Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz'a yönelik giderek ağırlaşan ve sonunda 'Kimsin sen ya? Terbiyesiz!" noktasına gelen çıkışları, aslında AB'nin çapsız yöneticilerinin ilişkilerin geldiği noktayı öngörememesinin bir sonucu. Gelin konuşalım.
Bu hafta sonu Türkiye'de akademik dünya için bir ilk yaşandı. Rektörlük seçimlerine katılmamış -evet, yanlış duymadınız- bir akademisyen, 29 Ekim'de yayınlanmış bir KHK sayesinde Türkiye'nin en önemli üniversitelerinden birine Boğaziçi Üniversitesi'ne Rektör olarak SEÇİLDİ! 'Seçime girmeden seçilmek' akademik dünya için ne anlama gelir, gelin konuşalım.
Trump'ın seçilmesiyle, dünyanın geri kalanı gibi kendi sorunlarını unutup Amerika'ya kilitlenen ülkemizin, kendi durumunu konuşmaya dönmesi gerek. Çünkü önümüzdeki günler 'Türkiye'nin Başkanı' için hazırlıkların hızlandığı bir dönem olacak. Gelin konuşalım.
Seçim bitti, tartışması kaldı yadigâr... Neden bu kadar; dışlayıcı, kaba, görgüsüz, cahil bir adamı seçti Amerika lider olarak? Ya da şöyle soralım: Neden böyle adamların arkasına takılıyor kitleler hem de sadece ABD'de değil? Gelin konuşalım...
ABD Başkanlık seçimleri bütün dünyada; hırslı, sert söyleme sahip, takım oyunundan çok kendini öne çıkartan lider figürlerinin devrinin açıldığını gösteriyor. Peki bu durum, uzun süredir benzer bir lider profiliyle yönetilen Türkiye'yi nasıl etkiler? Gelin konuşalım...