden örneklerle, bu oyunların Milli Mücadele’ye dair resmi söylemin oluşumundaki rolü ve işlevine odaklanıyor.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıldönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın dördüncü buluşması 21 Kasım 2019 Perşembe günü Neslişah Başaran’ın "Avrupalıların Ekonomik İmtiyazları Milli Mücadele’den Sağ Çıkabildi Mi? Milli Mücadele Dönemi'nde Ekonomik Milliyetçilik ve Yabancı Sermaye İlişkisi” başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
Konuşmanın ana konusu 1923 yazında Ankara Hükümeti ve Avrupalı imtiyaz sahibi şirketlerle yapılan görüşmelerdir. Bu görüşmelerde şirketlerin ve Ankara’nın tutumu savaş sonrası Avrupa emperyalizminin içine girdiği yönelimler ve Ankara Hükümeti’nin İttihatçı iktidardan devraldığı ekonomik milliyetçilik politikaları genel çerçevesi içerisinde değerlendiriliyor. Bu bağlamda, ekonomik milliyetçiliği ilk olarak gündeme getiren İttihat ve Terakki Hükümeti’nin “milli iktisat” siyasetine ve yabancılara verilen ekonomik imtiyazların bu siyaset içerisinde kendisine nasıl yer bulduğuna değinilerek İttihatçıların tutumu ile Ankara Hükümeti’nin tutumu karşılaştırılıyor. Ankara Hükümeti'nin iktisat politikasının önemli unsurlarından biri İzmir İktisat Kongresi’dir, dolayısıyla yabancı sermaye ve imtiyazlar konusunun Kongre’de nasıl değerlendirildiği de konuşmanın parçalarından birini oluşturuyor. Sorunun Lozan Barış Konferansı’na nasıl yansıdığına da değinilerek Kuruluş Dönemi'nde, yani 1920’lerde, Ankara Hükümeti’nin yabancı sermaye ve imtiyaz konusundaki tutumu ele alınıyor.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıldönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın üçüncü buluşması 7 Kasım 2019 Perşembe günü Ahmet Demirel’in "Milli Mücadele Meclisi’nde İktidar ve Muhalefet” başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
Bu Meclis içinde, Birinci Dünya Savaşı sonundaki yenilgiye karşı direniş konusunda tam bir görüş birliği olmasına rağmen, iç politika konularında derin görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Başlangıçta bir bütün olarak hareket eden Meclis, zamanla iktidar, muhalefet ve bağımsızlar olmak üzere üç parçaya ayrılmıştır. Yıllar boyu tarih yazımında iktidar “çökmüş Osmanlı kurumları ve kültürünü ortadan kaldırarak yerine modern, laik, demokratik kurumlarla, rasyonel bir ideoloji ve zihniyet getirme hedefiyle hareket eden ve sonunda bunu başaran laik, devrimci, demokrat radikaller” olarak nitelendirilirdi. Muhalifler ise bağımsızlarla aynı sepete doldurulup haklarında özetle şöyle denildi: “Modern ve laik bir devletin kurulmasına karşı çıkıp, Osmanlı kurumlarının tamamının muhafazasını amaçlayan muhafazakârlar; Mustafa Kemal’in otoritesine karşı çıkan dinci-gerici şeriat ve hilafet yanlıları”
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıldönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın ikinci buluşması 24 Ekim 2019 Perşembe günü Sinan Yıldırmaz’ın, "Dolchstoßlegende'den 'Almanya Yenildiği İçin Biz De Yenik Sayıldık'a Yenilginin Tarihyazımı” başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
Tarihin nasıl ve kimler tarafından yazıldığı tartışmasında en “klişe” sözlerden birisi “tarihin galipler eliyle ve onların gözünden bakılarak yazılmış olduğu” iddiasıdır. Bununla birlikte Birinci Dünya Savaşı gibi modern dünyanın dengelerini yeni baştan tanımlayacak bir savaşın sonunda, savaşın tarihi yalnızca yenenler tarafından yazılmamıştır. Yeni savaşlar ilk büyük savaşın yıkıntıları arasından yükselecektir. Hem iki savaş arası dönemde hem de İkinci Dünya Savaşı sırasında savaşın tarihyazımı “yenilenler” veya “yenik sayılanlar” tarafından da yazılacaktır. Böylelikle yeni çatışmaların ve savaşların toplumsal meşruiyetini kurmak daha mümkün hale gelebilmiştir. Bu konuşmada; Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan iki ülkede, Alman ve Osmanlı İmparatorluğu’nda, savaşın nasıl tanımlandığından yola çıkarak hem Milli Mücadele’nin hem de İkinci Dünya Savaşı’nın meşruiyetinin nasıl tanımladığını karşılaştırmalı bir yerden tartışıldı.
İmparatorluğun yıkıldığı ve Milli Mücadele’nin başladığı sürecin en önemli kırılma anlarının yüzüncü yıldönümlerini yaşarken Tarih Vakfı çatısı altında, Engin Kılıç’ın koordinatörlüğündeki 2019 Güz ve 2020 Bahar dönemlerinde Mütareke ve Milli Mücadele konuları ele alınarak bu konulara hem tarih hem edebiyat disiplinleri açısından bakıldı. Yeni bulguların ortaya konduğu ve döneme ilişkin hâkim söylemin sorgulandığı konuşmalardan oluşan bu dizi ile Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlayan bu sürece dair taze, eleştirel ve çok boyutlu bir perspektif sunmak amaçlandı.
“Tarih ve Edebiyatta Mütareke ve Milli Mücadele” temasıyla düzenlenen programın ilk buluşması 10 Ekim 2019 Perşembe günü Erol Köroğlu’nun “Milletin Ebedi Mücadelesi: Türkçe Edebiyatta Kurtuluş Savaşı Anlatıları Türü” başlıklı sunumuyla gerçekleşti.
From the publisher's feed

13 Listeners

5 Listeners