2 yıldır büyük itirazlara, "Boğazı betonla doldurmayın" çıkışlarına rağmen büyük bir inatla sürdürülen Kabataş Martı Projesi iptal edildi. Gelin bu sabah; aslında o iptalin 7 ay önce olduğunu, buna rağmen hiçbir şey değişmemiş gibi davranılmasının nedenini ve hayatlarımıza dökülen betonu konuşalım...
Olanı görmezden gelmek de yetmiyor artık... kimsenin görmemesini de sağlamak gerekiyor. Ne Şarbon tehlikesi, ne ekonomik kriz, ne trafik kazalarında akın akın can kayıpları... Duyulmamalı, konuşulmamalı.
Kurban Bayramının birinci günü Rize'de kesimden kaçıp dördüncü gün Trabzon'da ortaya çıkan boğa Ferdinand, özgürlük mücadelesinin simgesi oldu. İyi de bu işte bir terslik yok mu sizce? İçgüdüsel bir kaçış hareketiyle insanın zihninde kurgulayarak ulaştığı özgürlük duygusu aynı olabilir mi?
Elinizde istediğiniz gibi talimat verip, istediğinizi söyleyecek/ yazacak bir medya düzeniniz varsa, hayat size güzel... Mesela onlara büyük hikayeler anlattırıp iktidarınızı perçinleyebilir ya da sevmediklerinizi vatan haini ilan ettirip yolunuzdaki dikenlerden kurtulabilirsiniz...
Ekonomideki kötü gidişatı sürekli olarak "Türkiye'nin kıskanılmasına' bağlayanlar, diğer olumsuzluklar için de aynı yöntemi kullanamaz mı? Ankara'nın göbeğinde ortaya çıkan şarbonlu hayvan skandalı için mesela? İyi de, bu yalanın Kapıkule'nin ötesinde geçerliliği var mıdır?