İçinde bulunduğumuz krizi sadece ekonomik boyutuyla tarif etmeye çalışırsak hata yaparız. Çünkü her ne kadar sonuçları ağırlıklı olarak ekonomik yaşama etki etmiş olsa da, demokrasi açısından eksikliklerimizi de yüzümüze çarpıyor aslında...
Aylardır hamasi nutuklarla görmezden gelinen ekonomik sert iniş gerçekleşti. Bir yanda ekonominin bir bilim dalı olduğunu kabul etmedikleri için krizi yönetemeyenler, diğer yanda ise bu krizin ülkenin tamamını ilgilendirmediği gibi saçma bir fikre kapılıp el oğuşturanlar, 'oh olsun' diyenler... Peki biz nasıl çıkarız bu sıkıntıdan?
Dolar, Euro, Sterlin... hepsinin karşısında sürekli değer yitiren paramız tek sorunumuz değil. Yani yaşadığımız krize sadece böyle bakacak olursak sorunu çok küçümsemiş oluruz. Krizi baştan beri görmezden gelenler en azından bu noktada rasyonel bakmak zorunda... da... olur mu? Orası biraz şüpheli...
ABD'ye giden heyetten hayırlı haber beklerken Ordu'daki insan eliyle göstere göstere yaratılmış doğa felaketini yaşadık. Peki, doğayı denizi eliyle yıkan insan değil mi cehaletiyle ekonomiyi perişan eden de?
Doların bir türlü düşmek bilmeyen ateşi için -çoğu son derece saçma- öneriler bir yana ilk kez somut bir adım atıldı. 3 bakanlığın yetkililerinden oluşan 9 kişilik bir heyetin ABD'ye gittiği açıklandı. İyi ama, düne kadar 'yargı bağımsızlığı' nutukları atılıyorken nereden çıktı bu kabullenilmiş pazarlık?