Daha 1 ay geçmeden 'Sana ihtiyacım yok, herkes kendi yoluna!" denilerek bozulan ittifakın yeniden kurulmaya çalışılmasının anlamı açık: Tek başına başarı ihtimali yok! Tamam... da... insanların siyaset algısı bu tavırlardan sonra nasıl değişiyor? Biraz da bunu konuşmak gerekmiyor mu?
Mehmet Soysal'ın bir köşe yazısıyla başlattığı bu tartışma, sadece tek soruyla kalmamalı bence. İçine hem Türkiye'deki özgürlük ortamı girmeli hem akademi camiasına yönelik operasyonlar hem de gazeteci- aktivist ayrımının haklı ve haksız yönleri...
Temel ekonomik göstergelerle ekonomi teorisini karşı karşıya getiren bir süreç yaşıyoruz... ya da öyle anlatılıyor bize... Gerçeklikten kopmanın nasıl bir tehlike olduğunu fark etmez ve kendi mahallelerimizin algılarıyla hareket edersek bu bizi iyi bir noktaya taşımayacak...
Diyanet İşleri Başkanının "insani ziyaret" diye açıkladığı olay tartışılmaya devam ediyor ama bir farkla: Olay artık Cumhurbaşkanının himayesinde! Gelin o zaman biz de başlıktaki soruyu soralım: Biz, Cumhurbaşkanı gibi düşünmek zorunda mıyız?
Yerel seçimler yaklaşırken sonunda bunu da gördük. Bir imam, Cuma hutbesinin ardından, iktidar partisinden adaylığını açıkladı. Gelin bu sabah 'aday olmak kararı' üzerine konuşalım